Aşağıdaki yazıyı, bir hafta önce yazıp, “ne olur ne olmaz” diye geride bıraktıydım! Arkadaşlar kullanmamış… Kısmet bugüneymiş…

Hristiyanlık’ta kaç mezhep ve tarikat bulunduğunu saymadım bilmem.  Ortodoks, Katolik, Protestan, Gregoryen, Süryanilik, Nasturilik… Ve böyle gider! Tarikatlara girersek, ucunu bulamayız.

Bunlar Avrupa’da uzun savaşlar yaşadılar. Yüzyıl Savaşları, bunların başında gelir. Ama 1648’deki Westfalya Andlaşması’ndan beri, ne aralarından su sızar, ne de birinin ötekini “hristiyanlık dışı” diye suçladığı görülür. Bir Almanya gezisinde, Ozan Ceyhun’la Frankfurt’tan Köln’e giderken, Ren Nehri üzerindeki köprüde ona neden Köln Katedrali’nin bu kadar ihtişamlı ama Frankfurt’takinin tevazu sembolü olduğunu sorduğumda, bana “Çünkü Köln Katolik, Frankfurt ise Protestan” demişti. İki komşu şehir, buyurun!

Dört sene, KKTC’yi temsilen İslâm Konferansı Örgütü Parlamentolar Arası Birlik toplantılarına katıldım. Tanımadığım Müslüman ülke kalmadı. Konferans’ın başını çeken üç ülke var: Türkiye, İran ve Mısır…

Üçü de İslâm dünyasının lideri olmak politikasını inceden inceye uygularlar. İşin doğrusu, Türkiye/İran ekseni karşısında Mısır, çok daha zayıf kalıyor. Oysa Türkiye ağırlıklı olarak Sünni, İran ise bütün olarak Şii…

Bir ara İran’da recmedilme cezası verilen Sakine ile ilgili bir yazı yayınladım. O yazıda, “İslam’da muta nikâhı diye bir şey var” diye bir cümle kullandım. Aldığım bir mesajda, “ İslâm’da öyle bir şey yoktur. Hiçbir Ehl-i Sünnet mezhepte, yok öyle bir şey” deniliyor.

Canım kardeşim, zaten daha Hz. Muhammet’in cenazesi toprağa girmeden, adamlar bu konuda ayrılmışlar. Bir kısmı demiş ki “bundan sonra sünneti uygulayacağız” (yani peygamberin sağlığında yaptıklarını taklit edeceğiz), bir kısmı da demiş ki “hayır, yorum yapıp, içtihat yapacağız”!

İkinci iddia, söylendiğine göre, peygamberin en yakın arkadaşı, amcası, damadı ve ilk Müslüman olan kişiye ait! Hz. Ali’ye… Yâni daha ilk anda bunlar, “Ehl-i Sünnet” olmayacaklarını açıklamışlar. “Ehl-i Sünnet’te yok!” E tabii yok… Adam zaten ehl-i sünnet değil… Bunu doğru bulmadığını açıklamış ta başından. “ O zaman Müslüman değil!” İzninle, onu Allah bilir…

 İran, Irak’ın yarısı, Türkiye’nin %20’si, bütün Kuzey Afrika (Fatımî’dir onlar da), Suriye’nin önemli bir kısmı, Ayetullah Humeyni, Müslüman değil mi?

Bir İKÖ toplantısında, Kıbrıs ile ilgili kararı, biz yazdık. Filistin ile ilgili kararı da Filistinliler yazsın dendi. Ne yazarlarsa, herkes kabul edecek. Genel Kurul toplandı. 

Kararlar okunup, oy birliği ile geçiyor. Sıra geldi Filistin hakkındaki karara. Heyet başkanı, kürsüde kararı okudu. Salondan bir itiraz bayrağı yükseldi.  Baktık, kimmiş itiraz eden? Aaa! Filistin bayrağı! Adam akşam yazdığı karara, sabah genel kurulda itiraz ediyor! Neymiş?

El Fetih ile Hamas, ip çekişiyorlarmış! Bütün dünyanın önünde, bunu deklere ediyor, bütün halkın kaderi ile ilgili bir kararı, yine kendileri engellemeye kalkıyorlar. Allahtan başkanlık kürsüsünde, çok deneyimli biri vardı: Bülent Arınç! Öyle bir diplomatik fırça atıp oylamaya sundu ki öneriyi, ben şaştım.

Bir devlet, bir başkasına böyle fırça atabilir mi diye… Kendinden başka herkesi dışlayıp “başkalaştıran” o zihniyet, Avrupa’da 600 yıl önce aşıldığından, onlar dünyayı yönetiyor; biz ise aşamadığımızdan, Filistin oluyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31