POLİS DE YARALI, VATANDAŞ DA… AYNI ÜLKENİN, İKİ YARASI…

Karakuş Öz yazdı...

Bir meclis binası bahçesinde, yaşanan arbede… Başı kanayan bir polis , su ile yıldırılmaya çalışan emekçi, az ileride yüzü çizilmiş bir itfaiye polisi. O anın fotoğrafı, aslında bu ülkenin ruh halini anlatı bize . Çünkü o karede sadece fiziksel yaralar yoktu. Güvenin, anlayışın ve ortak aklın da yara aldığı bir tablo vardır bana göre.

Polis ile vatandaşın karşı karşıya geldiği her olayda, çoğu zaman taraflar net gibi görünür. Oysa gerçek bu kadar basit değildir. Polis, devletin düzenini sağlamakla görevli bir kamu görevlisidir ama vatandaş da o düzenin içinde hakkını arayan, sesini duyurmaya çalışan bireydir. İki taraf da aslında aynı toplumun parçasıdır. Aynı sokaklarda büyümüş, aynı ekmeği bölüşmüş insanlardır. Ama bir noktada karşı karşıya gelirler.

Sorun tam da burada başlıyor . Bir taraf kendini bastırılmış hisseder, diğer taraf kontrolü kaybetme korkusu yaşar. Gerilim yükseldikçe, sözler yerini sert müdahalelere, tepkiler ise öfkeye bırakır. Sonunda ortaya çıkan manzara bellidir. Yara bere içinde kalan insanlar… Üniformalı ya da sivil fark etmeksizin.

Oysa bu tablo kaçınılmaz değildir. Hak aramak, şiddetin gölgesine girdiği anda anlamını kaybetmeye başlar. Aynı şekilde, güvenliği sağlamak adına ölçüsüz güç kullanımı da devletin itibarını zedeler. Burada dengeyi kurmak, hem en zor hem de en hayati meseledir.

Polisin görevi sadece müdahale etmek değil, aynı zamanda toplumu korumaktır. Vatandaşın görevi ise sadece tepki göstermek değil, bunu meşru ve barışçıl yollarla yapmaktır. Bu iki çizgi kesiştiğinde, çatışma değil diyalog doğmalı bence. Ama çizgiler kesişmek yerine çarpıştığında, geriye sadece kırıklar kalır. Gördüklerimiz inanılır gibi değildi.

Bugün meclis bahçesinde, yaralanan bir polis de, hastaneye kaldırılan bir vatandaş da aslında aynı hikâyenin iki farklı yüzüdür. Her ikisi de kaybedendir. Çünkü kazananın olmadığı bir çatışma, sadece daha büyük kayıpların habercisidir. Uyanmalı mıyız? Evet ama bazen EMİR DEMİRİ EZER.

Toplum olarak artık şu soruyu sormak gerekiyor… Bu yaralar kime kazandırıyor? Öfke büyüdükçe, mesafeler açıldıkça, empati azaldıkça kim kazanıyor? Cevap net Hiç kimse.

Çözüm, tarafları daha da sertleştirmekte değil, ortak bir zemin bulabilmektedir. Daha fazla diyalog, daha fazla anlayış ve daha fazla sağduyu… Çünkü aynı sokakta yaşayan insanlar, birbirinin düşmanı değil, kader ortağıdır.

Unutulmamalıdır ki, bir ülkenin gücü ne kadar sert müdahale edebildiğiyle değil, ne kadar az çatışma yaşadığıyla ölçülür. Ve en büyük başarı, kimsenin yara almadığı bir günü mümkün kılabilmektir.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }