Olası bir çözümde, evlerine dönme ihtimali olduğu söylenen 100 bin Kıbrıslırumun 80-90 bini hayatta değil.

Kalan 10-20 bin kişi ise zaten yaşlı…

Ne acı bir cümle bu.

Eski yerleşim yerlerine gittiğimde taş duvarların olduğu yerde dururum.

Hiç hareket etmem.

Tepemde güneş taş yaksa da…

Yanımdan onlarca turist geçse de.

Kımıldamadan, hareketsiz, nefes bile almadan duvarlara bakarak, geçmişini düşünürüm o şehrin.

Şu anda durduğum yerde kimler durmuş acaba, derim.

O dururken duvarın bekçisi ne yaptı mesela...

Havlısında köpek var mıydı?

Atlar geçiyordu bu sokaklardan.

Eşekler yük taşıyordu.

Belki de yan sokak pazar yeriydi.

Alışveriş yapılırdı.

Pazarlıklar.

Kavgalar.

İndirimler ve zamlar.

Duygulu anları hayal ettim.

Âşık olan gençler bu duvarların hangi bölümünde mehtaba baktılar?

Ağaçlar devasa mıydı, cüce mi?

Ve sevgililer birbirlerinin isimlerini ağaç gövdelerine yazmışlar mıydı?

Tarih bu.

Hepsi de hayal gibi gelir.

Oysa o yıkıntılar arasında medeniyet vardı.

Orada da paylaşım kavgaları yapılıyordu.

Ve işgalciler oradakileri yerlerinde kovup, kendileri yerleşmişlerdi.

Ve bir müddet sonra işgalcileri de oradan edecek yeni işgalcilerin yaşamı başlıyordu burada.

Binlerce yıl geçti.

Hepsi de unutuldu.

Bir daha geri gelmemek üzere gidenlerin nesilleri kim bilir şimdi neredeler ve nereden geldiklerini bilmiyorlar.

Belki bizlerin de kovulduğu bir taş yerimiz vardı.

Güneş tam tepede de olsa.

Taş yaksa da kavurucu sıcağı.

Hayallerimden kopmakta zorlanırım.

Aynı duyguları Baf’taki evime gittiğimde yaşarım.

Doğduğum evin duvarına yakın durur, bakarım oraya.

Babutsaların altında oynadığım günleri…

Okulun bahçesinde sevdiğime dokunuşumu…

Ve o lanet ayrılış günümü…

Canlanır gözümde.

Ve olası bir çözümde dönemsi gerekenlerin çoğu bugün hayatta değil diyor haberlerde.

Yitirilmiş hayatlar.

Beklentileri oluşmamış umutlar.

Peki…

Babası, dedesi ölmüşse yeni nesillerin…

Sırf adım yaşasın diye soyadlarını gururla taşıyanlar, atalarının yaşadıkları topraklarda ölmeyi neden istemesinler?

Evin sahipleri ölmüşse, gerçek sahipleri bir sonrakiler olmalı…

Öyleyse bir kaç da kalsalar.

Olası bir çözümde onları da düşünmeli.

Ve adamızın her yerini, tarihten yıkıntıyla günümüze gelmiş yeni kentlerden oluşmasına izin vermeyelim.

Yürüyelim arkadaşlar.

Çözüm ve geçmişimizi yeniden yaşatmak için yürümeli bu yolda.

Yürüyelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31