ÖLÜMLERDEN DERS ÇIKARTMAYI DEĞİL, ÖLÜMLERE ALIŞMAYI ÖĞRENDİK…

KARAKUŞ ÖZ YAZDI…

Bazı haberler vardır, okunur geçilir. Bazıları ise insanın boğazına düğümlenir. 2500 tonluk bir buğday silosunun çökmesi ve altında kalan bir emekçinin hayatını kaybetmesi, işte tam da böyle bir haberdir.

O silonun altında sadece bir işçi kalmadı.

Bir annenin duası kaldı.

Bir eşin yarım kalan hayatı kaldı.

Bir çocuğun “Babam ne zaman gelecek?” sorusu kaldı.

Ve en önemlisi… Bu toplumun vicdanı kaldı.

Şimdi herkes aynı şeyi söyleyecek. Soruşturma açıldı. Bilirkişiler inceleyecek. Raporlar hazırlanacak. Açıklamalar yapılacak. Belki birkaç hafta sonra bu olay gündemden düşecek. Yeni haberler gelecek, yeni tartışmalar başlayacak.

Ama o evin bir daha kapısı çalmayacak.

Bir insan sabah evinden ekmeğini kazanmak için çıkıyor ve akşam tabutunun eve dönmesi konuşuluyorsa, orada “kaza” kelimesini kullanmak yetmez. Önce şu soruyu sormak gerekir:

Bu ölüm gerçekten önlenebilir miydi?

Eğer cevabı “evet” ise, artık susmak da bir sorumluluktur.

Her facianın ardından birkaç gün üzülüyor, birkaç gün öfkeleniyor, sonra unutuyoruz. Unuttukça da aynı acıları yeniden yaşamaya mahkûm oluyoruz. İş güvenliği, maliyet hesabı yapılacak bir kalem değildir. Denetim, kağıt üzerindeki imzalardan ibaret değildir. İnsan hayatı ise hiçbir yatırımın, hiçbir üretimin, hiçbir tonajın gölgesinde kalamaz.

2500 tonluk buğdayın değeri hesaplanabilir.

Peki bir babanın değeri kaç tondur?

Bir evladın gözyaşının ağırlığı kaç kilogramdır?

Bir annenin ömür boyu dinmeyecek acısının ölçüsü hangi terazide tartılır?

İşte bu soruların cevabı yoktur.

Bu yüzden bugün konuşmamız gereken, sadece çöken bir silo değildir. Konuşmamız gereken; riskler zamanında görüldü mü, gerekli kontroller yapıldı mı, güvenlik önlemleri yeterli miydi ve bundan sonra aynı acının yaşanmaması için ne yapılacak?

Çünkü gerçek adalet, yalnızca olaydan sonra sorumlulukları ortaya çıkarmak değildir. Gerçek adalet, aynı acının bir daha hiçbir aileye yaşatılmamasıdır.

Hayatını kaybeden emekçiye Allah’tan rahmet diliyorum. Geride kalan ailesine sabır diliyorum. Ama en büyük duam şudur:

Bir gün bu ülkede hiçbir çocuk, babasını alın teri dökerken kaybetmesin.

Çünkü ekmek parası kazanmak için işe gitmek, hiçbir insanın hayatını ortaya koyduğu bir kumar olmamalıdır.

Ve unutmayalım…

Bir toplum, ölen işçilerin sayısıyla değil, onları yaşatmak için gösterdiği iradeyle medenidir.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }