Bu ülkede yıllardır değişmeyen bazı gerçekler vardır. Haritalar değişebilir, diplomasi farklı yönlere savrulabilir, siyasi söylemler sertleşebilir ama bazı hakikatler, vardır ki tarih boyunca aynı yerde durur. Kıbrıs meselesi de işte bu gerçeklerin en belirgin olanlarından biridir.
Son dönemde Nikos Hristodulidis tarafından yapılan açıklamalar ve Güney Kıbrıs yönetiminin uluslararası platformlarda yürüttüğü diplomatik hamleler, Kıbrıs meselesini yeniden tartışmaların merkezine taşıyacak gibi görünüyor. Ancak ne söylenirse söylensin, ne tür siyasi hesaplar yapılırsa yapılsın ortada değişmeyen bir gerçek vardır. TÜRKİYE CUMHURİYET’i KKTC’nin yanında durmaya devam edecektir. Bu böyle biline kardeş.
Bu sadece diplomatik bir destek değildir. Bu, tarihsel bir sorumluluk ve güvenlik meselesidir. Kıbrıs adası, yıllarca sadece bir toprak parçası olarak değil, aynı zamanda iki halkın kaderinin kesiştiği bir yer olarak var olmuştur. 1960’lı yıllarda Kıbrıs Türklerinin yaşadığı acılar, saldırılar ve yok sayılma girişimleri hâlâ hafızalardadır. Birbirimize şu sırlar gidip geliyoruz ama bunları UNUTMADIK, UNUTMAYIZ. Bu da böyle biline. O yıllarda yaşananlar, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin neden hayati bir mesele olduğunu açıkça göstermişti.
Bugün bazı çevreler bu tarihi görmezden gelmek isteyebilir. Bazıları geçmişi unutturarak yeni bir siyasi zemin kurmayı hayal edebilir. Fakat tarih asla unutmaz , özellikle de bir halkın varlığı söz konusuysa.
İşte bu yüzden Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki duruşu bir tercih değil, bir zorunluluktur. Çünkü Kıbrıs Türkü için güvenlik ve özgürlük, sizlerin düşündüğü gibi diplomatik tartışmaların ötesinde bir hayati meseledir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağ sadece siyasi bir ilişki değil, aynı zamanda tarih, kültür ve kader ortaklığıdır. Daha bunu anlamanız için ne kadar zaman gerekli bilmiyoruz.
Bu durumda bazı çevrelerin Türkiye’nin kararlılığını görmezden gelmesi ya da bunu değiştirebileceğini düşünmesi büyük bir yanılgı olur. Çünkü Türkiye için Kıbrıs sadece dış politika konusu değildir, aynı zamanda tarihi bir sorumluluktur.
Uzun lafın kısası bugün bazı siyasi söylemler ne kadar sert olursa olsun, bazı çevreler ne kadar rahatsızlık duyarsa duysun değişmeyecek bir gerçek vardır.
Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında durmaya devam edecektir. Bu bir meydan okuma değil, bir gerçeğin ifadesidir. Çünkü Kıbrıs Türk halkı bu adada yalnız değildir. Ve bu gerçek, ne diplomatik baskılarla ne de siyasi söylemlerle değiştirilebilir.