26 Nisan 2015 Pazar 10:27
Bu nasıl ticaret?
banner10

Suna Erden

Kuzey Kıbrıs’ta hellim, patates, narenciye, enginar gibi en gözde ihraç ürünleri, Türkiye başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerine pazarlanıyor. Lezzetiyle ün salan Kıbrıs patatesi yaş olarak kilosu 50 Sent yani yarım Dolara ihraç edilirken, turizm başta olmak üzere bazı sektörlerin talebi ile kilosu 1 buçuk dolardan donmuş patates cipsi ithal ediliyor. KKTC ekonomisi kilo başına 50 sent kazanırken, ithalatçı firmalar ise donmuş patatesten kilo başına bir buçuk dolar kazanıyor. 

AYNI ÜRÜN İKİ MİSLİ FİYATINA İTHAL EDİLİYOR 

Ülkeye ithal edilen donmuş patatesin yıllık tutarı 2,2 milyon doları bulurken, bu durum narenciyede de yaşanıyor. Narenciye ülkesi olan KKTC’ye her yıl başta portakal suyu başta olmak üzere 5 milyon TL tutarında meyve suyu ithal ediliyor. Özellikle umudunu turizm sektörüne bağlayan iç piyasa bu sektörde ithal ürünlerin kullanılmasında da dolayı umduğunu bulamıyor. Dış pazara satılan aynı ürünün iki misli fiyatına ülkeye ithal mal olarak girmesi ise ithalat ve ihracat oranları arasından uçuruma neden oluyor. 

ÇIRALI, “DEVLET ÖNLEM ALMALI” 

Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı, son rakamlara göre ithalat oranının 1,8 milyar dolar ihracat oranının ise 134 milyon dolar olduğunu açıkladı. Star Kıbrıs’a konuşan Çıralı, uluslararası ambargolara rağmen var güçleri ile ihracat oranlarını yükseltmek için çalıştıklarını ancak gerekli önlemler alınmadığı takdirde cari açığın daha da büyüyeceğini söyledi. 

NARENCİYEDE GERİLEME VAR 

Çıralı, Narenciye ve patates ihracatının uluslararası piyasada günden güne azaldığını ifade ederek, bunun sebebinin Mısır başta olmak üzere bazı ülkelerin narenciye piyasasına girmiş olması, Güzelyurt bölgesinde yer altı sularının tuzlanmasından dolayı üretilen narenciyenin kalitesinin düşmüş olması olduğunu vurguladı. Bu faktörlerin rekabet gücünü azalttığını kaydeden Çıralı, ABAT kararlarından dolayı da ürünlerin Avrupa Birliği pazarından satılamamasından dolayı iyice gerileme yaşandığını ifade etti. 

DAHA FAZLA DESTEK OLURSA BAŞARABİLİRİZ 

Geçmiş yıllarda ilk sırada olan narenciye ihracatının yerini hellim ihracatının aldığını belirten Çıralı, ayrıca piliç ve yumurta ihracatında yükselme olduğunu da ifade etti. Piliç ve yumurta ile uluslararası pazarlarda rekabet ettiklerini dile getiren Çıralı, patates ihracatında da önemli bir gelir elde edildiğini ayrıca son zamanlarda tuğla ihracatında da artış olduğunu ancak devlet desteği almadığı için istenilen seviyeye ulaşamadığını vurguladı. İhracatta bazı bürokratik sorunlar yaşandığını, devlet desteği ile kâğıttan, temizlik ürünlerine, sucuktan peçeteye kadar üretilen her şeyi ihraç edebileceklerini kaydeden Çıralı, özellikle Irak pazarına sanayi ürünleri ihraç ettiklerini belirtti. 

TÜM ÇABALARA RAĞMEN UÇURUM BÜYÜK 

Uluslararası ambargolara rağmen yerli ürünleri ihraç etmek için var gücü ile çalıştıklarını kaydeden Çıralı, yıllık ihracat tutarının 134 milyon dolar olduğunu ancak ithalat oranının ise 1,8 milyar dolar olduğunu ifade ederek aradaki farktan dolayı cari açığın büyük olduğunu vurguladı. 

SATTIĞIMIZDAN DAHA PAHALIYA GERİ ALIYORUZ 

Çıralı sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz patatesi yaş patates olarak kilosu 50 sent yani yarım dolardan ihraç ediyoruz. Fakat KKTC’de turizm olmak üzere bazı sektörlerde kullanılmak için ülkeye kilosu 1 buçuk dolardan yıllık 2,2 milyon dolar değerinde dondurulmuş patates cipsi ithal ediliyor. Biz ürünümüzü yarım dolara ihraç edip, dönüp 1 buçuk dolardan dondurulmuş cips ithal ediyorsak cari açığımız elbette büyük olur. Öte yandan narenciye ülkesi olmamıza rağmen yılda 5 milyon dolar tutarında meyve suyu özellikle portakal suyu ithal ediyoruz. Enginarı yine ucuza ithal edip, donmuşunu iki kat parayla geri alıyoruz. Bu gidişe dur demek lazım.” 

CESUR BİR YÜREK LAZIM 

İthalat lobisinin çok güçlü olduğunu, pazarlama güçleri ile yerli üretimin önünü kestiklerini kaydeden Çıralı, burada devlete görev düştüğünü belirterek yapılması gerekenleri anlattı. Çıralı, “Kuzey Kıbrıs’ta üretilen patates, narenciye, enginar gibi ürünlerin ithal edilmesi halinde yüksek vergi konulmalı. Yatırımcının desteklenmesi, tesislerin kurulması, yerli ürün kullanmaya teşvik edilmesi gerekiyor” dedi. Çıralı, birçok ürünü ithal eden şirketlerin güçlerini kullanarak üstün duruma geçtiklerini, yerel üreticiyi serbest piyasa koşullarında geride bıraktıklarını ifade ederek, “Devlet ithal ürünlere ya önemli bir vergi koymalı ya kota uygulamalı ya da yerli üretim varsa eğer tamamen yasaklamalıdır. Örneğin Amerika Çin’den gelen araba lastiklerine kota koymuştur. Kendi üreticisini korumak için bunu yapmıştır. Bizde de uygulanabilir. Ancak İthalatçı lobisinin baskılarını göğüsleyecek cesur bir hükümet gerekiyor” şeklinde konuştu. 

TURİZM ÜLKESİYİZ ANCAK SEKTÖRDEN YARARLANAMIYORUZ 

İthalat ve ihracat oranları arasındaki uçurumdan dolayı cari açığın gün geçtikçe büyüdüğünü kaydeden Çıralı, bu açığın yarısını kapatmanın turizm sektörüne bağlı olduğunu vurguladı. Çıralı, “Özellikle önem verdiğimiz, büyütmeye çalıştığımız turizm sektörünün girdileri ithal olduğu için yerli üretici bu sektörden yararlanamıyor. Eğer turizm sektöründe yerli et, süt, bal, sucuk, cips, enginar, yaş sebze ve meyve gibi gıda maddeleri ile tuvalet kâğıdı, peçete, temizlik ürünleri, plastik ürünler kullanılsaydı bugün cari açığımızın yarısı kapanırdı. Ne yazık ki turizm ülkesi olduğumuz söylenmesine rağmen bu tesislerde yerli değil ithal ürünler kullanılmakta üretici ve esnaf ise bu pazardan faydalanamamaktadır “şeklînde açıklama yaptı.

banner22
Son Güncelleme: 26.04.2015 10:31
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31