DERS YERİNE, GREV START VERDİ…

Karakuş Öz yazdı...

Daha dün sabahın erken saatlerinde okul yolları yeniden kalabalıklaşmıştı. Sırt çantaları neredeyse çocuklardan büyük, gözlerde hem tatilin rehaveti hem de yeni başlangıçların heyecanı vardı. Veliler çocuklarını okul kapısında bırakırken içlerinden aynı cümleyi geçiriyordu: “Yeni dönem hayırlı olsun.” Fakat bu hayır duasının üzerinden daha çok zaman geçmeden beklenmedik bir gerçekle yüzleşildi , ders zilinin sesi yerine grev haberleri duyuldu.

İnsan sormadan edemiyor be arkadaş , okulların daha kapısı yeni açılmışken, sıralar henüz ısınmamışken, defterlerin ilk sayfasına tarih yeni atılmışken bu kesinti neden? Eğitim gibi telafisi zor bir alanda yaşanan her duraksama, aslında geleceğin akışına vurulan küçük ama etkili bir fren değiş midir?

Okul yalnızca matematik formüllerinin öğretildiği, paragraf sorularının çözüldüğü bir yer değildir. Okul, disiplinin, hayal kurmanın, birlikte yaşamanın ve umut etmenin öğretildiği yerdir. Bir çocuk için okulun ilk günleri çok kıymetlidir. O günlerde kurulan düzen, tüm yılın ritmini belirler. Tam da bu yüzden daha başlangıçta yaşanan bir belirsizlik, çocukların zihinlerinde görünmeyen bir soru işareti bırakır, acaba bu yıl nasıl geçecek?

Bir toplumun geleceği sınıflarda şekillenir denir. Bu sadece kulağa hoş gelen bir söz değildir, derin bir hakikattir. Bugün tahtaya yazılmayan her konu, yarın eksik kalabilecek bir bilgidir. Bugün yapılmayan her ders, belki de bir çocuğun keşfedemeyeceği bir yeteneğin kapısını aralayamayacaktır.

Veliler açısından durum daha da karmaşıktır. Onlar çocuklarını güvenle teslim edecekleri bir düzen ister. Plan yapmak isterler. Sabah işe giderken akıllarının okulda kalmamasını isterler. Fakat eğitimde yaşanan her ani kırılma, bu güven duygusunu zedeler. Güven sarsıldığında ise sadece bugünün değil, yarının da dengesi bozulur.

Toplum olarak çoğu zaman taraflardan birini seçmeye meyilliyizdir. Oysa eğitim söz konusu olduğunda kazananı ve kaybedeni olan bir denklem kurmak hatadır. Çünkü eğitim aksadığında aslında herkes kaybeder. Öğrenci kaybeder, aile kaybeder, öğretmen kaybeder, ülke kaybeder.

Unutulmaması gereken önemli bir gerçek var: Eğitim, ertelenebilen bir hizmet değildir. Bir fabrikanın üretimi durduğunda telafi edilebilir, bir proje geciktiğinde yeniden planlanabilir. Ama eğitimde kaybolan zamanın tam karşılığı yoktur. Çünkü öğrenmenin de bir yaşı, bir dönemi vardır. Bazı bilgiler tam zamanında verilmediğinde etkisini yitirir.

Çocuklar dünyaya doğal bir merakla gelir. O merakı beslemek ise yetişkinlerin sorumluluğudur. Okul kapılarının açık olması yetmez, o kapıların ardında süreklilik, istikrar ve güven olmalıdır. Eğitimde en az başarı kadar önemli olan şey, kesintisizliktir.

Eğitim durmasın. Umut kesilmesin. Okullar sadece açılsın diye değil, kesintisiz devam etsin diye vardır.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }