Doğu Akdeniz kaynıyor…
ABD, İsrail ve İran hattında yükselen gerilim, sadece bölgesel bir savaş değildir…
Küresel anlamda da ciddi etkiler yaratan bir savaştır…
Diğer yandan Güney Kıbrıs agresif girişimleri ve iş birlikleri ile adanın stratejik konumunu askeri bir hedef haline getiriyor…
Hatta yetmiyor yabancı güçlerin adada kalıcı olması için çağrıda bulunuyor…
Böyle bir tabloda, Kıbrıs’ta çözümden söz etmek mümkün mü?
…
Güney Kıbrıs’ta öğrenciler EOKA kıyafetlerini “Gururla” giyerek etkinlik düzenledi…
Bu sadece bir okul etkinliği değil, nefret dolu bir zihniyetin aktarımıdır….
Bugün bunu görmezden gelen herkes, yarın masada aynı gerçeklerle bir kez daha yüzleşmek zorunda kalacaktır…
…
Bölge zaten diken üstünde…
İsrail – İran gerilimi tırmanıyor ve Doğu Akdeniz’de askeri hareketlilik artıyor…
Güney Kıbrıs, Fransa başta olmak üzere yeni savunma iş birlikleri kuruyor…
Bütün bunlar olurken, Rum tarafından verilen mesaj şu: “Biz barışa değil, güç dengesine hazırlanıyoruz.”
…
Güney Kıbrıs’ta EOKA sembolleri, Enosis mesajları, silahlanma hamleleri var…
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman bugün diyalogdan ve uzlaşıdan yana olduğunu ifade ediyor…
Ancak karşısında sadece bir siyasi aktör değil, aynı zamanda yıllardır şekillendirilmiş bir “zihniyet politikası” bulunuyor…
…
Çocuklarına terörist EOKA kıyafeti giydiren bir zihniyete “Barışı” nasıl anlatacaksın?
Ortak gelecekten nasıl söz edeceksin?
Güveni nasıl inşa edeceksin?
Barış sadece masada imzalanan bir metin üzerine kurulmaz…
Barış, önce zihinde başlar…
…
Rum tarafı, bir yandan sözde müzakere çağrıları yaparken, diğer yandan sahada farklı bir gelecek inşa ediyor…
Bu iki çizgi aynı anda yürütülemez…
…
Sayın Tufan Erhürman’ın işi kolay değil…
Çünkü karşısında nesillere aktarılan bir hafıza, saplantılı bir ideoloji ve güç için herşeyini feda edebilecek bir strateji var…
Bu tablo değişmeden, bir çözüm masasının yeniden kurulması imkansızdır…