26 Mart 2021 Cuma 09:16
248 Okunma
Uyurken yoksullaşan insanların yaşadığı ülkede  “ekonomi canlanacak” diye açıklama yapılmamalı!

En önemlisi aşılanmak!

Öyle diyor herkes!

Aşılanacağız ve bulaşsak bile daha hafif geçireceğiz bu beytambal hastalığı!

Peki aşı?

Aşımız yok!

Nasıl aşı bulalım?

“Önümüzdeki hafta iyi miktarda bekliyoruz” açıklaması yapmadan bulmamız gerekiyor…

-*-*-

Mesela, İngiltere’den isteyelim!

Kim isteyecek?

Oradaki dernekler, örgütler!

Londra’daki vatandaş sayımızla övündüğümüzde, harmanlıklar bizi sığmıyor!

Bir yolunu bulacaklar, ısrarcı olacaklar, kavga çıkaracaklar ve aşı talep edecekler!

-*-*-

Sorsanız, “Oy hakkı istiyoruz!” diyorlar…

Tamam!

“Kıbrıs sorunu şöyle çözülmeli!” diyerek, akıl veriyorlar,

O da tamam!

Hatta eyvallah!

Ama bir şeyler yapmak lazım!

Aşı için öldürünmek gerekiyor!

-*-*-

Bizim hükümet de aynı şekilde “öldürünmeli” bu konuda!

Anastasiadis de sıkıştırılmalı, AB de!

En küçük bir kompleks hissetmeksizin!

-*-*-

Çünkü herkes ne diyor?

Turizmin açılması için aşı lazım!

Eğitimin başlaması için aşı lazım!

-*-*-

Aşı yoksa, açılım olmayacak!

Aşılanmadan açılım, dalga dalga bulaş demektir ve sağlık alt yapımızın bunu kaldırmadığı, kaldıramayacağı da acı bir gerçektir!

Bunu kim söylüyor?

Doktorlarımız söylüyor!

Bilenler söylüyor!

Uydurmuyoruz!

-*-*-

İngiltere’de aşılama çok hızlı sürüyor ama yine de bazı açılımlar konusunda tedbirli davranılıyor.

İlk başta yaptıkları hataları tekrarlamak istemiyorlar.

Biz ise açılıyoruz, sonra hiçbir tedbir artırımı ya da aşılama olmadan, haliyle yeniden kapanıyoruz.

(Ki inşallah bu kez öyle olmaz diye gerçekten dua ediyorum… Çünkü bir kapanmayı daha kaldıracak bir yapımız kesinlikle yoktur).

-*-*-

İngilizler, “aşılanan kişilere pasaport verilecek ve onlar o pasaportla publara girecek” demeye başladı.

Pub olayı İngiliz yaşamının en önemli parçasıdır.

Kültürdür.

Şu anda hepsi kapalı.

Açma planları yapılıyor ama açmadan önce, nasıl denetleneceği gibi konularda günlerce kafa yoruluyor.

Şimdi, “aşı pasaportu alan puba gidebilecek” kararı üzerinde yoğunlaşılıyor.

-*-*-

Peki bizde?

Bizde plan yok, aşı yok, ekonomik olarak iflasa giden her sektör, hükümete bastırıyor, o sektör açılıyor sonra tüm ülke kapanıyor!

Dikkat etmezsek, planlar yapmazsak, aşı bulmazsak, test sayısını artırmazsak, “önümüzde”, “yıkım” olabilir!

-*-*-

Hükümet üyelerinin açıklamaları da çok gereksiz ve çok da ilginç…

Eminim moral vermek için yapıyorlar ama “ekonomiyi canlandıracağız” diyen var!

Fiyatları düşüreceklerini söyleyenler var!

Ve bu söylediklerinin mantıklı hiçbir açıklaması olmadığını bilerek, resmen sallıyorlar!

-*-*-

Allah aşkına, “ekonomi nasıl canlanacak?”…

Çarklar tamamen durdu!

Çarkları yeniden döndürmek başkadır, ekonomiyi canlandırmak bambaşka olmalıdır!

-*-*-

Ekonominin canlanması demek; ay başı devlet maaşlarının sıkıntı yaşamaması demektir!

Ekonominin canlanması demek, her gün binlerce kişinin işsiz oturmaması demektir.

-*-*-

“Canlı ekonomi”, yüzlerce insanın iflası; onlarca esnafın kepenk indirmesi değildir.

“Canlı ekonomi”, Pazar akşamı çocuğunun okul taksitini düşünen bir babanın veya ananın, Pazartesi sabah uyandığında, yüzde 16 kazıklanmış halde olması değildir!

-*-*-

Uyurken kazıklanan veya şöyle söyleyelim, uyurken yoksullaşan insanların yaşadığı ülkede “canlı ekonomi”den bahsetmek, “ekonomi canlanacak” diye demeç vermek, akıl işi değildir.

-*-*-

“Canlı ekonomi”, her gün aldığımız onlarca telefonda dile getirilen, mesela “İhtiyat Sandığı’ndaki paramı da çektim, o da bitti, bıçak kemiğe dayandı” sözleri değildir…

-*-*-

Ne mi yapmak lazım?

Doğruları söylemek!

Angela Merkel gibi olabilmek mesela!

Kabullenmek!

Hamaset ve yalandan uzak durmayı başarmak!

-*-*-

Alın size bir açıklama daha: “… Önümüzdeki hafta iyi miktarda aşı gelebilir!”…

Bu nedir?

Bu, bence bu sözü söyleyen bakan tarafından “haber yapılsın” diye söylenmemiştir…

İlgili bakan, son derece tecrübelidir ve bu türden açıklama yapmak istemediğinden eminim.

Kendisini ziyaret eden heyete “aşı önemli, inşallah haftaya önemli miktar gelecek, bekliyoruz” demiştir ve bu aynen haber yapılmıştır!

Oysa bakanın söylemek istediği başkadır, haber yapılan bambaşkadır…

Haberden yola çıkarsak, “aşının gelip gelmeyeceği belli değil” sonucuna varırız ki bu bir utançtır aslında! Zavallı olma halidir…

Çaresizliktir…

Açıkça hem de!

-*-*-

Daha önce de yazdık; bence çok önemli açıklamalar, medyaya iletilmeden önce mutlaka elden geçirilmelidir.

Gerekirse bu amaçla bir merkez kurulmalı ve hükümetin tüm açıklamaları tek elden, tek sesten yapılmalıdır.

Halkla dalga geçer gibi açıklamalar yapmak yerine; bu yöntem tercih edilmelidir.

-*-*-

Zaten çökmüş durumda olan halka en doğru haberin, hamasetten, propagandadan uzak bir şekilde, son derece gerçekçi şekilde iletilmesi çok önemlidir.

-*-*-

Hamaset ve propaganda, geri kalmış ve son derece kokuşmuş sistemlerin işidir.

Hamaset ve propaganda, karanlık kişilerin kişisel çıkar uğruna toplumu ya da halkı hiçe saydığı sistemlerin olayıdır.

-*-*-

Bu karanlık sistemden yararlanmaktan başka derdi olmayan bir yığın insan, “gazeteci” kılığıyla “gazete” adıyla Facebook üzerinden yayınlar yapıp, dilediğini yazabilmekte, dilediğine, dilediğini söyleyebilmektedir ve bütün bunlar da, siyasilerin “gereksiz” ve “şaka gibi” açıklamalarının üzerine tuz biberdir.

-*-*-

Elbette her siyasi, mümkün olduğunca medyada yer alıp, geleceği ile ilgili olarak “reklam” kabul edilebilecek açıklamalar yapma hakkına sahiptir…

Ama bizde yaşananlar, gerçekten çok üzücüdür ve bu toplumu ya da bu devleti ileriye taşıyabilecek, vatansever, demokratik, doğru, temiz tavırlar değildir!

Son Güncelleme: 27.03.2021 09:57
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.