Zaman yavaş yavaş geçerken insan geçişinin farkına varamaz.

Bir gün gelip de bittiğinde, “zaman ne kadar da erken geçmiş” der.

Onun içindir ki hangi yaşımızda olursak olalım, geriye dönüp baktığımızda, “hayret” deriz.

Nasıl bir şey bu?

Belli bir yaşa kadar yaşadıklarımızın süresini, göz açıp kapayana kadar algılarız.

Siz de gözlerinizi kapatıp geçmişinizi düşünün.

Ne çok şey yaşamışız geçen uzun ama geçişine göre kısa zamanda.

İnternet…

Bir tür çağımızın hastalığı...

1980’li yıllara şöyle bir baktım.

Yoktu…

Bilmezdik yazışmayı.

Bedava telefonda konuşmayı…

Bir dosyayı alıp göndermeyi…

Geçenlerde anlatıyorlardı…

Yazıyı Türkçe yazmışlar, o anda Londra’da yaşayan arkadaşlarına göndermişler, o arkadaşları İngilizceye çevirip Atina’daki ilgili kişiye göndermiş…

Tüm bu yapılanlar en fazla yarım saatte olup bitmiş.

Haberimiz bile yoktu böyle iletişimden.

Telefon açmalısın.

Sıraya gir.

Mektup, yazı göndereceksin…

Dilinle pulu ıslatıp zarfa yapıştıracaksın.

Uf…

Öyle zor bir dönemdi, şu andaki gözlerle bakılırsa.

Oysa bilinmeyen hiçbir şeyin eksikliği hissedilemez.

Bu gerçek çok güzel…

Keşke bilmesek, keşke bugün zor dediğimiz eski günlere geri dönüp öyle doğal, naif yaşayabilseydik.  

Bugün işe geldim…

Bilgisayarın karşısına geçtim.

Açtım…

Tıkladım.

Tık.

İnternet kesikti…

Ne bir gazete açılıyordu, ne bir mail, ne de Facebook sayfası.

Koskoca her şeyi bilen bilgisayar karşımda duvardı…

Oysa ne kadar da merak ediyordum orada neler oluyor diye.

Arkadaşlar Facebook’ta bugün neyi paylaşarak “günaydın” demişler.

Yoktu.

Peki, olmadığı zamanlarda ne yapıyorduk?

Saymaya kalkarsam bugünkü yaşamımıza sığdıramayız yaptıklarımızı.

Çünkü yapılan her eyleme zaman harcamak gerekirdi.

Neyse…

İnternet yoksa ne yapmalı?

Eskilere gitti.

Birkaç dosya karıştırdım.

Ve iki dosya açarak okudum.

Birinci dosyada babamın anlattıkları vardı.

“ Cavit Garamanli ve ben Attikon sinemasındaydık.

Çakırlar vardı sinemada bir de Derviş ve kardeşi…

Kavga ettiler sinemada…

Bıçakları vardı…

Engelleyim dedim ama Cavit araya girdi engelledi.

Kavga sebebi ise Denktaşçılık ve İhsan Doktorculuk…”

Hikâyenin gerisi de var ama yer yok…

Diğer dosyada ise, “İki halkı birbirine düşman etmek amacıyla Bayraktar Camiyi biz bombaladık” diyen Yirmibeşoğlu vardı…

Zaman öyle bir geçer ki…

Geçerken de acı da olsa gerçekleri bile siler götürür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31