Büyük bir omuz ağrısıyla, pencere ile perde arasında sıkışan güneşin yakıcı etkisiyle başladı gün...

Telefonun ısrarlı alarmı da buna eklenince kalkmamak elde değildi... Yatağın rahatlığını terketmemek için ne kadar çaba harcasam da yapılacak birçok iş vardı. Mecburdum...

Salona geçtiğimde üzerimdeki mıyışıklık hala etkisini yitirmemişti. Her ne kadar sıkılsam da, her ne kadar istemesem de, hatta nefret bile etsem de her sabah yaptığım şeyi yine yapmaktan vazgeçemedim.

Tek tek haber sitelerini kurcaladım. Ne de sıkıcı bir şey! Bir yanda Türkiye'de yapılacak genel seçimler, bir yanda Kıbrıs Türk halkının büyük tepkilerle sokaklara dökülmesi. Sonra da 'demokrasi' var! Neye göre, kime göre demokrasi var? Var da ben mi göremiyorum?
   
Yine aynısı oldu. Tutamadım kendimi, kızdım bu 'düzen'e. Bu 'düzen'i de daha sonra bir yazı dizisi halinde sizlere sunmayı düşünüyorum... Sevmiyorum kardeşim haberlere bakmayı ama bakmadan da yapamıyorum. Gündemin ana başlıkları diye sundukları şeyler gündem olamayacak kadar gündemle alakasız! 'Düzen' bu ya, böyle isteniyor ve böyle oluyor.

Daha fazla can sıkmaya gerek yok biraz Facebook, biraz Twitter. O da ne! Orada da aynı şeyler. Sosyal medya da dize geldi! Televizyon desen daha beter... Eskiden Seda Sayanlar vardı, Kuşum Aydınlar vardı, modası geçti şimdi evlilik programları var. Hiç kalkıp da televizyonu açmaya değecek bir durum da yok ortada.

Geçen haftaların 'gündem' denilebilecek gündemlerine baktığımda en göz çarpıcı şey bir Orta Asya cenneti Kazakistan'da yaşandı. Ülke genelinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde ülkenin Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev yüzde 95'inde üzerinde oy alarak tekrar cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Yüzde 95 büyük bir oy potansiyeli ve bu büyük iradenin desteği de oldukça önemli.

Bizim siyasetçilerimiz pek iyi değillerdir. Hem de hiç. Haklarında birçok usulsüzlük çıkar, yalanları çarşaf çarşaf gazete manşetlerine dökülür, verilen sözler yerine getirilmez ama yüzleri de kızarmaz. Başka ülkelere bakıyorsun böyle bir durumda hemen halktan özür dileyip istifa etme iradesine sahip liderler, bakanlar, milletvekilleri var.

Mustafa Kemal Atatürk Türk dünyası için önemli bir lider, ondan çok şey öğrenmeliyiz. Şimdi bakıyorum Kemal Atatürk'ün yanına dahi yaklaşabilecek siyasetçiler yok ortada. En azından bizde yok. İşte bunun için Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev'den bahsetme ihtiyacı duydum. Bir zamanların Amerika ve Avrupa ile kafa tutan ülkesi SSCB'nin dağılmasıyla Kazak halkının yol göstericisi olan Nazarbayev gerçek bir liderdir.
   
Liderdir, çünkü bir halk lideridir. İdealisttir, geniş bir perspektifle dünyaya bakmaktadır. Türkiye ve KKTC dışında Atatürk büstünün bulunduğu tek ülke Kazakistan'dır. Nazarbayev her fırsatta Atatürk'ün kendisine ve Kazak halkına yol gösterdiğini ve bu büyük minnetin karşısında ülkesinde Atatürk'e duyulan saygı ve sevginin yaşatılması için Hiçbir beklenti içerisinde olmadan Atatürk'ün büstünü yaptırmıştır.

Bugün Kazakistan bir markadır. Bizim olamadığımızdır. Uranyum ihracatında dünya birincisidir. Tahıl ihracatında birincidir. Sahip olduğu doğalgaz ve petrol zenginlikleri ile Astana'yı yaratmışlardır. Bir düşünsenize işsizliğin en düşük olduğu ülke Kazakistan. Yüzde 5! Sadece yüzde 5 işsizlik oranına sahip. Refah düzeyi yüksek bir ülke ve geride bıraktığımız yılda Newsweek dergisinin ülkeler klasmanında eğitim alanında bir çok Avrupa ülkesini geride bırakarak 14. sıraya oturmuş bir ülkedir. Birleşmiş Milletler raporuna göre Türkiye'ye göre daha yaşanılası bir ülkedir.

Geniş caddeleri, dünyanın sayılı mimari harikaları, sosyal yaşam merkezleri, refah bir yaşam ve gelişmiş bir toplum. Yüzünü batıya değil kendisine dönmüş bir ülke. AGİT tarafından hiçbir zaman sevilmeyen bir ülke... 1991'de bağımsızlığını kazanarak olağanüstü bir şekilde büyüyen bir ülke. 1991'den bugüne Nazarbayev'in liderliğinde ve yüzde 95 ile yeniden halk iradesiyle büyüyecek ülke...

Behzat Ç. Ve Diğerleri...

Türk insanı artık sıkıltı yalılardan, lüks villalardan, BMW'den aşağı binilmeyen arabalarda çekilen dizilerden. Hepsinin ortak bir konusu var: aşk ve ihanet... Ha bir de "taklit" diziler var. Bilmem hatırlayanınız var mı Atv'nin zamane dizilerinden Asmalı Konak'ı? Epey izlendi, televizyoncu ve yapımcı deyimiyle "tutan" bir proje oldu. Dizi bitti üzerine sinema filmi dahi çekildi. Sonunda Asmalı Konak'ın şaşalı ağa yaşantısı sona erdi. Ardından dizi sektöründe bir patlama yaşandı her kanalda her yerde konaklı, ağalı diziler cereyan etti. Türk yapımcısı takliti sever. Yeni bir yemek yapma arayışına girişmez, var olan yemeği süsler, allar pullar yine servis eder. Konaklı, ağalı dizilerin ardından Kanal D, Türk klasiklerini dizilere uyarmaya başladı. Aldatmalar, entrikalar, aşk, meşk ne ararsanız vardı hepsinde. Devamı da geldi tabi ağa dizileri gibi. Birçok Türk klasiği dizilere uyarlandı.

Türkiye'de "orjinal" bir dizi yaparsanız başarırsınız. Bu apaçık ortada. Kurtlar Vadisi örneği bir başarıdır. İlk kez mafya ve derin devleti konu alan bir dizi çekildi ve tuttu. Kimisi Kurtlar Vadisi'ni sevdi, kimisi mafyayı özendiriyor diye eleştirdi. Bu aralar pek popüler olan Ezel'de Kurtlar Vadisi'ni kendisine örnek aldı. Kurtlar Vadisi'nde Ali vardı, derin devlet istedi diye öldü süsü verildi ve Polat Alemdar oldu. Ali, ailesinden, kız arkadaşından, arkadaşlarından vazgeçti vatan-millet sevgisi için. Buna benzer bir olayı Ezel'de de gördük sanırım. Polat Alemdar'ın bir dayısı vardı Duran Emmi diye. Eee Ezel'in de dayısı var: Ramiz Karaeski! Bu saydığım dizilerin hepsinde lüks yaşam vardı, şaşalı hayatlar, villalar, yatlar, katlar...

Sonunda aradığımı buldum: Behzat Ç.! Behzat Ç. diğerlerinden çok farklı, bambaşka bir yapım. "Orjinal" bir dili var. Diğerleri gibi lüks yaşamın aldatmalarını, ihanetlerini anlatmıyor. Bu dizide BMW değil Hyundai araçlar kullanılıyor. Hatta Behzat Ç. araba kullanmayı devletin kendisine tahsis ettiği Toros'larda öğreniyor. Karakterler muhteşem, hele bir de replikleri var ki sormayın gitsin! Behzat Ç.'de oyuncuların kalitesi hemen göze çarpıyor. Bana göre Behzat Ç.'nin en büyük özelliği ise çekim kalitesidir. 35 mm sinema kameraları kullanılarak çekiliyor. Behzat Ç. farkını burda da hissettiriyor. Behzat Ç. diğerleri gibi lüks villalarda, yatlarda, yalılarda yaşayan bir tip değil. Keçiören'de bir apartman dairesinde yaşayan bir başkomiser. Dili muhteşem. "Lanlı lunlu" başlayan cümleleriyle tipik bir Türk polisi. Behzat Ç. izlenmesi gereken, başarıyı fazlasıyla hakeden son derece güzel bir yapım.

Replikler:

- Nereye gidiyoruz? Oran'a... Oran'a... Espri yaptım lan...

- Tavşanınızın cinsi nedir? Tavşan!

- Ben Ankara bebesiyim, biz de yamuk olmaz... Sen Ankara bebesisin de biz neyiz lan?

- Dün akşam olay çıkartmışsınız? Yandaki tip beni delirtti...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31