Hidrokarbon yataklarından bahsederken bunun bir yönüyle Kıbrıs için büyük bir zenginlik ve huzurun habercisi, diğer yönden yeni çatışmaların nedeni olabileceğini vurgulamıştım. 12’nci Parsel’de bulunan doğal gaz ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) içinde bulunacak yeni kaynaklar Kıbrıs’ın zenginliğidir. 2014’te 10’ncu ve 11’nci bölgelerde Fransız TOTAL, 2015’te de 2’nci, 3’ncü ve 9’ncu bölgelerde İtalyan ENI ve Koreli KOGAS firmalarının yeni çalışmaları planlanmıştır.

Hidrokarbon kaynaklarının çıkarılması ve tüketicilere ulaştırılması zaman alacak, 12’nci parseldeki doğal gaz da ancak 2018 yılında pazarlanabilecektir. 2018 Yılı bölgedeki sorunların çözümü için doğal olarak sınırlayıcı bir takvimdir.  Bu sürede sorunlarını çözen devlet ve hükümet yöneticileri ülkelerinin refah seviyesini yükseltebilecektir. İş dünyasındaki gibi ortaklığın gücü dikkate alınarak sorunları barışçı yollarla çözen ve karşılıklı işbirliğine giden yöneticiler, hem kendi ülkelerini zenginleştirecek hem de yaratacakları huzur ortamıyla bugün göremediğimiz yeni zenginliklerin ve gelişmelerin de yolunu açacaktır. Bunun tersi ise yeni kavgalar, huzursuzluklar ve kanlı savaşlar demektir.

Devlet ve hükümet yöneticilerinin uyumsuzluğu, adil ve hukuki olmayan talepleri sonucu hidrokarbon kaynakları uğruna çıkacak savaşlarda genç insanların ölmesi bize kazanç sağlamayacak, sadece silah tüccarlarının kasalarındaki dolarları artıracaktır.

Henüz ortada güncel bir kriz olmadığını düşünerek bunu yapay bulan, etkili sondajlar için daha uzun yıllar gerektiğini düşünenler geleceği göremeyenlerdir. Doğu Akdeniz hidrokarbon kaynakları gelir getirici bir seviyeye gelinceye kadar kim öle, kim kala, kim bilir o günlere gelinceye kadar köprülerin altından daha ne sular akacak diyenler, hiçbir hazırlık yapmadan halkına gelecekte karanlık günleri layık görmektedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, bugünkü AB’nin çekirdeği olan “Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu” Almanya ve Fransa için ne olduysa, Kıbrıs’ın çevresindeki hidrokarbon kaynakları konusunda yapılacak işbirliği de Doğu Akdeniz ülkeleri ve özellikle Kıbrıs için ayni olabilir. Bu konudaki ısrarcı yazılarımla dikkati çekerek ilgili devlet ve hükümet yöneticilerinin 2018 yılına kadar karşılıklı uyum içine girmelerini arzu ediyorum.

Türkiye bugüne kadar Ege ve Akdeniz’de MEB ilan etmemiş ve sadece Karadeniz’de ilan etmiştir. Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin başını çektiği birkaç ülke kendi aralarında imzaladıkları anlaşmalarla MEB sınırlarını karşılıklı hakkaniyet ilkesi temelinde belirlemiştir. Türkiye bu anlaşmalara itiraz ederken Kıbrıs’ın batı ve güneybatısını kendi MEB’si olarak göstermektedir. Kıbrıs’ın doğu ve güneydoğusunda ise Kıbrıs Cumhuriyeti yerine KKTC’nin haklarından bahsetmekte ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’de MEB hakkı olmadığını ima etmektedir. Anlaşmazlığın ve uyumsuzluğun temeli de Türkiye devlet ve hükümet yöneticilerinin bu yaklaşımıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5