İki bacağını dizlerinde kavuştururken ellerini düzlerinin üstüne koydu…

Ayaklarını hafif dışa açtı.

Gövdesini öne doğru uzattı.

“Hoş geldiniz” dedi.

Karşısındakiler ki kalabalık bir heyetti, hep beraber “hoş bulduk” dediler.

Birbirlerine baktılar.

Gülümsediler.

Sohbete daha doğrusu görüşmeye başladılar.

***

Ülke zorda, dedik.

İhracatımız kısıtlı.

Gerek limanlar, gerek havaalanı dışa kapalı...

Ne ihracatımız ihracat, ne de turizm canlı.

Hep bu çözümsüzlük yüzünden geldi başımıza ne geldiyse.

Adamlar nor der, peynir demezler.

Hâlbuki bir evet deseler…

KKTC’yi tanısalar.

KKTC de ait olduğu anavatanının bir ili olsa.

Anavatan numaracıktan değil, hakiki bir vali atasa.

Vali ne derse o olsa.

Meclis kaldırılsa.

Meclise giden harcamalar olmasa.

Anavatandan gelen paralar direk cebe yollansa.

Anavatandan bol turist gelse, konaklasalar…

İşçiler hep oradan olsa.

Ucuz çalışsalar.

Ham maddeler, işlenmiş maddeler, hep oradan gelse.

Tarım ürünlerini düşünmesek, hazır alsak.

Tarlalarımızı kumarhanelerle donatsak…

Kerhaneler yollarda ışıklarımız olsa.

Sahilleri Karadenizli balıkçılar kullansa.

Denizlere trol atsalar, ne balon balığı, ne mercan, ne de fangri kalsa…

Denizlerimizi tam kurutsalar...

Kurtulsak temelli.

Denizaltından elektrik gelse, bacası kötü kokan AKSA kapatılsa.

Filtrelerinden zehir akmasa...

Kanser olmasa dağ köylülerimiz.

Çöplerimizi gemilere doldursak, anavatanımıza göndersek…

Çöp dağları yerine bayrak dağları dalgalansa tepelerimizde.

Dünya ve Google görse, en büyük bayrak kimde.

Kim, en milliyetçi...

Doğal gaz getirsek oradan…

Bedava denecek kadar maliyetle ısınsak.

Anavatandan gelen “gerçek” hemşerilerimiz zeytin ağaçlarımızı kesmeseler.

Kurtulsa asırlık zeytinlerimiz.

Nostaljik bahçeler yapsak onlardan, turistleri gezdirsek.

Ne vardı?

Böylece cumhurbaşkanı dediğimiz sayın her kimse o da kurtulsa bu zoraki görüşmecilikten.

Görüşmeci diye seçtiğimiz kimseler bir daha görüşmeseler anavatandan gelen kaydırık kuyduruk gruplarla.

Onlarla görüşüp de hep aynı cümleleri kurmasalar.

Ne zor bir işimiz var…

Ne kadar kötü durumdayız.

Düşünün ki devletin en tepesindeki adam, baş muhtar yapılıyor gelen heyetler tarafından.

Ve o görüşmecilik görevinde diye hala bunlara görüşmeye devam ediyor.

Ne iyi olurdu hazır su borusu ile bağlanmışken o borudan bir de halat gönderseler de…

Tam bağlansak.

Cumhurbaşkanı da kurtulsa her türlü heyete görüşmecilikten  biz de kurtulsak hep aynı cümleleri ondan dinlemekten…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31