TEMİNATTA BAĞLARKEN AÇ MI? TOK MU ? SORDUNUZ MU?

Karakuş Öz yazdı…

Bazen bir memleketin adalet terazisini ölçmek için büyük davalara, yüksek siyaset sahnelerine bakmaya gerek yoktur. Küçük bir hikâye yeter. Sessiz, sıradan ve kimsenin dikkatini çekmeyen bir hikâye. Mesela aç olduğu için balık avlayan bir insanın hikâyesi. Haberi okuyunca ve de bir suçlu gibi teminata bağladığını görünce

E YOK ARTIK DEDİM BE …

Denizin kenarında, karnını doyurmak için terlikten oltasını , suya bırakan birini düşünün. Ne bir ticari kaygı var, ne yasa dışı bir kazanç hırsı. Ne sahte diploması var, ne de eli vatandaşın cebinde. Sadece açlık. İnsanın en temel, en yalın ihtiyacı. Fakat bu ihtiyaç, bir anda kendisini mahkeme salonunda bulmasına yetiyor. Ve o insan, belki de hayatında ilk kez, “teminat” kelimesiyle tanışıyor.

İşte burada sormamız gereken soru şu: Suç nedir? Açlık mı, yoksa açlığı görmezden gelen düzen mi?

Kurallar, toplum düzeni için vardır. Evet, denizler korunmalı, ekosistem gözetilmeli, kaçak avcılığa göz yumulmamalı. Ama hukuk dediğimiz şey, sadece kurallar bütünü değildir, aynı zamanda vicdanın da tercümanıdır. Eğer hukuk, insanın en temel ihtiyacını görmezden geliyorsa, orada bir eksiklik vardır. Çünkü adalet, yalnızca yasa maddeleriyle değil, insanın halini anlamakla da ilgilidir.

Mahkemede imzalanan o teminat kağıdı aslında çok daha büyük bir şeyin sembolüdür. O kağıt, bir insanın açlığını belgeleyemez. Ama sistemin, o açlığa verdiği cevabı net bir şekilde ortaya koyar: “Kural ihlal edildi.” Öyle değil mi çok sayın yargı .

Peki ya hayatın ihlal ettiği kurallar? Onları nasıl teminat altına alıyorsunuz?

Bir insan neden aç kalır? Neden denize umut bağlar? Neden risk alır? Bu soruların cevabı, mahkeme dosyalarında yer almaz. Ama gerçeğin tam ortasında durur. Çünkü mesele yalnızca bir balık değildir. Mesele, o balığın temsil ettiği hayatta kalma mücadelesidir. Yazıklar olsun!!!

Toplum olarak bazen kolay yolu seçiyoruz. Kuralları uyguluyoruz, cezaları kesiyoruz, dosyaları kapatıyoruz. Ama sorunu çözmüyoruz. Aç olan insanı cezalandırmak, açlığı ortadan kaldırmaz. Sadece onu görünmez kılar. Ve belki de en acı olanı şudur, O insan, mahkeme salonundan çıktığında hâlâ açtır.

Adaletin gerçek sınavı tam da burada başlar. Kanun ile vicdanın kesiştiği yerde… Eğer o kesişim noktasını kaybedersek, geriye sadece soğuk metinler kalır. Oysa adalet dediğimiz şey, biraz da insanı anlamaktır. Bu cümlelerime kulak asmayın , sizlik değil çünkü.

Tek dileğim ey adalet bir gün, “aç olduğu için balık avlayan” biri mahkemeye sizlerin önününe çıkmak zorunda kalmaz. Belki o gün geldiğinde, teminat kağıtlarına değil, insanların yüzüne bakarak karar verebilirsiniz. Çünkü bazı suçlar, aslında bir çığlıktır. Ve o çığlığı duymayan bir düzen, ne kadar güçlü olursa olsun, eksiktir.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }