KIBRIS

Aziz Gülbahar'dan Erhürman'a: Egemenliğimiz müzakere konusu değildir

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, dün gerçekleşen liderler görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği müzakere edilecek bir unsur değildir" dedi.

Milli Mücadele Vakfı (MMV) Başkanı Aziz Gülbahar, son liderler görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamada, Rum tarafının uzlaşmaz tutumunun giderek sertleştiğini savunarak Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a “Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği müzakere konusu değildir” çağrısında bulundu.

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Gülbahar’dan Cumhurbaşkanı’na çağrı:

“EGEMENLİĞİMİZ MÜZAKERE KONUSU DEĞİLDİR”

Gülbahar son liderler görüşmesi ile ilgili bir açıklama yaptı ve Rum liderliğinin uzlaşmaz, Kıbrıs Türkü’nün egemenliğini reddeden tutumlarının düzelmek yerine daha da katılaşmakta olduğuna dikkati çekerek şunları vurguladı. Gülbahar, "Rumların aklı fikri anlaşmada değil; AB, ABD, İngiltere, İsrail ve Hindistan gibi dostlarının desteğiyle, günün birinde Türkiye’yi Kıbrıs’tan dışarı atmak ve egemenliğini tüm Kıbrıs’a yaymaktır" dedi.

Gülbahar Cumhurbaşkanı Erhürman’a şu çağrıda bulundu; "Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği müzakere edilecek bir unsur değildir. Rum tarafı, ortaya koyduğunuz birinci maddeye ortaya koyacağınız makul bir süre içinde, amasız ve koşulsuz 'evet' demezse, boşuna halkımıza zemin kaybettirip Rum tarafının oyunlarına alet olmayınız"

MMV Başkanı açıklamasında şunları kaydetti:

Milli Mücadele Vakfı olarak, Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı arasındaki görüşmeleri, iki tarafın açıklamalarını, Kıbrıs konusu bağlamındaki diğer açıklamaları ve tutumları mümkün olduğunca yakından ve özenle izlemeye devam ediyoruz.

En baştan şunu vurgulamak istiyoruz ki; Rum liderliğinin, Rum yetkililerin ve Rum siyasi partilerinin Kıbrıs Türk halkını egemen ve siyasal eşit olarak reddeden tutumları düzelmek yerine daha da katılaşarak devam etmektedir.

Rumların aklı fikri anlaşmada değil; AB, ABD, İngiltere, İsrail ve Hindistan gibi dostlarının desteğiyle, günün birinde Türkiye’yi Kıbrıs’tan dışarı atmak ve egemenliğini tüm Kıbrıs’a yaymaktır.

Dolayısıyla bize göre, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Rum lider ile görüşmesi, Rum tarafının bizi hedefimiz olan, dünyada egemen ve özgür bir devlete sahip bir halk olarak hak ettiğimiz yere ulaşmaktan uzak tutmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Bu nedenle, Rum liderliğinin sergilediği tutum net bir şekilde ortadayken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın görüşmeleri “açık ve samimi” olarak sunması, Rum liderliğinin gerçek yüzünü perdeleyen hatalı bir yaklaşımdır.

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın dört maddelik, kendi ifadesiyle metodolojisi, bizim ifademizle ön şartları, ne zaman yerine getirilecektir?

Aradan üç ay geçmesine rağmen Rum lider hâlâ Cumhurbaşkanı Erhürman’ın siyasi eşitlik ve bunun ayrılmaz parçası olan dönüşümlü başkanlığı kabul etmesi talebinin ne anlama geldiğini hâlâ anlamadı mı?

Buna “anlamadılar” diye yanıt verilirse, inanacak var mı?

Milli Mücadele Vakfı olarak; Rum tarafının, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın da ifade ettiği üzere, yönetimi ve egemenliği bizimle paylaşmak istemediği gerçeğine rağmen, devlet olgumuzdan ve egemenliğimizden bir milimetre bile geri adım atmadan, Rum tarafı ile Güven Yaratıcı Önlemler’in görüşülmesine ve devletler arası iş birliği yapılmasına karşı değiliz. Ancak görüyoruz ki Rum tarafı bu konuda da samimi değildir; oyalama ve stratejik çıkarlar elde etme peşindedir. KKTC’nin statüsünü ileriye taşıyabilecek her şeye hayır demektedir.

Bunun en açık kanıtı, hâlâ Kiracıköy kapısında ısrar etmeleri, 14 yaş altındaki çocukların futbol maçı yapmalarına bile karşı çıkmaları ve Cumhurbaşkanı Erhürman’ın 10 maddelik Güven Yaratıcı Önlemler paketinin hemen hemen hiçbir maddesinin hâlen gerçekleşmemiş olmasıdır.

O pakette, Rumların KKTC’de konut sektörüne yatırım yapanlar için tutuklama ve yargılama yapmaktan vazgeçmesi talep ediliyordu. Ne oldu? Rumlar, pek çok KKTC’li iş insanı için Interpol üzerinden çıkardıkları tutuklama kararlarında ısrar etmektedir.

Rum tarafı, KKTC ekonomisini yıkmayı ve halkımızı tedirgin etmeyi tercih etmeye devam ettiğine göre, Sayın Cumhurbaşkanı hangi güveni, nasıl yaratmayı başaracağını düşünmektedir?

Milli Mücadele Vakfı açısından Cumhurbaşkanı’nın hiç kabul etmediğimiz ve etmeyeceğimiz yaklaşımı ise, federasyon görüşmelerine dönüş anlamına gelen “Crans Montana’ya kadar olan yakınlaşmaların ilkesel olarak kabulü” önerisidir.

Crans Montana süreci, bize göre federal çözüm hedefli bir sürecin sonudur. Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, 2008’de başlayan süreci iyi niyetle Crans Montana’ya kadar taşımış ve orada Rumların bizimle egemenliği ve adanın zenginliklerini asla paylaşmayacaklarını bir kez daha net şekilde saptamış, bunu Birleşmiş Milletler nezdinde de açıkça ortaya koymuştur.

Türkiye, o tarihten itibaren, gerekçelerini de ortaya koyarak federal çözüme kapılarını kapatmış; KKTC’nin tanınması ve tanıtılması yönündeki çabalarını yoğunlaştırma sürecine girmiştir.

Kaldı ki Rum lider şu anda Sayın Cumhurbaşkanı’nın oraya koyduğu ‘ Crans Montana’ya kadar olan yakınlaşmaların heba edilmemesi, kayda geçirilmesi’ noktasından da hayli uzaktadır ve ‘ Crans Montana’da kalınan yerden görüşmelere devam edilmesinde’ oldukça ısrarlıdır.

Türkiye’nin iki Devletli çözüm ifadeleriyle özetlenecek tutumu ile Kıbrıs Türk Halkı’nın genelinin buna tam destek verdiği, Rumun uzlaşmaz tavrı ortadayken, Sayın Erhürman kiminle, nasıl bir federasyon yapmayı düşünmektedir?

Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye ile hareket noktalarının aynı olduğunu, kendisinin de Türkiye’nin de Rumların adanın yönetimini ve zenginliklerini Kıbrıs Türkü ile paylaşmak istemediğini söylediğini ifade etmektedir.

Doğru saptamalar, ancak yarım…

Sayın Cumhurbaşkanı, varılacak hedef konusunda Türkiye’den farklı mı düşünmektedir?

Farklı düşünüyorsa bu gerçekçi midir?

Türkiye’ye bu konudaki düşüncelerini söylediği zaman ne yanıt almıştır?

Sayın Cumhurbaşkanı, Rum lider Hristodulidis’in “Erhürman da Türkiye gibi iki devletli çözüm isteyip istemediğini söylesin” şeklindeki talebine son görüşmelerinde ne yanıt verdiğini, şeffaflık ve konunun önemi gereği, halkımızla paylaşmak zorundadır.

Milli Mücadele Vakfı olarak Sayın Erhürman’dan kendisinin Halkımızın hakları için verdiği mücadeleye de katkı sağlamak için samimiyet bunu ısrarla talep ediyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı’na hatırlatmak isteriz ki Kıbrıs konusu, ancak Türk tarafının kararlı ve ilkeli duruşuyla bir sonuca ulaşabilir ve bu başarılabilecek bir hedeftir.

Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği müzakere edilecek bir unsur değildir. Rum tarafı, ortaya koyduğunuz birinci maddeye ortaya koyacağınız makul bir süre içinde , amasız ve koşulsuz “evet” demezse , boşuna halkımıza zemin kaybettirip Rum tarafının oyunlarına alet olmayınız.

Geliniz Sayın Cumhurbaşkanı; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’nin tanınması için dört kez üst üste Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda tüm dünyanın duyacağı şekilde yaptığı çağrı doğrultusunda; TBMM’nin oy birliğiyle, KKTC Meclisi’nin oy çokluğuyla aldığı iki devletli çözüme gidilmesi yönündeki kararlar temelinde çalışınız.

Çalışınız ki Türk milleti ve bu halk sizi, diğer millî liderlerimiz ve KKTC yolunda yürüyen cumhurbaşkanlarımız ve hükümetlerimiz gibi tarihe altın harflerle yazsın.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }