-Ya Dolgun hep söylersin ama Rumlar da sizi keserlerdi.

Hala eskisi gibi birlikte yaşayabileceğinize inanıyor musun?

1963’e, oradan 1974’e gidilen süreci anlattım, pek anlamadı arkadaşım.

Pazar günü neredeyse tüm gün birlikteydik.

Fotoğraf çektik Balat Fener İskelesi’nde.

Güneş yükselmişti gittiğimizde.

Galata kulesi neredeyse güneşin haleleri arasında kaybolmuştu.

Yine de tarihi bölgeyi çektik durduk.

Nedense  milyonlarca kere çekilmiş yerleri hepimiz de defalarca çekeriz.

Çünkü köşe aynı köşedir ama günler farklı.

Oradan geçenler, ağaçlar, toz toprak, hava farklı.

En önemlisi siz farklısınız.

Bostancı’da arkadaşımın yakınının heykel sergisi varmış,”Birlikte gidip katalog için eserlerini çeker miyiz?” diye sordu, ben de “Gideriz” diyerek Fener’den sonra oraya gittik.

Trafik belki Pazar oluşundan, belki başka şeyler vardı ,rahattı.

Epey geç saatte dönerken arabadaki diğer arkadaş,” Van’da büyük bir deprem olmuş, çok sayıda ölü varmış duydunuz mu?” diye sordu.

İş varken radyo yoktu.Haberimiz olmadı o yüzden.

İstanbul depremini yaşamış biri olarak dondum.

Telaşlandım.

”İnsanlar kim bilir ne kadar zordadırlar” dedim.

Yıkılmış binaların altlarında ezik bacakları ile bekleyenler, şuurunu yitirmiş ölüme çok yakın, kucağında çocuğu olduğu halde çıkartılmayı bekleyenler.Dışarıda kalmışların içerideki yakınlarını umutla beklemeleri.

Gecenin soğuk yüzü.

Karanlık.

Ve daha bir sürü olumsuzluk geçti içimden.

Tekrar yaşamış gibi oldum ve ne yapabiliriz diye sorguladım kendimi…

O an için üzülmekten başka hiçbir şey.

Sabahtan beridir aç olmama rağmen iştahım da kaçmıştı üstelik.

-Pide yiyelim mi? Diye sordu arkadaşım.

-Fark etmez dedim, dalgın bakarken

Onun yıllardır gittiği pidecisine gittik, Saat 19:00 civarları.

Lokantadaki televizyon, depremle ilgili haberleri verirken lokantacı haberleri kapatıp başka kanalı açtı.

Fenerbahçe- Samsun maçı varmış.

Kollarına siyah bant takarak çıktı oyuncular, depremden dolayı matemleri vardı.

-Birkaç gün önceki 24 şehit için memleket, hem ağladı hem de protesto için yürüdü…

Bu büyük felaket karşısında bir gün bile yas ilan edilmedi.

Yazık.

O seyirciler, insanlar ölümle pençeleşirlerken bağıracaklar, hele gol olursa.

Fakat o anlarda beton altında inleyen yavrular, analar ve kısaca insanlar olacak.

Lokantacı,”Biz Türkler yine de çok insaflıyız” dedi…

-?

Devam etti, ”Onlara hiç yardım etmemek lazım çünkü onlar bizim askerlerimizi vuruyorlar ama yine de biz yardıma koşuyoruz” , dedi ve maça konsantre oldu.

Hiçbir şey duymadım o andan sonra.

Maç mı vardı, lokantacı bir şeyler daha mı söyledi bilemiyorum.

Arkadaşıma dönerek,” Biz de önce 1963’e, oradan 1974’e işte böyle geldik” dedim.

Önce ne dediğimi anlamadı sonra uyandı…

Bugün Türkiye tehlikeli bir ayrışma yolunda ilerletiliyor.

Uyanmazlarsa bizim yaşadıklarımızı aynen yaşayabilirler.

Ve başka ülkeler onları ayırmak için tıpkı bizi ayırdıkları gibi bölerler.


Günün Karikatürü:

1.20111027225224.jpg

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31