En son yerel seçimlerde Bulutoğullarının sloganıydı. “Bir kenti yönetmenin yürek istediğini” vurgulamıştı!

Yürekten katılıyorum.

Gerçekten de yürek istiyormuş…

Çünkü Belediye çalışanlarının yaşadıklarına da, Lefkoşa’nın şu haline de, Belediye Başkanının içine düştüğü duruma da katlanmak yürek ister.

Dışlanmış, gözden çıkarılmış bir kentte, yaşamanın her geçen gün daha da zorlandığı bir kentin yöneticisi olduğunu iddia etmek yürek ister!

Lefkoşalıların da, Lefkoşa Belediyesi emekçilerinin de yaşadıkları acıları, çaresizlikleri, dışlanmışlıkları ve haksızlıkları göğüslemek; göz göre göre yaşananların nedenlerinin esas sebepleri yerine başka şeyleri konuşabilmek yürek ister. 
Göz ardı edilenlerin mutsuzluklarını, sorunlarını, canları pahasına mücadelelerini göğüslemek yürek ister.

Ve görüyorum ki: Bu yürek hem Cemal Bulutoğulları’nda var, hem de tüm bu olan bitenlere göz yumanlarda, elini ağırdan alanlarda…

30 Haziran 2010’da yayınlanmış yazımda, Cemal Bulutoğulları’nın seçim sloganı olan “yürek ister” ile ilgili olarak sormuştum: Bakalım bu yürek hangi belediye başkanında var? Bakalım bunca eşitsizlik ve mağduriyete hangisinin yüreği ne kadar dayanacak? Bakalım yürekler mi katılaşacak yoksa bu eşitsizliklerle mücadele etmek üzere “cesur yüreklere” mi dönüşecekler? diye…

Beni hiç yanıltmadılar ne yazık!

***

Değişimden yana bir yerel yönetim için özlem duyarken, umutsuzluklarımın yanıltıcı olmasını isterdim. Dümdüz yerel yöneticilik yapmak kolaydır. “Ninem de yapar diyeceğim, ama ninemi aşağılamak istemem doğrusu…”

Önemli olan kriz anlarında ve çaresizliklerde yürekli yöneticiliğini ortaya koymaktır.

Sen Bulutoğulları yürekli yöneticiliği taahhüt etmiştin: Sözün tutmadın!

Lefkoşa senin yüreğine güvenmişti!

Sen krizi görmeliydin!

Sen çıkmaza gidildiğini anlamalıydın!

Sen oyuna gelmemeliydin!

Sen bazı adaletsizlikleri itiraf etmeliydin!

Sen zararın neresinden dönersen dön, bunun kâr olacağını anlamalıydın.
Kim bilir; belki de bu kadar “yürekli(!)” olmamalıydın; çünkü belki de başına gelenler ve emekçiler ile Lefkoşalılar’ın başına gelenler hep bundan geldi.

Kolunu mu, bacağını mı, yoksa Lefkoşalının vergilerini mi kaptırdın bilmiyorum, amma girmemen gereken ilişkilere çok girmiş, uymaman gereken kişilerle çok içi dışlı olmuşsun…

Suç ortağısın: Eşitsiz yönetim mağdurlarının eşitsizliğine, çağdışı görünüme ve idareye sahip bir başkente ve emeğinin karşılığını almayan emekçinin ıstırabına seyirci kaldın!

***

Daha fazla kaldırım, daha kullanışlı ve güvenli yaya yolları, daha aydınlık sokaklar, daha fazla yeşil alan, daha güvenli parklar beklerken senden sayın Lefkoşa Belediyesi başkanı, engelli vatandaşların yaşam haklarının ellerinden alınmadığı kentler beklerken senden sadece bir enkaz kaldı geriye… Üstelik sadece kentten değil, belediyenin kendisinden de…
Hiç kimse sana karşı değil başkan!

Kimsenin senin şahsınla işi yok. Ama minicik bir icraatı bile saatler süren basın toplantıları, kokteyller ve gösterişli etkinlikler ile şova dönüştürürken, emekçinin isyanında ortalıktan kaybolmak yürekli insanın yapacağı iş değildir.
Yürekli bir başkan, nasıl olup da buralara gelindiğini açık açık ortaya koyar. İnatçı ve küskün başkan olarak bir köşeye çekilmez. Suçlu ve çaresiz imajı yaratmaz… Herkesin kendisine karşı olduğu, etrafındaki herkes kendisine karşı cephe almış, korkak bir imaj yaratmaz.

Senin gibi düşünmeyen ve senden çok canı yanan insanların canını yakmak, tehdit etmek, korkutmaya çalışmak yürekli bir başkana yakışmaz.

Yürek ister demiştin Bulutoğulları!

Yüreğine ne oldu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31