Seracılar, tarlacılar, sütçüler, hayvancılar.

Bakkallar, esnaflar, makinistler, çorapçılar…

Taksiciler, turizmciler, yayalar, öğrenciler…

Ev hanımları, ayırımcılık olmasın diye ev adamları, iş sahipleri, zanaatkârlar…

Daha da sayayım mı?

Su gelince daha iyi olacağız, dediler.

Hep birlikte, hep beraber bu yola çıktılar.

Yolda baktılar toprak var, gübre var, tohum var, bir de çalışacak emek var…

Ama nedense tohum fidana, fidan ağaca dönüşmüyor.

Çünkü su yok…

Geçen gün gördüm.

Maraş’ın girişinde su kuyusu var.

Su kuyusunun başında tanker var.

Tankerin içinde şoför yok ama tankerin yanında bir köpek var.

Köpek beni göründe “Hav” dedi.

Baktım, bakınca tankerin diğer tarafına kaçtı.

“Gel yanına” diye seslendim.

“Cık” dedi tankerin önüne kaçtı.

Önüne gittim, köpek orada değildi.

Bir inilti duydum, köpek tarlaya kaçtı.

Döndüm tankere.

Oradan su sesi geliyordu.

Karanlıktı.

İyice yaklaştık, telefonun ışığını açtım.

Tankerin arkasından su akıyordu.

Demek tanker doluydu.

Demek tankere oradan o toprağın altındaki kaynaktan su basmışlardı.

Orada “koca tankeri, madem su kaçırıyor, neden sabaha kadar dolu bekletiyorsunuz da su boşa gidiyor” diyecek kimse yoktu.

Muhtemelen sabah yürüyüş yapan Halim Bey de umursamadan geçip gitmiştir…

Ayşe Hanım ve Mualla Aba gibi.

Neden baksınlar ki?

Ayşe Hanım geçen gün sekileri yıkıyordu…

Öğlenin kavurucu sıcağında hem de.

Etraftan geçenlere bakarak, bakın ne  güzel yıkarım, der gibi.

Birisi pat diye “Ne yaptın Ayşe hanım” dedi.

O, “sular geldi be, depodan gitmez ya” dedi.

Ne güzel muhabbetler.

Keli var, tarağı var.

Ama bu durumda gidip sakal tıraşı oluyor.

Alakasız bir cümle.

Ama olmayan suyumuzu, olmayacak sebeplerle tüketip, olmaması gerekenlerden istemek de o kadar alakasız.

Gelelim su meselesine.

Güney dedikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’ne bir bakın.

Susuzluk çekiyorlar mı?

Ada, aynı ada.

Bulut aynı bulut.

İnsan sayısı neredeyse aynı.

Fakat bizde yok, orada var.

Çünkü ayağın ne kadar uzun olursa olsun yatağının boyuna kadar uzatılmalı.

Birileri bıkmadan, usanmadan su nasıl kullanılır öğretmeli.

Tarımcılara da damlamayı iyice ezberletmeli.

Gerekirse az su ile tarıma gidilmeli.

Yoksa boynumuzdaki davulun içine bir de beton doldurup kafamızı öyle tokmaklarlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31