BU ÜLKEDE NE TACİZLER BİTER NE SİLAHLAR…

Bu ülkede sabah haberlerini açarken artık “bugün kimin canı yandı?” sorusunu sormadan edemiyoruz. Taciz haberleri sıradanlaştı, silah sesleri hayatın fon müziği oldu. İnsanlar artık şiddete şaşırmıyor; şaşırdıkları tek şey, hâlâ birilerinin çıkıp “her şey kontrol altında” diyebilmesi.

Taciz var ama caydırıcı ceza yok. Silah var ama denetim yok. Sokakta gezen suç var ama sorumluluk alan yok. Kadınlar korkuyla yürürken, çocuklar korunması gereken yaşta travmayla tanışıyor. Erkek egemen bir suskunluk, kurumsal bir umursamazlıkla birleşince ortaya çıkan tablo tam olarak bu: Cezasızlıkla beslenen bir karanlık.

Silah bu ülkede bir güvenlik aracı değil, bir güç gösterisi. Kimde var, neden var, nasıl aldı bilen yok. Ruhsatlar kağıt üzerinde, denetimler göstermelik. Bir galeri kurşunlanıyor, bir sokak taranıyor, bir can daha tehdit ediliyor; sonra birkaç gün konuşulup unutuluyor. Çünkü alıştık. Alıştırıldık.

Taciz ise daha sinsi. Utanç duyması gerekenler saklanırken, mağdurlar susmaya zorlanıyor. “Abartma”, “yanlış anlamışsındır”, “üstünü kapatalım” cümleleriyle adalet daha doğmadan boğuluyor. Bu ülkede taciz sadece bir suç değil, aynı zamanda sistemin aynasıdır: Kimi koruduğunu, kimi yalnız bıraktığını açıkça gösterir.

Sorun bireysel değil, yapısal. Sorun birkaç kötü insan değil; onları durduramayan, hatta cesaretlendiren düzendir. Yasalar var ama işlemiyor. Kurumlar var ama sahada yok. Açıklamalar yapılıyor ama sonuç yok. Ve her sessizlik, bir sonraki suça davetiye çıkarıyor.

Ne tacizler biter, ne silahlar…

Çünkü bu ülkede bitmeyen tek şey cezasızlık. Ve cezasızlık olduğu sürece, korku da şiddet de büyümeye devam edecek.

Kadınlar korunmuyor, çocuklar kollanmıyor, sokaklar denetlenmiyor. Sonra çıkıp “toplumsal değerlerimiz zedeleniyor” deniyor. Değerleri zedeleyen suçlular değil; onları görmezden gelen, görüp susan, susarak büyüten anlayıştır. Bir ülkede adalet korkarsa, suç cesur olur.

Bir ülkede insanlar kendini güvende hissetmiyorsa; orada ne kalkınmadan, ne huzurdan, ne de gelecekten söz edilebilir. Önce suskunluk bitmeli. Sonra korku. Yoksa bu karanlık, hepimizin üstüne çökmeye devam edecek.

Bu ülkede artık yüksek sesle şunu söylemenin zamanı gelmiştir:

Güven yoksa, hiçbir şey yoktur.

KARAKUŞ

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }