Bir hastane düşünün…
İsmi var, tabelası var, açılış tarihleri var, vaatleri var ama kendisi bir türlü yok.
Güzelyurt Hastanesi, yıllardır “bitmek üzere” denilen ama bir türlü bitmeyen, adeta zamanın içinde kaybolmuş bir proje olarak karşımızda duruyor.
Her yıl başka bir tarihle umutlanıyoruz.
“Bu yıl açılıyor.”
“Yıl sonunda hizmete girecek.”
“Son rötuşlar yapılıyor.”
“Artık yüzde doksan dokuz tamam.”
Ama o yüzde bir var ya… İşte o yüzde bir, koskoca bir bölgenin sağlık hakkını yıllardır rehin tutuyor.
Bu hastane artık sadece bir bina değil.
Bu hastane, verilen sözlerin havada kalmasının, takvimlerin ciddiyetini yitirmesinin, planlama eksikliğinin somut bir anıtı haline geldi. Bir şehir için hastane demek güven demektir. Acil durumda “yetişiriz” demektir. Anne için doğumda, yaşlı için kalpte, çocuk için ateşte “yakındayız” demektir.
Ama Güzelyurt’ta hastane, ne yazık ki güven değil belirsizlik demek oldu.
Vatandaş için bu artık bir yatırım değil; bir sabır sınavı. İnsanlar randevu değil, tarih bekliyor.Tedavi değil, açılış bekliyor.
Sağlık değil, açıklama dinliyor.
Ve her yeni açıklama bir öncekini unutturuyor.Her yeni tarih bir öncekini gömüyor.Her yeni vaat, eskisinin üzerine beton döküyor. Ortada kocaman bir yapı var belki, ama ondan daha büyük olan şey, insanların içindeki hayal kırıklığı.
Çünkü sağlık ertelenebilecek bir konu değildir.Bir yol, bir park, bir meydan gecikebilir.Ama hastane gecikemez.
Çünkü hastalık takvim beklemez.
Acil durum ihale sürecine girmez.
Kalp krizi açılış konuşmasını dinlemez.
Bu yüzden Güzelyurt Hastanesi artık sadece “bitmeyen bir bina” değil;
bitmeyen bir söz,bitmeyen bir erteleme,
bitmeyen bir açıklama haline gelmiştir.
Ve belki de en acısı şu:
Bu kadar uzun süren bir gecikme,insanlarda sadece öfke değil, alışkanlık yaratıyor.
“Zaten bitmez.” duygusu yerleşiyor.
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
Çünkü bir toplum, gecikmeye alıştığı anda sadece binayı değil, beklentisini de kaybeder.Ne bitmek bilmeyen bir hastaneymiş gerçekten…
Ama asıl bitmeyen şey, bu halkın sabrı oldu.
Ve her sabrın da bir sonu vardır.