Türk askerinin varlığını sorgulayanlar, önce Türk askerinin neden adaya geldiğini hatırlamalıdır. Eğer 1974’e giden süreçte Kıbrıs Türklerine yönelik baskılar, saldırılar ve dışlama politikaları yaşanmasaydı, bugün bu konu zaten tartışılıyor olmayacaktı. Sonuçları eleştirmeden önce sebeplerle yüzleşmek gerekir. Duydun mu YİAANİS ANTONİOU…
Rum hükümet sözcüsü yardımcısı hayal görüyor. Dile getirdiği “Türk askeri çekilsin, yerine NATO gelsin” söylemi, siyasi bir yaklaşımdan başka bir şey değildir.
Kıbrıs Türk halkı, 1963-1974 yılları arasında yaşanan saldırıları, katliamları ve zorla göç ettirilmeleri unutmuş değildir. O yıllarda ne NATO vardı ne de uluslararası toplum, Türklerin can güvenliğini sağlayacak somut bir adım atmıştı. Dünya seyrederken, Kıbrıs Türkü hayatta kalma mücadelesi veriyordu.
1974 Barış Harekâtı’nın ardından adaya gelen Türk askeri ise yalnızca bir güvenlik gücü değil, aynı zamanda barışın ve istikrarın sembolü oldu. Geçen yarım asır boyunca adada yeni bir çatışma yaşanmamışsa, bunun en önemli nedenlerinden biri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcı varlığıdır KOÇUM….
Bugün NATO’nun Türk askerinin yerini almasını istemek, aslında Kıbrıs Türk halkının güvenlik kaygılarını yok saymak anlamına gelir. Çünkü NATO, farklı ülkelerin siyasi çıkarlarının etkisinde hareket eden bir yapıdır. Oysa Türk askeri, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini doğrudan ve kararlılıkla koruyan bir garantör gücün temsilcisidir.
Barışın temeli, bir tarafın güvenlik endişelerini yok saymak değil, karşılıklı güven oluşturmaktır. Sizle bunu yaşamak mümkün değil be gardaş. Türk askerinin çekilmesini talep etmek yerine, adadaki iki halkın eşit egemenliği ve siyasi eşitliği temelinde kalıcı bir çözüm aramak çok daha gerçekçi bir yaklaşım olurdu.
Kendimi bildim bileki, rum tarafı yıllardır dünyaya mağduriyet hikâyeleri anlatıyor. Ancak gerçek barış, mağduriyet yarışına girmekle değil, iki halkın eşit haklara sahip olduğunu kabul etmekle mümkündür. Kıbrıs Türkü, artık azınlık olmayı değil, eşit ortak olarak görülmeyi talep etmektedir. Bu talep ne ayrıcalık ne de lütuftur, en temel HAKTIR…
Kıbrıs’ta barış, Türk askerinin varlığına rağmen değil, büyük ölçüde onun sağladığı güven ortamı sayesinde bugüne kadar korunmuştur. Bu nedenle mesele NATO’nun gelip gelmemesi değil, Kıbrıs Türk halkının gelecekte de kendini güvende hissedip hissetmeyeceğidir. Ki asla geçmişi düşününce mümkün değildir.
Kıbrıs’ta kalıcı çözüm isteyenler önce şu gerçeği kabul etmelidir ki, bu adada iki halk, iki demokrasi ve iki ayrı irade vardır. Bir tarafın diğerine hükmetmeye çalıştığı dönemler tarihin tozlu sayfalarında kalmıştır. Gelecek, üstünlük arayışında değil, karşılıklı saygıda yatmaktadır. Tarih göstermiştir ki, güvenlik boşluğu barış getirmez. Kıbrıs’ta gerçek barışın teminatı, garantörlük hakları ve Türk askerinin caydırıcı varlığıdır.
HER GÜN SABAH UYANDIĞINIZ ZAMAN
O BAYRAĞI DAĞIN ÜZERİNDE,
TÜRK ASKERİNİ DE HER YERDE GÖRMEYE
DEVAM EDECEKSİNİZ…