Ekonomi yerle bir. Enflasyon rakamlarla makyajlanıyor ama mutfakta gerçek yüzünü gösteriyor. Maaşlar daha ele geçmeden eriyor, faturalar nefes aldırmıyor, gençlik umudunu değil valizini hazırlıyor. Adalet duygusu yerle bir edilmiş, liyakat kelimesi alay konusu olmuş. Sokak güvensiz, gelecek belirsiz, halk yorgun.
Ama hâlâ denilen şu.
“Erken seçim olmaz.” Neden?
Çünkü korkuyorsunuz. Seçimden korkan iktidar olur mu? Oluyormuş. Çünkü seçim demek hesap demek. Çünkü seçim demek yapılanların, yapılmayanların, unutturulmak istenenlerin tek tek ortaya dökülmesi demek. Bugün erken seçimden kaçanlar, aslında halkın karşısına çıkmaya cesaret edemeyenlerdir. Hadi yalansa yalan diyin ya. Ne kadar daha aptal yerine koyacaksınız bu halkı?
BEN SIKILDIM APTAL YERİNE KONULMAKTAN.
Bu ülkede erken seçim lafı bir ihtimal değil, adeta bir korku senaryosu. Sandık halkın önüne gelmesin diye sergilenen bu panik hâli artık gizlenemiyor. Ekonomi çökerken, adalet erirken, sokakta hayat her geçen gün ağırlaşırken, iktidarın tek refleksi aynı, zaman kazanmak.
Nasıl bir erken seçim korkusu bu?
Halktan bu kadar mı kopuldu?
Sandığın söyleyeceği sözden bu kadar mı çekiniliyor?
Her kriz OLAĞANÜSTÜ ŞART her eleştiri İSTİKRAR BOZMA bahanesiyle bastırılıyor. Ama istikrar dedikleri şey halkın refahı değil, koltukların sağlam kalması. Hayat pahalılığı can yakarken, gençler geleceğini bavula sığdırırken, emekli hayatta kalma mücadelesi verirken hâlâ ZAMANI DEĞİL nasıl diyebiliyorsunuz.
Peki ne zaman? Daha ne kadar kötüleşmesi gerekiyor? Tüm samimiyetimle soruyorum bunu.
Erken seçim korkusu, yönetememenin itirafıdır. Güven kaybının, ne onun adı dur aklıma gelecek hee tamam meşruiyet krizinin açık göstergesidir. Çünkü kendine güvenen, halktan yetki aldığını bilen bir iktidar sandıktan kaçmaz. Sandığı tehdit olarak görmez. Bu korku ne ekonomiktir ne de siyasî takvimle ilgilidir. Bu korku, halkın vereceği cevaptır. Ama kötü bir haberim var size. Ne yapılırsa yapılsın, o cevap gecikse de değişmeyecektir.
Bu artık bir siyasi tercih değil, açık bir kaçıştır. Bu artık strateji değil, paniktir.
Bu artık ZAMANI DEĞİL bahanesi değil, sandık korkusunun itirafıdır.
ÜZGÜNÜM …
Sandık er ya da geç gelecek.
Korkuyla ertelenen her gün, hesabı daha da ağırlaştıracak.
PERŞEMBE’yi SEL ALDI
KARAKUŞ