İlgi Görünce Neden Uzaklaşırız? Sevgi Her Zaman Güven Hissi Yaratmaz

DOĞUŞ ENGİN YAZDI///

Birçok insan ilişkilerde sevgi, ilgi ve yakınlık aradığını söyler. Ancak ilginç bir şekilde bazı kişiler tam da aradıkları ilgiyi gördüklerinde geri çekilmeye, mesafe koymaya veya ilişkiyi sonlandırmaya başlar. İlk bakışta mantıksız görünen bu durumun aslında önemli psikolojik açıklamaları vardır.

Klinik psikoloji açısından bakıldığında insanlar yalnızca ilişki kurmaz; aynı zamanda geçmiş deneyimlerini de ilişkilerine taşırlar. Çocukluk döneminde sevgi koşullu yaşandıysa, kişi sık sık eleştirildiyse, reddedildiyse veya duygusal ihtiyaçları yeterince karşılanmadıysa, yetişkinlikte yakınlık güven yerine kaygı yaratabilir. Çünkü zihin, yeni deneyimleri değerlendirirken geçmişte öğrendiklerini referans alır.

Günlük yaşamda bunun birçok örneğini görmek mümkündür. Örneğin bir kişi uzun süredir yalnız kalmaktan şikâyet eder. Bir ilişki istediğini söyler. Ancak biri ona ilgi göstermeye başladığında mesajlara geç cevap vermeye, görüşmeleri ertelemeye veya duygusal olarak geri çekilmeye başlar. Dışarıdan bakıldığında ilgisiz görünse de aslında yaşadığı şey çoğu zaman ilgisizlik değil, yakınlığın tetiklediği korkudur.

Nöropsikolojik açıdan değerlendirildiğinde ise beynimiz güvenliği tehditlere göre daha hızlı algılar. Özellikle geçmişte incinmiş bireylerde beynin tehdit algısıyla ilişkili bölgeleri, yakınlığı potansiyel bir risk olarak yorumlayabilir. Bu nedenle kişi sevildiğini hissettiğinde rahatlamak yerine huzursuzluk yaşayabilir. Çünkü bilinçdışı düzeyde “Ya yine incinirsem?” sorusu devreye girer.

Psikologlar bu durumu bağlanma kuramı ile açıklar. Özellikle kaçınmacı bağlanma örüntüsüne sahip bireyler, ilişkilerde bağımsız görünmelerine rağmen duygusal yakınlık arttığında rahatsızlık hissedebilirler. Bunun nedeni, geçmişte yaşadıkları hayal kırıklıklarının yeniden yaşanabileceği korkusudur. Zihin, olası bir acıyı önlemek için kişiyi geri çekilmeye yönlendirebilir.

Araştırmalar da bu durumu desteklemektedir. Mikulincer ve Shaver'in (2016) çalışmaları, güvensiz bağlanma örüntülerine sahip bireylerin yakın ilişkilerde daha fazla kaçınma davranışı gösterdiğini ortaya koymaktadır. Yani kişi sevilmek istemiyor değildir; bazen sevginin beraberinde getireceği olası kaybı yönetememekten korkuyordur.

Bu noktada önemli olan kişinin kendisini suçlaması değil, davranışının kökenini anlamasıdır. Çünkü ilgi görünce uzaklaşmak çoğu zaman bir karakter kusuru değil, öğrenilmiş bir korunma mekanizmasıdır. Neyse ki öğrenilmiş davranışlar farkındalık, psikoeğitim ve psikoterapi desteğiyle değiştirilebilir.

Sonuç olarak bazı insanlar sevgiden kaçmaz. Aslında kaçtıkları şey, sevginin sonunda yaşayabileceklerini düşündükleri hayal kırıklığıdır. İlişkilerde kurduğumuz mesafeler çoğu zaman karşımızdaki insanlarla değil, geçmişte yaşadığımız deneyimlerle ilgilidir. Bu nedenle bazen çözüm, ilişkiden uzaklaşmak değil; geçmişten gelen korkularla yüzleşebilmek ve güvenli ilişkiler kurmayı öğrenebilmektir. Sağlıklı ilişkiler, kişinin hem kendisini hem de karşısındaki insanı güvenle kabul edebilmesiyle gelişir.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }