29 Ekim 2020 Perşembe 09:26
747 Okunma
UBP tarihinin en önemli seçimi!

Güney Kıbrıs’a günde en az 50 uçak geliyor.

KKTC’ye ise 2!

Güney’e gelen 50 uçak yeterli mi?

Değil!

Gidişat orada da iyi değil!

Ama bizde durum, ekonomik açıdan “vahim” ötesi!

-*-*-

Koronavirüs’ten kaçabilir miyiz?

Görünen o ki, “hayır”…

Bir şekilde “maske, mesafe, hijyen” korunabildiğimiz kadar korunacağız; değilse bulaşacağız, ölmemek için de direneceğiz!

“Kapanalım, kendi kendimize idare ederiz” diyen var mı?

Sanırım yok!

Sağlık açısından da ciddi krizlerin bizi beklediği bir dönemin sanırım başlangıcındayız…

-*-*-

Kesinlikle “kapanalım, kimse gelmesin” şeklinde düşünenler vardır ama “maaşlarınızdan yüzde 50 keselim” deseniz, bu şekilde düşünenler de bence “bir bakalım” diyecektir!

-*-*-

Uzmanlara göre, tüm Dünya’da, ama özellikle Türkiye’de büyük kısmı pandemi kaynaklı “ekonomik felaketin boyutu” çok ciddidir…

Ve bu “kötü” noktada, Türkiye’de “siyaset”, herkesin “faiz artışı şart” görüşünü ısrarla reddediyor!

-*-*-

Fransa ile gerginlik; İngiltere başta olmak üzere, bir çok AB ülkesinin, bu gerginlikte, “Fransa’dan yana” diye değerlendirebileceğimiz, “düşünce özgürlüğüne destek vermesi”, TL’nin değer kaybına kesinlikle etki ediyor…

-*-*-

Türkiye’de en ciddi sıkıntılardan biri, “hukukun üstünlüğü” ile alakalı tartışmalar…

Faizin artırılmasına da hukukun üstünlüğü konusunda iyileştirmeler yapılmasına da karşı olan bir siyasi irade onlarca uzmanın gözünden kaçmıyor…

-*-*-

Yine bir çok uzmana göre, Türkiye’de döviz rezervi erimiş durumda…

Bütçe açığı artıyor…

Kurdaki değer kaybının önlenmesi için faizlerin yükseltilmesinden başka çare olmadığına vurgu yapanlar, güçlü bir faiz artışı olmaması halinde yaranın büyüyeceğinden söz ediyor…

Yara büyüdükçe yapılması gereken faiz artışının “oranı” da yükselmek zorunda kalıyor!

-*-*-

Konunun uzmanlarına göre, eğer faizler yükseltilmezse, TL’deki değer kaybı devam edecek…

Ve bu, hızlı bir şekilde olacak…

Kasım ayının sonunda örneğin 1 İngiliz Sterlini’ni 14 TL olarak hesaplayanlar olduğunu korkarak, göz yaşı dökerek, üzülerek ve çok da ciddi endişe ederek izliyoruz…

-*-*-

TL bu hızla değer kaybederse, Türkiye’nin dış borcu ile birlikte, KKTC’de neredeyse herkesin “özel borçlanma taksitleri”, “okul taksitleri” gibi ödemeleri, aynı hızla artacak...

İnsanlar çok zor durumda kalacak…

Özel sektörde iflaslar zincirinden söz eden çok sayıda makale okudum…

-*-*-

TL cinsinden örneğin asgari ücret veya tüm gelirlerimiz, durduğu yerde küçülecek, küçülecek ve küçülecek…

Bunun sonucunda da iflaslar, işsizlik derken, “göç” denen olay ve bunun da ötesinde, ciddi sosyal patlamalar yaşanabilecek…

-*-*-

Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Turgay Deniz, dün Oda’nın bir raporunun açıklanması ile ilgili düzenlediği toplantıda bir yığın, “anlamakta zorlandığımız ama kötü durumda olduğumuzu belgeleyen bilgiler” verirken, ne yapılması gerektiğine de parmak bastı:

“Ülkede siyasi istikrar sağlanmalı” dedi...

KKTC’de siyasi istikrar var mı?

Yok!

Zor mu bu istikrarı sağlamak?

Olmamalı!

-*-*-

Başka ne dedi Deniz?

“Türkiye’den gelen yardımlar iyi değerlendirilmeli...”

Bu yardımlar dışında, başka kredi veya para bulma şansımız var mı?

Yok!

-*-*-

İçinde bulunduğumuz “Cumhurbaşkanlığı seçimi” kaynaklı ve de kavgalı, küs, kırgın, dargın, ama en önemlisi siyaseten güvenilmez ve de istikrarsız ortamın “ortadan kaldırılması” adına, UBP kurultay süreci yani kalan iki gün çok önemlidir.

-*-*-

Seçilecek olan UBP Genel Başkanı’nın, “istikrarlı bir koalisyon” veya “çok cesur erken seçim” dışında alabileceği karar yoktur...

“İstikrarlı bir koalisyon”, UBP tarafından; CTP ve HP’nin ya ikisi birden ya da bir tekiyle kurulabilir...

-*-*-

Değilse; istikrarlı olarak çalışılmayacaksa, “tercihim olmadığını açıkça belirterek”; hemen erken seçim dışında yapacak başka şey yoktur diyorum...

-*-*-

Cumhurbaşkanlığı seçimi bitti...

Hala o seçimle uğraşmak isteyenler; yeni parti kurma hayaliyle cebelleşenler; küfür ve aşağılamalarına devam etmek isteyenler buyursunlar...

-*-*-

Ama bu ülkenin, çok acil olarak “yaşam kaynağına” ihtiyacı vardır...

Bu kaynak, “üretimdir, gelirdir, hizmettir, yoldur, elektriktir, sudur, kredidir, hastanedir, yatırımdır  yani sonuçta sağlıklı ve başarılı yönetimdir...”

-*-*-

Çağdaş ve çalışan bir vergi sistemidir...

Turgay Deniz’in de belirttiği gibi, “... kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması”dır...

-*-*-

Çok kısıtlı dış ilişkilerin; Covid 19’un yarattığı hem sağlık hem de ekonomiyle alakalı bunalımın aşılması adına “iş” yapılmasıdır...

-*-*-

Bu toplumun, daha fazla “Akıncı neden kaybetti? Kudret hoca ve Serdar abi neden az oy aldı? Kim kaça satıldı?” gibi aptalca işlerle uğraşması; abesle iştigalin dahi ötesindedir...

-*-*-

Ve bence, 1975 yılında kurulan UBP, tarihinde ilk defa, “bu derecede önemli bir karar” vermenin arifesindedir...

Çünkü seçilecek olan kişi, UBP tarihinin de, Kıbrıs Türk toplumunun yakın siyasi tarihinin de “en zor siyasi sorumluluğunu üstlenmek zorundadır”...

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.