Suçlu arayışında artık yön değiştirelim...

Tavuk kümesini açık bırakıp, sonra da tilkiyi suçlamak ne kadar adil olur? Burada ki Tilki bireysel suçlu oluyor. Tilki ahlaki değerini yitirmiş, açlığına yenik düşmüş, kendini kimi zaman arslan hissediyor olabilir. Fakat kapıyı açık bırakan ise, tilkiyi iyi tanıyan, yapabileceklerini iyi bilen, kim bilir belki de tavukları yemesi için bilerek isteyerek o kapıyı açık bırakandır yani  SİSTEM. 

Bireysel suçluların devlet ve sistem açığını suistimal etmeleri tabi ki kabul edilmez. Burada işte ahlaki sorumluluk devreye girmelidir. Kaç tane insan bunu yapar? Kaç kişi para ve güçe yenik düşmez? Kaç tane insan işinin sorumlusu olabilir? Bunları tartışmak şu sıra kimin umrunda olur? Kişi kendini bunlar ile zaman zaman sorguluyor mu? 

Toplumun, mikro dünyasında gizlenen tehlikeler genelde bireysel odaklı suçlar oluyor. Kişiler arasında ortaya çıkan ve toplum olarak az sarsılan ama yine de azımsanmayacak kadar kötü yönde  etkileyebilen  suç/ suçları anlatır. Örnek vermek gerekirse hırsızlık, saldırı, darp ve cinayet gibi  suçlar bireylerin tek başına  işlediği suçlardır. Yani bir kişinin,  bir diğerine karşı işlediği eylemlerdir ve genellikle anlık kararlarla gerçekleşir. Bu tür suç ve suçlar kişiler arasında güveni sarsar. 

PEKİ YA  SİSTEMİN YARATTIĞI SUÇLAR???

Son zamanlarda mı diyelim, yoksa hep süre gelen ama şimdilerde patlayan  SİSTEM DENETİMSİZLİĞİ, ne yazık ki  giderek artan bir endişe kaynağı haline geldi. Bu durum nihayetinde peşinden ,  büyük organizasyonlarda, şirketlerde veya devlette  ortaya çıkan güvenlik açıkları  ve yolsuzluk gibi sorunlara yol açamaya başladı. Kişileri suçlamak çok kolaydır. En güzel ve başarılı yapabildiğimiz tek şey bu. Birilerin gazetelerde resimini görmemiz yetiyor. Oysa tilkiye kapıyı açanları sorgulamak , irdelemek, buz dağının ardına bakmak hiç kimsenin işine gelmiyor. 

 Kurum ve kuruluşların , güvenlik önlemlerinin eksik olduğu veya zayıf olduğu durumları araştırmak. Önlem almak ileride ortaya çıkabilecek, finansal dolandırıcılıklar veri sızıntıları ve diğer suçların gerçekleşme olasılığının göz önünde bulundurulması kimin görevidir? Bu suçların işlenmesini engelleyecek olan düzgün bir SİSTEM DENETİMLİĞİ değil mi? 

İşte tam bu noktada,  SİSTEMİN zemin hazırladığı bu tür suçların toplumsal düzen üzerindeki etkileri daha  büyüktür. Endişe vericidir. Kaygıyı ve güvensizliği de beraberinde getirmektedir. Herkese , her makama, her göreve acaba mı gözü ile bakmaya sebebiyet vermektir. Sistem denetimsizliğinin mahal verdiği suçlar da ne hal hikmetse, uzun bir süre boyunca fark edilmiyor. Çünkü başı boşluğun verdiği fırsat, sorgulama mekanizmalarının zayıflığı ve gelişmiş teknolojiyi  kullanılarak örtbas edilebiliyor. 

Kontrol mekanizmasının zayıf olduğu ve bunun sonuçunda doğan YOLSUZLUKLARIN, HIRSIZLIKLARIN toplumun üzerindeki en önemli ve kalıcı etkisi, güven kaybıdır. Halk, bu tarz olaylara maruz kaldığı sürece, devletin kurumlarına ve sistemlere duyduğu güveni gün  geçtikçe azalıyor. Peki bunun en kötü sonuçu  genel toplumsal güveninin sarsılması değilimdir?   Özellikle eğitim, sağlık ve kültürel  sistemin etkilendiği durumlarda sağlıklı düşünebilen ve karar verebilen kaç tane birey olacak bu toplumda ? Bunu düşünmeyecek bir yönetim ve sistemi kaç yıl daha çekmek zorundayız? 

Toplumun yanı sıra, denetimsizliği aynı zamanda hukuk sistemini zorladığını da görebiliyoruz. Suçların tespiti ve cezalandırılması daha karmaşık hale gelebiliyor. Bu durum, toplumda genel bir hukuki belirsizliğe de yol açıyor. İfade ve ithamlar ile suçlu ilan ederek yol kat edileceğine inanılan başka bir sistemsizlik de öbür yandan son sürat devam ediyor. Yani anlayacağınız isimlere ve kişilere odaklı suçlamalar üzerinden yorumlar yapmaya devam ediyoruz. 


ASIL YANLIŞI GÖRMEK, SORGULAMAK  VE HESABINI SORMAK BU KADAR ZOR OLMAMALI. 

KARAKUŞ

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }