Bir bayrağı yakmak, ne bir zaferdir ne de bir fikir beyanıdır be kötü komşu. Bu, yalnızca toplumsal gerilimi tırmandıran ve karşılıklı saygıyı zedeleyen bilinçli bir provokasyondur.
Güney Kıbrıs’ta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti bayraklarının hedef alınması, Kıbrıs Türk halkının milli değerlerine yönelik açık bir saygısızlıktır ve bu kabul edilemez. Böyle eylemler, geçmişin acılarını yeniden kaşımaktan ve adada güven ortamını zayıflatmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Ayrıca kaşınıyor okulunuzu da gösteriyor.
Kıbrıs Türk halkı, tarih boyunca kimliğini, varlığını ve haklarını büyük bedeller ödeyerek korumuştur. Bu nedenle milli sembollere yönelik saldırılar, yalnızca bir bayrağa değil, o bayrağın temsil ettiği ortak hafızaya ve değerlere yönelmiş bir hareket olarak görülmektedir.
Demokrasi, farklı görüşlerin özgürce ifade edilmesini korur. Ancak nefreti körükleyen sembolik saldırılar, fikir özgürlüğünü değil, toplumsal kutuplaşmayı başlatır. Barış ve çözüm iddiasında bulunan herkesin, önce karşı tarafın değerlerine saygı göstermesi gerekir.
Adada kalıcı bir gelecek inşa edilecekse bunun yolu bayrak yakmaktan geçmez. Hukuk, diyalog ve karşılıklı saygıdan geçer. Bayrak yakmak hiçbir siyasi sorunu çözmez.Aksine sizlerle uzlaşmanın yolunu daraltıyor.
Unutulmamalıdır ki saygı, tek taraflı bir beklenti değil, karşılıklı bir sorumluluktur. Bir toplumun kutsal kabul ettiği değerlere yönelik saldırılar, ortak yaşam kültürünü güçlendirmez. Ancak ve ancak zayıflatır.
Kıbrıs’ın geleceği, öfkeyi büyüten görüntülerde değil, farklılıklara rağmen birbirinin haklarına ve sembollerine saygı gösteren bir anlayışta şekillenebilir. Tarih de, uluslararası kamuoyu da, hangi tarafın gerilimi artırmaya çalıştığını ve hangi tarafın sağduyuyla hareket ettiğini önünde sonunda görecektir.
BU KADAR YÜREKTEN ÇAĞIRMAYIN BİZİ…