Kısa süre önce yeni yeni hareketlenen toplumsal dinamik çabuk söndü.

Bunun yerine, birbiri ile kavgalı sendika ve muhalefet partileri çıktı ortaya. Ne olduğu anlaşılmayan, kuru kalabalık toplamaktan bile aciz düşecek duruma gelmiş meydan toplantıları yaşandı.

Amaçtan fazla, birkaç provakatörün peşine takılıp giden medya haberlerinden fazlası da kalmadı akıllarda.

Böyle bir ortamda, hem sendikalara ve sivil toplum örgütlerine, hem de muhalefet partilerine önemli bir görev düşüyor. Bu toplum, uzun süre önce her iki tarafa da güvenini yitirdi.

Hükümete güven konusunda sıkıntı yaşayan, icraatlardan memnun olmayan toplum, kamuoyu araştırmalarında, muhalefet partilerinden de umutlu değil!

Muhalefet partileri, bu tespitleri dikkate alıp, kurdukları birlikteliği ve toplum karşısındaki söylemlerini, vaatlerini daha hassas bir şekilde değerlendirmeliydi.

Belli ki bu yeterince yapılamadı!

Önemli olan, toplumların süreçleri sahiplenmeleri, şekillendiricilikte rol almak adına hevesli olması. Uzun süredir her ikisinden de yoksun bir yapımız var.

Ortada sahiplenilecek bir süreç olmadığı gibi, kimse de ön plana çıkıp, rol oynamak konusunda hevesli görünmüyor.

24 Nisan referandumuna atfen gerçekleştirilecek CTP-TDP ortak şöleni de yeniden sönmüş bir toplum dinamiği karşısında gerçekleşiyor.

Yeterince heyecan yaratır, bir şölenin ötesine geçer mi, bunu birlikte göreceğiz.

Ancak muhalefet partilerine, artık meydanlara toplayacakları kitlelerden öte, topluma verecekleri gelecek programları üzerinde enerji harcamak sorumluluğu düşüyor.

Kıbrıs sorunundan uzaklaşalı uzun zaman oldu. Çözüm istemi neredeyse romantik bir söylemin ötesine geçemiyor, uzun süredir.

Ekonomik sorunlar, uzun vadeli değil, günübirlik kayıp ve kazançlara odaklı olarak değerlendiriliyor.

İşte muhalefet partilerinin, temelde bu noktalara odaklı fakındalığı yaratıp, çözüm yaratabilme erkine sahip olması ve bunu bir an önce yapması zorunluluğu var.

Gelelim hükümete;

Ne acıdır ki, kimsenin bir beklenti bile dile getirmediği bir icraat adresi gibi duruyor, hükümet.

İcraat yapmaktan aciz ve uzak!

Dahası birçok acil soruna karşın, giderek teslim olduğu bir iç çatışma yaşıyor, UBP.

Son parti meclisi toplantısından yansıyanlara da bakılacak olursa, bu iç çatışmanın kısa sürede sağlıklı şekilde aşılabileceğini öngörmek zor.

UBP, bu kavgalarla artık kan kaybeder bir noktaya geldi. Parti içi demokrasiyi ve çıkar çatışmalarını iyileştirecek acil önlemler almaması durumunda, muhalefete düşme potansiyelini her geçen gün artırıyor.

Muhalefeti sindirmekte hep zorlanmış bir düzen partisinin, bu sancıları aşmadığı sürece de daha ağır kayıplarla yüzleşebileceğini de düşünmesi gerekiyor.

Bütün bunlara bakıldığında, günübirlik çatışma ve çıkar kavgaları arasında gelgitler yaşayan bir hükümet yetmezmiş gibi, umut vermekten uzak çatışmalı bir muhalefet ve sivil toplum hissediyor, toplum.

Artık tarafların, kavgayı önünde yaptığı bir toplumun olduğunu fark etmeleri gerekiyor.

Muhtemelen çok da uzak olmayan bir gelecekte yine oy isteyecekleri bir toplumun!

Bir süredir, profesyonel imaj uzmanlarıyla çalışıyor siyasi partiler, seçim süreçlerinde. Kampanyalara ciddi paralar harcıyor.

Sanırım bu kez iktidarın da muhalefetin de profesyonelleri, kampanyayı sürükleyecek yeni sloganlar yaratmakta dünden daha da zorlanacaklar.


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31