Okurlarım bana sıkça sorar “Her gün yazı yazmak zor değil mi?” diye. Asla değildir. Asıl zor olan, çoğu zaman yazılarımızı yazarken duyduğumuz acıdır. Çünkü keyif verici, iç açıcı o kadar az yazı yazabiliyoruz ki içine yuvarlandığımız bu sorunlar denizinde...

Çok acı veren yazılarımdan birini de geçen şubat ayında yazmıştım. Okurlarımdan gelen sitemler ve yakınmalar üzerine kaleme alınan bu yazı sağlık servislerimizin morguna dairdi. Şunları vurgulamıştım o yazımda:

“Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin eleştirilmedik yeri ve hizmeti bırakılmadı. Ama bir teki hariç: Buranın morgu ve morg hizmetleri!..

Morg ve morg hizmetleri dokunulmazlığı olan bir konu gibi algılanmakta… Adeta tabu… Hiç ilgileneni ve eleştireni yok!.. Çoğu cenaze sahibi de, manzarayı yadırgamalarına karşın seslerini çıkarmıyor…

Neden bu böyle?.. Neden es geçiliyor bu morgun içler acısı hali?..

Orası hepimizin artık mezarlıktan önceki son durağı olduğu için mi?..

Cansız bedenlerden şikayet ve tepki gelmediği için mi?..

Oraya kaldırılan cansız bedenler son durakta artık hiçbir ilgiye ve göreve gereksinim duymadıklarından dolayı mı?..

Ama asıl işte bu son durak olma özelliğiyle anlam ve önem kazanmaktadır orası…

Sevdiklerimiz son yolculuklarına çıkarken en temiz, en saygılı ve en vefalı biçimde uğurlanmalı. İnsanlık geleneği bunu öngörür…

Oysa son nefesini verenlerimiz, artık hiçbir değer değilmiş gibi muamele gördüğü o ilkel atmosfere terk ediliyor, tabuta konulup son yolculuğuna çıkarılmadan önce…”
     *       *      *

İşte bu satırlarla başlayan ve süren bu yazım üzerine morga dair okurlarımdan gelen sitemler daha bir yoğunlaştı. Yazının yazılmasının telkincilerinden biri olan ve o günlerde sevgili eşini yeni yitiren Harid Fedai ağabeyimiz, “İnsana saygısı olan hiçbir düzende böyle bir morgculuk anlayışı olamaz” demişti bana derin bir acı ve öfke içinde.

Geçen hafta sonunda medyamıza yansıyan bir haber, ilgililerin artık morg konusundaki haklı sitemlere ve yakınmalara duyarlılık gösterdiğini duyumsatacak nitelikteydi. Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki iyileştirme çalışmaları çerçevesinde morg da baştan aşağı yenilenmişti. Bu durum, morgun pırıl pırıl görüntüsünü yansıtan bir fotoğrafla birlikte topluma duyuruluyordu.
     *      *      *

Dilerim bu morg yenilemesi, sadece fiziki yapı ve görsel imajla sınırlı kalmaz. Morg yönetim ve hizmetlerinin de mutlaka ıslah edilmesi gerekir. Yakınlarının defin işlemleri için morga gidenler meftayı buzluktan cenaze arabasına taşırken yardımcı bulamadıklarını söylüyorlar. 24 Şubat’ta bu köşede yayımlanan “Morg” başlıklı yazımın altına Girneli bir okurum internetten şu notu düştü:

“Kaybettiğim babamın naşını morgtan almamız bana unutulmaz anlar yaşattı. Halen şoktayım. Cenazeyi alabilmek için morg görevlisini uzun süre arayarak bulduk. Hiç kimse naşı tabuta koymak için bize yardım etmedi. Ben buz gibi naşı tutup yeğenimle birlikte tabuta koydum. Ama o günden bu yana derin dondurucuyu açıp içinden et çıkartamıyorum.”  

Geçmişte ben de bir yakınımın defin işlemi için o hüzünlü mekana gittiğimde mesai saati olmasına karşın bana yardımcı olacak bir görevli bulamamıştım… Kasvetli, ıssız ve soğuk koridorlarda görevliyi bulabilmek için bir süre dolaştım. En sonunda bulduğum görevli, gençten bir adamdı... Neden yerinde durmadığını sorduğumda bana verdiği yanıt hâlâ belleğimde çakılı:

“Abi gördün işte; burası durulabilecek bir yer mi?!..”

Sözün özü, orada her şeye rağmen durabilecek ve cenaze sahiplerine yardımcı olabilecek güçte görevliler seçilmeli. 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31