KIBRIS

“Buram buram siyaset kokan bir tartışma”

Serbest Çalışan Hekimler Yönetim Kurulu Üyesi Doktor İlker İpekdal, son dönemlerde sağlık alanında yaşanan tartışmalar, eylemler ve açıklamalar hakkında değerlendirmelerde bulundu…

Gündem Kıbrıs Özel Haber

Serbest Çalışan Hekimler Yönetim Kurulu Üyesi Doktor İlker İpekdal, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak, son dönemlerde sağlık alanında yaşanan tartışmalar, gerilimler, eylemler ve ardı ardına gelen açıklamalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Alt yapı, çalışma koşulları, doktor sayısı yetersiz, şartlar kötü, nüfusu bilmiyoruz gibi konular bugünün konuları değildir”

Kamu Sağlık Çalışanları Yasası’nın 40 yıldan daha uzun süredir yürürlükte olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Doktor İlker İpekdal, “Kamu Sağlık Çalışanları Yasasına göre, kamu çalışanı mesai yapar. Çalışma saatini artırmak diye bir durum söz konusu değildir. Mesai saatiniz şu kadar o kadar çalışacaksınız dendi. Aynı durum polis için de öğretmen için de diğer kamu çalışanları için de aynı durum geçerlidir. Hekimliğin de kendi koşulları içinde çalışma şartları zordur. Hekimlerin hatasını toprak örter. Maaş, hekimin yemeği gibi konular suyu bulandırır. Gerek sendikanın gerek bakanlığın farklı konular üzerinden tartışmalara girmesi ve konuyu büyütmesi temeldeki büyük konuları görmemiz engelleyen ve suyu bulandıran konulardır. Konunun özü basittir: Kamuda yapılan bir mesai programı vardır o da tam gündür. Alt yapı, çalışma koşulları, doktor sayısı yetersiz, şartlar kötü, nüfusu bilmiyoruz gibi konular bugünün konuları değildir” dedi.

“Siyah bayrak eylemi tamamen siyasidir”

Konuşmasının devamında İpekdal, “Siyah bayrak eylemi tamamen siyasidir. Sağlık Bakanı’nın çıkışı da siyasidir veya teknik bir çıkıştır. Sağlıkta siyaset sağlam bir hazinedir. En az size yüzde 15 oy kazandırır. Önemli olan bazı şeyleri göğüslemektir. Ama göğüslemek demek çatışmak demek değildir. Planlı programlı hareket ederek bir şeyleri başarmaktır. Ne yazık ki bizim coğrafyamızın kültüründe başarıyı bir kişiye mal etmek istemeyiz. Sağlıkta tam gün hep vardı. Ama uygulamada sorunlar vardı. Poliklinik yapan hekimler var, serviste hasta gören hekimler var, nöbet tutan hekimler var, acilde olan hekimler var. Kamuya kendi iradesiyle girmiş, hatta bunun için bazı özel iletişimleri de kullanarak kamuya bir şekilde girmiş bazı hekim arkadaşlarımız tam gün mesaiye uymaları esas olmalıydı. Buna uyulmadığında baktığınız hasta sayısı azalıyor. Tam güne geçilse de doktor sayısı yetersizdir söylemine katılmıyorum. Elinde hangi imkân varsa onunla optimum verimi elde etmeye çalışmalısın. Hekim açığı da gündeme getirilmelidir ama onun zamanı şu an olmamalıdır. Bu 50 yıllık bir konudur. Ancak tam güne uyulmuyor. Bu grev konusu olmamalıdır. 10 yıl önce CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, TIP-İŞ Başkanıyken ‘Sermaye değil, halka hizmet’ diye eylem yapıyordu. Bu süre içerisinde devlet hep büyümenin gerisinde kaldı. Özel hastaneler, fizik tedavi merkezleri, klinikler açıldı. Kamuda çalışanların klinikleri şatafatlı bir hale geldi. Kamudaki gerileme görülürken, kendi klinikleri çağı yakaladı ve şaşalı reklamlar yaptılar ve tam güne uymadan oraya geçtiler. Bu zihniyet ayıptır. Özeldeki doktor kamudaki doktora düşman, kamudaki doktor özeldeki doktora düşman algısını yaratmak bakanın da sendikanın da tabipler birliğinin de ayıbıdır. Halk sağlık hizmeti istiyor” dedi.

Tıpta uzmanlık tartışmaları: Buram buram siyaset kokan bir tartışmadır

Tıpta uzmanlık konusu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Doktor İpekdal, “Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimlerinin belirli bir sistem altına alınmasıyla ilgili yasa tasarısı, hemşirelik ve ambulans hizmetleriyle ilgili farklı yasa tasarılarıyla birlikte bir torba yasaydı. Sayın Bakan ‘Ülkemizdeki uzmanlık eğitimlerini disiplin edeceğiz’ dedi. Ancak organizasyon içindeki ülkemizde yapılan yarı zamanlı uzmanlıklar hala dışardadır. TUS ile Türkiye’ye gidip bir kişinin uzman olup gelmesi bunun dışındadır. Neden bu ülkede özel hastanede uzmanlık yapılması gerektiğini anlatmaya çalışıyorlar. YÖDAK ve Tabipler Birliği’nin eksik yasasından yola çıkılarak, kapıyı önce 2016 daha sonra 2018 yılında açarak, bir enstitü serüveniyle başlayan bir uzmanlık gözlemciliğinin nasıl aşama aşama yıkılarak, ufak tefek tartışmalı bir değişikliği ile bu duruma gelinmiştir. Nereden tutsak elinizde kalan bir yasadır. Tabipler Birliği ve ana muhalefetin itirazı merkezi bir sınav olmamasıdır. Merkezi sınav olsun, top ve diş hekimliğinde uzmanlık kurulu var, o kurul bunu sağlar diyorlar. Külliyen yanlıştır. Tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık kurulunun denetimlerinin yapılma yöntemlerinin ve eksikliklerinin giderilmesine ilişkin usul ve esaslar bakanlıkça hazırlanacaktır ve tüzükle düzenlenir diyor. Merkezi sınav olsa da bunun usulleri bakanlık tarafından belirlenecek diyor. Tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık kavgası danışıklı dövüştür. Uzmanlık kurulu sadece gözlemcidir, karar verme yetkisi yoktur ve bakan istediği zaman kurul üyelerini değiştirebilir diyor tüzükte. Bu buram buram siyaset kokan bir tartışmadır. Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık yasa tasarısının torba yasa tasarısından çıkarılarak tekrar paydaşlar tarafından açık bir şekilde konuşulması gerekir. Merkezi sınav olmalıdır ve denetleme yetkisi uzmanlık kurulunda olmalıdır. Tıp ve diş hekimliği kurulu özerk bir kurul olmalıdır ve uzmanlık kurulu sadece gözlemci olmamalıdır” diye konuştu.

Merdiven altı güzellik uygulamaları: Sağlık suçlarını önleme birimi kurulmalıdır

Merdiven altı olarak tabir edilen güzellik uygulamaları hakkında da değerlendirmelerde bulunan İpekdal, “Sağlıkta öncelik konusu tüketildi. Gerçek sağlık hastaneye atıldı ve piyasa sağlığı diye bir şey türetildi. Aynayı kendimize çevirmemiz gerekiyor. Koruyucu hekimlik kavramını unuttuk. Koruyucu hekimlikte önce insanlara hastalanmamasını öğretmemiz gerekiyor. Tabipler Birliği yasa yetkisini doktorlar üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanıyor. Sağlık Bakanlığı benim yetkim yok diyor. Ülkedeki doktor listesi doğru düzgün kimde var belli değil. Doktorların sayısı ve nerede çalıştığı belli değil. Eğer sağlık baştan sistemli olsaydı ve yetki karmaşası olmasaydı bugün evlerde bu tür uygulamalar yapılamazdı. Tabipler Birliği polise şikâyette oluyor ve benden konu çıktı diyor. Sisteme polisin ve hukukun da dahil edilmesi gerekir. Sağlık Bakanlığı ile ‘Sağlık suçlarını önleme birimi’ diye ayrı bir birim kurulmalıdır. Yetkisiz sağlık uygulayıcılarını Tabipler Birliği bu kişileri polise şikâyet ederek sadece günah çıkartıyor” ifadelerini kullandı.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }