26 Şubat 2021 Cuma 09:12
1028 Okunma
Ettik bir eşeklik!

Devlet nedir?

Devlet, vatandaşına, sağlık, konut, eğitim ve sosyal güvenlik verebilmelidir.

Devlet, vatandaşını korumalıdır.

Koruyabilmelidir.

Sadece almamalıdır.

Hep vermelidir.

Çocukluktan öğretilen; “Devlet sağolsun” değil, “vatandaş sağolsun” olmalıdır.

“Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin” değil, “Allah devletimizin hizmetlerini bizden esirgemesin” denebilmelidir.

-*-*-

15 yıl İngiltere’de kaldım.

Bu süre zarfında, öncesinde, sonrasında, sosyal güvenlikle alakalı yatırımlarım hep aksadı.

-*-*-

Çalıştığım şirketleri şikayet edecek değilim.

Çünkü onlar da ödemekte güçlük çekmiş olabilirler.

Bir keresinde, “şirketim sosyal güvenlikle alakalı primlerimi yatırmamış” dedim; “şikayet et şirketi kapatalım” dediler.

-*-*-

Bir başka defasında, “sosyal güvenlikle alakalı primler yatmadığı için hastaneye gidemem” dedim; Güney’e git dediler...

Ki o konuya da geleceğim, az sonra...

-*-*-

Bu ülkede “özelde çalışmak”la “devlette çalışmak” arasındaki farkın, 400 yıl önce “kölelerle efendiler” arasındaki farktan daha acı olduğunu dile getirdim; “eşek olmasaydın da sen de devlette çalışaydın” lafını işittim!

Ettik bir eşeklik, ne yapalım!!!

-*-*-

Kısacası; KKTC’de özel sektörde çalışmak; çok ciddi bir sorun olagelmiştir ve “devlet” bu yüzden hep tercih edilir olmuştur.

-*-*-

Devlet; 50, bilemediniz, 55 yaşında insanları emekli eder haldedir.

Aynı devlet; bir süre öncesine kadar, askerliği – polisliği iki yılla çarpıp, 15 yıl mücahitlik yapana 30 yıldan emeklilik verebilmiştir.

40 yaşına gelmeyen insanlar, 45 yıldan emekli olmuştur.

-*-*-

Özel mi?

Yatırımlarınız yapılmışsa veya siz yapmışsanız, üç beş bin TL sosyal sigorta emekliliğiniz vardır.

İhtiyat Sandığı paranızı da hiç çekmemişseniz, iki – üç yüz bin TL’niz de bulunabilir!

-*-*-

Ama devletten, hele hele de üst seviyeden emekli olmak, bir nevi piyango kazanmaktır.

-*-*-

“Egemen eşit iki devletli çözüm” deniyor ya; gerçekten bir diyeceğim yok ama size bir “gerçek”ten bahsetmek isterim.

Kendimle alakalı bir gerçek.

-*-*-

Ben evet eşeklik ettim, devlete girip memur, öğretmen ya da ne bileyim, asker, polis olmadım...

Ve ben evet eşeklik ettim, 15 yıl İngiltere’de kaldıktan sonra, kalktım, ülkeme döndüm.

Ve ben evet eşek olduğumdan dolayı hala özel sektördeyim ve içinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda, ne doğru dürüst sosyal güvenliğimle ilgilenebiliyorum, ne de kavgasını verebiliyorum.

Ettik bir eşeklik, ne yapalım!!!

-*-*-

Devlette çalışanların, bir şekilde devlette “memur” olmayı başaranların “sosyal güvenlik” veya “maaş” rahatlığı bende hiç olmamıştır.

Haaa, bu tabii ki benim “eşek”liğimle alakalı bir durumdur.

Bu nedenle de kendi çocuklarıma ve sevdiklerimin çocuklarına, “... memur ol, öğretmen ol, devlete gir; baban gibi eşek olma” demek istiyorum ama diyemiyorum; çünkü artık devlet işi de pek yok...

Seçim dönemlerinde, geçici işçidir, şudur budur idare ediyorlar ama eskinin “bol memur alımlı keyfi” pek görünmüyor.

Haliyle gençler de “göçüyor”...

“Kaçıyor”...

“Kendine, Dünya ile egemen eşit devlet aramak zorunda kalıyor” diyeceğim; demiyorum...

-*-*-

Bu sosyal güvenlik rezaleti ortadan kalkmalı meselesini geçiyorum ve “egemen eşit iki devletli çözüm” meselesine şimdi giriş yapıyorum!

-*-*-

KKTC ile Kıbrıs Cumhuriyeti egemen eşit iki devlet olacak!

İddianız bu değil mi?

Ve KKTC, tıpkı Kıbrıs Cumhuriyeti ya da Büyük Britanya gibi bir devlet oluverecek ha!

Öyle diyorsunuz!

Ve çözümü de oradan bulacaksınız ha!

Bundan da eminsiniz yani!

-*-*-

Size bir şey anlatayım mı?

Bedava sağlık hizmetini alabildiğim tek yer Güney Lefkoşa’daki Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait devlet hastanesidir.

Sosyal güvenlikle alakalı tek güvencem, cebimdeki İngiliz pasaportudur.

Nedir sizin dediğiniz?

Nedir sizin anlattığınız?

-*-*-

Bir de utanmadan, “Kıbrıs sorunu çözülmeli, bizler de normal Dünyalı insanlar olmalıyız” dediğimizde; karşımıza “hainlik, satılmışlık” sıralıyorsunuz!

-*-*-

Peki, söyleyin; her gece İngiliz pasaportumla Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportumu okşayıp, öpüp, koklayıp uyuduğumu biliyor musunuz?

-*-*-

Evet, eşeğim!

Devlet memuru olmadım!

Evet, eşeğim!

İngiltere’de kalmadım!

Evet, eşeğim!

Sigortamı yatıramıyorum, ihtiyat sandığına hesabımı bile soramıyorum!

-*-*-

Geçenlerde biri sordu; kaç saat çalışıyorsun?

Bu okuduğunuz yazıyı yazmak da dahil olmak üzere, hafta içi ortalama 10 saat günde; hafta sonu da ortalama 3 saat günde...

Minimum 55 – 60 saat haftada çalışmam lazım.

-*-*-

Sağlam – yatırımları eksiksiz yapan bir işe gireydin!

Elbette özelde o tür işletmeler var ve elbette yasalar da var!

Ama fiiliyatta hangi özel iş sağlam?

Kaldı ki, özel sektörde, patron ile çalışan arasında hiç bir ayırım yok ki!

Patron iflas ederse, asfalta kıç üstü oturur; çalışan işini kaybederse, asfalta kıç üstü oturur!

Tek fark, patron otururken en azından götünde don ve pantolon olacaktır; işçi çıplak götle asfalta yapışacaktır!

-*-*-

Bu düzenin, bu şekilde devamı imkansızdır.

Bu düzenin, benzer şekilde yaşatılması da imkan dahilinde değildir.

-*-*-

Egemen eşit iki devlet?

Tamam da hangi eşitlik ve hangi devlet?

Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Yani ettik bir eşeklik ama “egemen eşit devlet”seniz; vatandaşınızsam; sosyal güvenliğim, geleceğim ve sağlığım, nasıl oluyor da başka devletlerin “garantisi” altındadır?

-*-*-

Ve bir daha sorayım; egemen eşit devletseniz, nasıl oluyor da “hepinizin elinde” başka devletlerin pasaportu bulunuyor?

Ama hepinizin elinde hem de!

Organize İşler’de “Müslüm” rolünü oynayan Cem Yılmaz’ın kahyasının dediği gibi; “Bye bye happiness... Bye bye loneliness... Beni takip ediniz... Hepiniz...”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.