Zihnin Gerçeği: Düşünceler Her Zaman Gerçek Değildir

DOĞUŞ ENGİN YAZDI///

Modern yaşamın görünmeyen en büyük yüklerinden biri, insanın kendi zihniyle kurduğu ilişkidir. Gün içerisinde zihnimizden binlerce düşünce geçer ve çoğu zaman bu düşüncelerin ne kadarının gerçek, ne kadarının yalnızca zihinsel bir yorum olduğunu fark etmeyiz. Özellikle kaygı, stres ve depresif belirtiler yaşayan bireylerde otomatik düşünceler daha yoğun şekilde ortaya çıkar. “Yetersizim”, “Başaramayacağım”, “Kimse beni sevmiyor” ya da “Her şey kötüye gidecek” gibi cümleler zamanla yalnızca bir düşünce olmaktan çıkar; kişinin duygularını, davranışlarını ve yaşam biçimini şekillendirmeye başlar.

Klinik psikoloji alanında yapılan araştırmalar, bireyin yaşadığı psikolojik zorlanmaların yalnızca olaylardan kaynaklanmadığını, olaylara yüklediği anlamlarla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi’nin kurucularından Aaron T. Beck’e göre, bireyin duygusal tepkilerini belirleyen temel unsur olayların kendisi değil, o olayların zihinde nasıl yorumlandığıdır (Beck, 1976). Aynı durumu yaşayan iki insanın tamamen farklı hissetmesinin nedeni de budur. Bir kişi yaşadığı bir başarısızlığı “Ben değersizim” şeklinde algılarken, başka biri bunu “Bu benim için bir deneyim” olarak değerlendirebilir.

Olumsuz otomatik düşünceler özellikle kaygı bozuklukları ve depresyon süreçlerinde oldukça etkilidir. Yapılan çalışmalar, kişinin sürekli negatif düşüncelere maruz kalmasının stres düzeyini artırdığını, özgüveni zayıflattığını ve yaşam doyumunu düşürdüğünü ortaya koymaktadır (Beck, 2011; Clark & Beck, 2010). Çünkü insan zihni tekrar eden düşünceleri zamanla gerçeklik gibi algılamaya başlar. Oysa bir düşüncenin zihinde belirmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez.

Psikoterapi sürecinde bireylere kazandırılan en önemli becerilerden biri, düşünce ile gerçekliği birbirinden ayırabilmektir. “Bu düşünce gerçekten doğru mu?” ya da “Bunu destekleyen somut bir kanıt var mı?” soruları, zihinsel farkındalığın temelini oluşturur. Çünkü çoğu düşünce bugünün gerçeğinden değil, geçmiş yaşantıların izlerinden beslenir.

Ancak insan zihni değişebilir. Nöropsikolojik araştırmalar, düşünce kalıplarının yeniden yapılandırılabileceğini göstermektedir. Bu nedenle ruh sağlığı, yalnızca sorun yaşamamak değil; kişinin kendi zihnini anlayabilmesi ve yönetebilmesidir.

“Düşünceleriniz gerçek değildir; onlara inandığınızda gerçeğe dönüşürler.”

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }