Dünyanın vicdanı artık algoritmayla çalışıyor. Bunu kabullenelim. Ne için üzüleceğimizi, neye öfkeleneceğimizi, hangi fotoğrafın altına kalp koyacağımızı biraz da akış belirliyor.
Günlerdir “Punch” isimli maymun sosyal medyada. Ondan önce Nihilist Penguen vardı. Milyonlarca paylaşım, kampanyalar, küresel hassasiyet dalgası… İnsanlar öfkeli, üzgün, ilgili.
Şunu söyleyeyim: Bu kötü bir şey değil.
Hayvana merhamet insanlığın en temel göstergelerinden biridir. Bir canlıya yapılan haksızlığa tepki vermek, insan kalabilmenin şartıdır. Bir maymun için ses yükselmesi kıymetlidir. Çünkü şiddet, tür seçmez; merhamet de seçmemeli.
Ama işte tam burada içimi kemiren bir soru var.
Aynı dijital dünyada, aynı saniyelerde, başka görüntüler de akıyor. Gazze’de çocuklar var. Gerçek çocuklar. Açlıkla tanışmış bebekler. Bombardıman sesleriyle büyüyen minikler. Elektriksiz hastanelerde yaşam mücadelesi veren yenidoğanlar.
Onlar neden aynı küresel dalgayı yaratmıyor?
Bu bir “hayvan mı insan mı” tartışması değil. Böyle bir kıyas ahlaken de anlamsız. Mesele şu: Neden bazı acılar hızla evrenselleşirken bazıları kronik bir sessizliğe gömülüyor?
Gazze Şeridi yıllardır insani bir krizle anılıyor. Bu artık “haber değeri” taşımayan bir olağanlık hâline geldi. En tehlikelisi bu. Sürekli tekrar eden acı, duyarlılığı köreltiyor. Bombalar sıradanlaşıyor. Açlık grafik oluyor. Bebekler istatistikleşiyor.
Oysa bir bebeğin açlığı ideolojik değildir. Bir çocuğun korkusu jeopolitik değildir. Bir annenin çaresizliği taraf tutmaz.
Sosyal medyada gündem olmak için hikâyenin basit, duygunun net ve tarafların kolay tanımlanabilir olması gerekiyor. Bir maymunun maruz kaldığı şiddet evrensel bir öfke yaratıyor çünkü karmaşık değil. Ama Gazze dediğiniz anda tarih, siyaset, güç dengeleri, uluslararası hukuk devreye giriyor. İnsan yoruluyor. Kaçıyor.
Oysa vicdan yorulmaz. Vicdan seçmez.
Bir hayvan için milyonlarca paylaşım yapılabiliyorsa, bir bebeğin yaşam hakkı için neden aynı sürdürülebilir hassasiyet oluşmuyor? Neden biri birkaç gün boyunca küresel mobilizasyon yaratırken diğeri yıllardır süren bir trajediye rağmen dalga oluşturamıyor?
Belki de dijital çağın sorunu bu...Tepkimiz hızlı ama hafızamız kısa.
Anlık duyarlılık var, kalıcı duruş yok.
Bu yazı hayvanlara duyulan sevgiyi küçümsemiyor. Aksine, o merhametin genişlemesini istiyor. Eğer bir maymun için ayağa kalkabiliyorsak, bir bebeğin yaşam hakkı için de aynı refleksi gösterebilmeliyiz. Merhamet bir defalık bir kampanya değil, bir karakter meselesidir.
Gazze’de doğan bir çocuk “trend” değil diye daha az gerçek değil. Daha az masum değil. Daha az korunmaya değer değil.
Belki de kendimize şu soruyu sormanın zamanı...
Biz gerçekten acıya mı duyarlıyız, yoksa gündeme mi?
Çünkü bazı bebekler hiç viral olmuyor.
Ama onların sessizliği, insanlığın sınav kâğıdı gibi önümüzde duruyor.