KKTC HALKINA “Tembel” DİYENLERE BİR ÇİFT SÖZÜM VAR…

Karakuş Öz yazdı...

Bir toplumu tek kelimeyle tarif etmeye kalkmak, çoğu zaman o toplumu değil, konuşanın sığlığını ele verir. “KKTC halkı tembelmiş” diyen zatın sözleri de tam olarak böyle bir yerden yükseliyor. Bilmeden konuşmanın, görmeden hüküm vermenin rahatlığı diyorum ben buna.

Bak sana anlatalım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin insanı, yoklukla, ambargolarla, görmezden gelinmişlikle büyümüş bir halktır. Uluslararası sistemin dışında bırakılmış, sporcusundan akademisyenine kadar emeğinin karşılığını çoğu zaman alamamış bir toplumdan bahsediyoruz. Buna rağmen üretmeye devam eden, ayakta kalan, pes etmeyen bir halktır tamamı kardeşim.

Şimdi soralım bu arkadaşa. Dünyanın kapıları size kapalıyken, emeğinizin karşılığı sistematik olarak törpülenirken hâlâ var olabiliyorsanız, bu tembellik mi olur, yoksa direnç mi?

Otellerde sabaha kadar çalışan emekçiyi, üniversitelerde eğitim için çabalayan gençleri, küçük işletmelerle ayakta kalmaya çalışan esnafı görmeden konuşmak kolaydır. Kolaydır çünkü uzaktan bakmak, yakından anlamaktan her zaman daha zahmetsizdir.

Ama bazı sözler vardır, sahibini ele verir.
“Tembel” diyen dil, çoğu zaman emeğin ne olduğunu hiç bilmemiştir. Çünkü gerçek şu ki, ambargoların gölgesinde ayakta kalabilmek, tembellerin işi değildir.
Yok sayılarak var olmak, sıradan insanların harcı değildir.

Siz bir halkın alın terini görmezden gelirseniz, o ter kurur sanırsınız.
Oysa o ter, toprağa düşer ve direniş olarak filizlenir. Bak sana “TEMBELLİĞİ” anlayacağın başka bir şekilde de anlatayım.

Asıl tembellik, araştırmadan konuşmaktır.
Asıl tembellik, bir halkı yaftalayıp geçmektir. Asıl tembellik, gerçeği öğrenmeye zahmet etmemektir.

Ve şunu da asla unutma
Bir halkı küçümsemek, seni büyütmez… sadece ne kadar küçük baktığını gösterdin bize .

KKTC halkı tembel değildir. Belki yorgundur, belki yılların yükünü taşımaktadır ama asla tembel değildir. Çünkü tembel toplumlar ayakta kalamaz. Oysa bizler, tüm zorluklara rağmen hâlâ dimdik duruyor.

Bu yüzden mesele bir halkın ne olduğu değil…. Mesele, kimin ne kadar gördüğü ve ne kadar anladığıdır. Ve bazen en sert cevap, bağırmak değildir… Gerçeğin, sessiz ama sarsıcı ağırlığıdır.

HADİ ŞİMDİ AZ ÖTEDE OYNAYIN…

KARAKUŞ

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }