Geçtiğimiz hafta İstanbul’da, bir sevdiklerini kaybetmenin ardından, biraz espirili ve biraz sitemkar bir pankartta yazıyordu “Azrail akıllı ol!” diye.

Etkilendim.

*

İki gündür aramızdaki dostluğu ve sevgiyi bilen bir çok kişi bana; Yücel Köseoğlu ile ilgili neden yazı yazmadığımı sordu!

Bir gelenek gibi, her yıl Haziran’ın ilk haftası Kemal Tunç’la ilgili yazıyorum. Sevgimden. Uzun zaman tanımış olmaktan. Paylaştıklarımız unutulmaz şeyler olduğundan. Arkadaşlarımın sorularına cevap veremediğimi anladım. Cevabım yoktu o anda. Azraile kızgındım ben de İstanbul’da yakınlarını kaybedeblerin kızgın olduğu gibi.

Hiç akıl yok bu Azrailde!

*

Cumartesi sabahı, evden gazeteye giderken aklıma Yücel Köseoğlu’nu ziyaret etmek geldi. Uzun zamandır ziyaretine gitmemiştim. Yücel Köseoğlu ile dört yılımız birlikte geçti. Bu dört yılın hemen her gününde birlikteydik. Tıpkı Kemal Tunç gibi, onunla da çok özel ve güzel zamanlarımız hatıralarımız oldu. Kalbimde ikisinin de çok özel yerleri vardır.

Gazeteye gittiğimde aldım üzücü haberi. Boğazım düğümlendi. Pazar gün törene katıldım. Öyle bir kenardan izledim yolculuğunu Yücel Köseoğlu’nun. İnsan, sadece iki nefes arasında yaşadığını anlıyor, cenazelerde. Derin bir nefes alın ve nefesinizi tutun. Veremezseniz ölürsünüz. Yaşam bu kadar. Cenaze törenleri ise bir yüzleşme mahkemesi gibi!

Tüm bunlarla düğümlenen boğazıma, kalemim de eklendi o gün. Kalemim de düğümlendi. Oysa hep mutlu şeyler yazmak ister insan sevdikleri ile ilgili. Şimdi zaman tüm giden sevdiklerimizin arkasından olduğu gibi, güzel anıları koleksiyondan çıkarma ve kullanma zamanıdır...

*

Zaten Temmuz’u bir süredir sevmiyorum. Yine bir Temmuz’da kaybettim Ulus Baker’i, çok sevdiğim Aziz Nesin’i. Bir temmuz sabahı acısını içtim büyükbabamın.

Temmuz’u artık sevmiyorum.

Hani bazı insanlar vardır, o kadar hiçbir şeydir ki ürettikleri, yirmilerinde otuzlarında ölürler de fizikleri yaşıyor diye seksenlerinde gömülürler. Bazıları da ellilerinde altmışlarında ya da yetmişlerinde gömülürler ama ölmezler.

Her gidenin ardınan başlayan, sürekli tekrar tekrara yaşanan bir dejavu gibi, sevdiklerimin yolculuklarında el sallamak.

İşte budur Azrail’e inat yapılması sanatın, edebiyatın ve hayatım boyunca yazdıklarımın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31