banner40
18 Ocak 2017 Çarşamba 15:40
Özdağ: 'Kıbrıslı Türklerin tek güvencesi Türk ordusu'

Ceyda Karan / Sputnik Türkiye

Kıbrıs çözüm ve birleşme müzakerelerinde tıkanıklık çözülmeye çalışılırken Prof. Ümit Özdağ sürecin ilerletilmesinin adada yeni bir çatışma doğuracağından kaygılı.

Kıbrıs'ta çözüm ve birleşme için müzakereler sürerken, bu kez çok yaklaşıldığı haberlerine karşılık henüz somut bir uzlaşma sağlanamadı. Müzakereler toprak/harita ve güvenlik/garantiler başlıklarında tıkanmış gibi görünüyor. Doğu Akdeniz Ortadoğu'daki son gelişmelerle ve ada etrafında bulunmuş enerji kaynaklarıyla yeniden ilgi odağıyken, Kıbrıs adasında donmuş statükonun kalıcılaşacağından kaygılananlar kadar bunun barış için daha gerekli olduğunu düşünenler de eksik değil.

MHP milletvekili ve 21. yüzyıl Türkiye Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Ümit Özdağ, müzakerelerde Türk tarafının ‘azınlık psikolojisiyle' çok fazla taviz verdiğini söylerken, bu süreç ilerlerse tekrar iç çatışma ortamına girilebileceği görüşünde.

Özdağ ile önce Cenevre'ye taşınan ve şimdilik müsteşar düzeyinde devam ettirilen Kıbrıs görüşmelerini konuştuk.

‘AKP HÜKÜMETİ CESARETLENDİRDİ'

KKTC heyetinin son bir sene içindeki "Biz azınlığız ve taviz vermek zorundayız" şeklindeki yaklaşımına karşı çıktığını belirten Özdağ, Türk tarafı adına masaya oturan heyetin dosyalara hakim olmayan ve bu konuda hakikaten Rum tarafına doğru ‘olumlu anlamda önyargılı' insanlardan oluştuğunu savundu. "Bunlardan birisinin dükkanında Kıbrıs'ın Rum kesiminde çıkan ve KKTC'ye ve Türkiye'ye küfreden bütün kitapları bulmanız mümkün" diyen Özdağ şu tespiti yaptı:

"Bunların yanında Akıncı'nın da bütün bu süreci başbakandan partilerden ciddi anlamda gizleyerek sürdürmesi söz konusuydu. Tabi sadece süreç bu şekilde olumsuz olarak Lefkoşa'da cereyan etmedi. AKP hükümeti ve dışişleri bakanı da diplomatlardan aksi doğrultuda gelen uyarılara kulak asmayarak bu tavrı adeta cesaretlendirdiler. Ve sonuçta, Türk tarafının neredeyse tekrar —eğer bu süreç kabul edilirse- Serdar Denktaş'ın da ifade ettiği mevzilere girmesine yol açacak, Kıbrıs'ta tekrar iç çatışmaların canlanmasının zeminini hazırlayacak bir anlaşma ortaya çıktı. Bu anlaşmanın bütün boyutlarının tamamlanması mümkün değil"

‘TÜRK TARAFININ MASADAKİ YAKLAŞIMI TAVİZ DOĞURDU'

MHP'nin değişik dönemlerden konuyla yakından ilgilenen milletvekilleri ile birlikte Kıbrıs'ı ziyaret ettiğini, Akıncı ve heyetiyle görüştüğünü belirten Özdağ, "Kendilerine sorularımızı sorduk ve dinledik. Dışarıya çıkarken bu doğrultudaki intibalarımız ne yazık ki daha da güçlenerek çıktık. Ve Ankara'ya döndükten sonra yaptığımız politik temaslarda da bu endişelerimiz daha azalmadı. Rumlar sürekli daha fazla ve emperyalist bir duyguyla ‘Kıbrıs bir Rum adasıdır' yaklaşımıyla meseleye yaklaşırken, Serdar Denktaş'ın ifadesiyle masada oturan ‘Türk tarafının' yaklaşımına göre ‘Kıbrıs'ta Türk ya da Rum yoktur, böyle yaklaşırsak meseleye çözemeyiz. Kıbrıs da Kıbrıslılar vardır.' Bu da tabi taviz üzerine taviz doğurdu" dedi.

‘RUMLAR ALDIKLARI TAVİZİN FARKINDA'

Rumların aldığı bu tavizlerden memnun olduğunu savunan Özdağ, "Fakat Rumlar bir şeyin farkındalar. Bu tavizlerle ve Türkiye'nin güvencesiyle bu anlaşma kabul edilirse, nasıl olsa sonunda bir iç çatışma çıkacak. Ve bu iç çatışma çıktığında, eğer Türk ordusu ve Türkiye'nin garantörlüğü olursa Türkiye tekrar müdahale eder ve her şeye tekrar başlamak zorunda kalırız. Bu noktadan hareketle muhakkak Türkiyecin garantörlüğünün kaldırılmasını ve Türk ordusunun da çekilmesini istiyorlar" tespitini yaptı.

‘KIBRIS BAŞBAKANI BİLE ENDİŞELİ'

Annan planında bir kazanım olmadığını sadece ‘kayıtların' olduğunu ifade eden Özdağ, Denktaş'ın heyetiyle de görüştüğünde Annan planından da Türk tarafını geriye iten bir pozisyona temsil ettiğini söylediklerini aktardı. Kıbrıs Başbakanı'nın da aynı görüşte ve büyük bir endişe içinde olduğunun altını çizen Özdağ, "Maliye Bakanı da Denktaş da aynı şekilde büyük bir endişe içinde. Kıbrıs'da deneyimli diplomatları bir araya getiren sivil toplum örgütleri veya gruplar platformlarla da görüştük. Onlar da ‘Eğer bu böyle geçer ve Türkiye'nin garantörlüğü kaldırılırsa geri dönmek zorundayız' diyor." diye konuştu.

‘KIBRIS ADADAKİ TÜRK VE RUMLAR TARAFINDAN KURULMADI'

Akıncı'nın tavrının çekinik olduğunu savunan Özdağ, "Mesela diyor ki ‘Hadi garantörlük meselesini 15 sene sonra tekrar tartışalım.' İşte Rumlar da ‘O zaman bunu 5 seneye indirelim Türk ordusu 2-3 sene sonra çekilsin' diyor" dedi. Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Kıbrıslı Türkler veya Kıbrıslı Rumlar değil, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye tarafından kurulduğunu söyleyen Özdağ, "Bu üç kurucu devletin garantörlüğünden kaynaklanıyor Türkiye'nin garantörlüğü. Ve Kıbrıs'daki devlet de 1960 anlaşmasının her halükarda devamı şeklinde olacak yani kuruluşunun Türkiye olduğu bir devlet olacak. Ondan dolayı kesinlikle Türkiye'nin garantörlük haklarından vazgeçmesi kabul edilemez. Hem Kıbrıs'ın yeniden Girit olmaması için kabul edilemez. Hem de Türkiye'nin güvenlik çıkarlarından dolayı kabul edilemez. Bu en ufak şekilde söz konusu değildir" görüşünü savundu.

‘KIBRISLI TÜRKLERİN TÜRK ORDUSUNDAN BAŞKA GÜVENCESİ YOK'

1960 anlaşmasındaki ‘veto hakkının' siyasal eşitliği büyük ölçüde sağladığını ifade eden Özdağ, "Bize ifade edilen bu sefer türk başkanın veto hakkı yok. Bunu Akıncı'ya sorduk. Akıncı ‘Olur mu öyle şey, var' dedi. Fakat dışarıya çıktık tekrardan konunun uzmanlarıyla tartıştık. 1960'daki veto hakkının olmadığını öğrendik. Yani kesin, her konuyu kapsayan bir veto hakkı yok. Özetle ortada büyük bir sıkıntı var ve Türk tarafından makul insanlar şu soruyu soruyorlar Rumlara; eğer hırsızlık yapmaya ehemmiyetiniz yoksa neden mahalledeki karakola karşı çıkıyorsunuz. Yani eğer Türkleri tekrar soykırıma niyetiniz yoksa neden Türk ordusunun Kıbrıs'tan çekilmesini istiyorsunuz? Bu makul bir soru buna ne Yunan tarafının, ne Rum tarafının verecek bir cevabı yok. Türk ordusundan başka Kıbrıs Türklerinin güvencesini sağlayacak hiçbir unsur yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

‘ADADA BÜYÜK ÇATIŞMALAR VE YENİDEN KAN AKMASI SÖZ KONUSU OLABİLİR'

Türk tarafının adanın en verimli en zengin topraklarını Rumlara bıraktığını savunan Özdağ, "Bu bırakılan topraklara 100 bin Rum'un gelmesi, 60 bin Rum'un da Türk tarafının içerisine gelmesi ve oturması, ayrıca toplu takas yoluna gidilmeyip mal değiş tokuşunda her bir kişinin karşısındaki Rum veya Türkle bu işi halletme yoluna gitmesi, kabul edilebilecek şeyler değil. Ama Akıncı heyeti tarafından kabul edilmiş durumda. Bunlar muhakkak adada büyük çatışmalara ve yeniden kan akmasına neden olacak. Ondan dolayı bütün bu maddelere de itirazımız var" diye konuştu.

‘TECAVÜZÜ MEŞRULAŞTIRACAK POLİTİK SAĞDUYUYU YİTİRMEMEK LAZIM'

Kıbrıslı Türklerin de anlaşmaya karşı çıktığını savunan Özdağ şu anektodu paylaştı:

"Annan planı sırasında adaya gidiyorum uçakla. Rahmetli Savaş Ay da uçağın içerisinde röportaj yapıyor. Bir Kıbrıslı hanıma sordu ‘İstermisiniz' diye, ‘Hayır istemem' dedi. İstememesinin gerekçesini de ‘Bakın geçen ay Gazimağusa'ya karşı taraftan bir Rum çocukla arkadaşları geldiler. O da bir Türk kızcağızı burada şey yaptı, dolaştırdı sonra onlar Türk kızı davet ettiler ve karşı tarafa geçtiğinde kıza tecavüz ettiler. Ve kızı dövdüler' diye anlattı. Bunun üzerine arka koltukta oturan genç bir Türk kız ayağa kalktı, ‘Evetçi'ydi ve ‘Ama o hak etti' dedi. Kanım dondu. Bir politik görüşü destekleyebilirsiniz ama bir hemcinsinize tecavüze hak etti diyecek kadar politik sağduyuyu yitirmemek lazım."

‘ABD VE AB'NİN ETKİLEYİCİ BİR YAKLAŞIMI OLAMAZ'

ABD yönetimin Kıbrıs dahil tüm konuları yönetme konusunda başarısız olduğunu iddia eden Özdağ, "1974'den beri hiçbir şeyi yaptıramayan Washington'un şimdi mi yaptıracak gücü var? Benim buna itirazım var." dedi. Bu koşullarda çok güçlü bir iknanın olmayacağını ifade eden Özdağ, "Avrupa Birliği daha yeni Brexit'i yaşamış, onun travması içerisinden geçen ve geleceği hakikaten her geçen yıl biraz daha belirsizlikle nitelendirilen bir kuruluş. Bundan dolayı AB'nin de bence Türkiye üzerinde bir yaptırımı yok. Eğer örtülü ve gizli bazı başka pazarlıklar yapılmıyorsa mali boyutu olan bunu altını çizerek söylüyorum, ABnin de etkileyici bir yaklaşımı olamaz diye düşünüyorum" tespitini yaptı.

‘RUSYA AB'YE ENTEGRE OLMUŞ RUMLARIN KONTROLÜNDE BİR KIBRIS'I İSTER Mİ?'

Rusya açısından Doğu Akdeniz'in büyük önem kazandığını ve Moskova'nın Suriye de çok ciddi bir ‘ön alış' gerçekleştirdiğinin altını çizen Özdağ, "Rusya ve şimdi güya askerlerini çekiyor ama üslerini bölgede büyütüyor. Bence bu üslerin büyütülmesi sadece Suriye iç savaşı ile ilgili değil. İç savaş bir şekilde sona erecek ama bölgenin geleceğine Doğu Akdeniz ve Türkiye'nin geleceğine yönelik bir askeri konuşlanmanın altyapısını hazırlıyor Rusya. Evet Rusya'nın bir taraftan Rum tarafı ile iyi ilişkileri var ama öbür taraftan da tamamen AB'ye entegre olmuş ve Rumların kontrolünde olan bir Kıbrıs mı arzu eder ve Rus doğalgazına alternatif olan kaynakları ortaya çıkaracak bir sürecin mi doğmasını ister? Yoksa Ruslar daha çok adadaki bu bölünmüşlüğün kendilerine sunacağı istifadelerden mi hareket etmek isterler onu düşünmek lazım" analizini yaptı.

‘BEN GELECEĞİ BURADA GÖRMÜYORUM'

Türkiye'nin Kıbrıs Türklerine bir gelecek perspektifi sunmakla ilgili yanlış yaptığını savunan Özdağ şu anektodu paylaştı: "Karpazlarda dolaşıyorum. Bir lokantaya girdim sahibiyle konuşuyorum. ‘Annan planı kabul edilirse ne olur?' dedim. ‘Çok kötü olur buraya bir Rum gelir yerleşir, benim çocuk onun çocuğuyla kavga eder, sonra ben de gider babasını döverim' dedi. Ben, ‘Herhalde hayır veriyorsun' dedim. Bu cevap üzerine, ‘Yoo, evet vereceğim' dedi. Şaşırdım. Adam, ‘Çünkü ben geleceği burada görmüyorum' dedi."

‘ERDOĞAN'IN KIBRIS SÜRECİNİ BU ŞEKİLDE DEVAM ETTİRMESİNDEN RAHATSIZIM'

Özdağ, sorunu Kıbrıs'ın iç dinamiklerinin çözemeyeceğini savunarak şöyle devam etti: "Türkiye'nin burada bir gelecek perspektifi vermesi gerekiyor Kıbrıs'a. Ve bu gelecek perspektifinin ben bir ‘Federal Kıbrıs' içerisinde KKTC değil, Türkiye ile bağımsız Kıbrıs arasında, bağımsız KKTC arasında yapılacak bir güvenlik işbirliği anlaşması çerçevesinde olması gerektiğini ben savunuyorum. Bu Ankara'nın yanlış politikası. Şunu da bilmek zorunda Kıbrıslı Türkler bu olumsuzlukların alternatifinin bundan 45 sene önce soykırım olduğunu da anlamalılar. Ben AKP'nin ve Erdoğan'ın Türkiye'de başkanlık öncesinde böyle bir karartmalı ortamda Kıbrıs sürecini bu şekilde devam ettirmesinden oldukça rahatsızlık duyduğumu da söylemeliyim. Bilinçli bir karartmayla sürdürülmesinden, Türk kamuoyundan gizlenmesinden, Türk kamuoyundan Kıbrıs hassasiyetinin bilinçli bir şekilde silinmesinden olağanüstü rahatsızım."

banner22
Son Güncelleme: 18.01.2017 16:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31