Emin Akkor yazdı...

Sağlık sektörüyle ilgili yaşananları izlediğimizde tartışma zemininin kaydığını ve hekimlerin bakanlığın tuzağına çekildiğini üzülerek gözlemliyorum.

Ülkemizdeki tıp fakültelerinde uzmanlık eğitimi için sınav şartının kaldırılacağına dönük yasal düzenlemenin tartışıldığı bu günlerde bakanlık tartışmanın zeminini maaş ve tam gün mesai zeminine çekerek ana konunun gündemden düşmesini sağlamayı başardı.

Maalesef doktorların maaşları üzerinden yapılan tartışmada, ortada gezinen rakamlar üzerinden hekimlerin her söyleminin değersizleştirilmesine dönük hoş olmayan bir tavır oluşmuştur.

Tabii, bakanlık tam gün mesai uygulamasının başlatıldığını açıklıyor. Zamanlamanın manidarlığı aba altından soba göstermeyi anımsatıyor.

Eylemlerin olduğu gün bakan Hakan Dinçyürek’in serbest çalışan hekimlerle yaptığı şov, aba altından soba göstermeyi aşarak, gülünç duruma düşmenin yansımasıydı.

Bu gelişmelerin ardından sağlıkla ilgili tartışmaları maaşlara çekmenin yanlışlığından vazgeçilir zannetmiştim. Ama maalesef bunun artarak devam ettiğini görüyorum.

Dinçyürek son açıklamasında “Sağlık Bakanlığı olarak yaklaşımımız nettir: Hekimlerle karşı karşıya gelmeden, Halkı mağdur etmeden, Sistemi kişilere indirgemeden” diye bir ifade kullandı. Sürece bütünlüklü baktığımda diyebileceğim: Umarım bundan sonra öyle olur.

Bakanlığın tartışma zeminini kaydırdığı yönünde eleştiride bulunurken, sağlıkta tam güne geçilmesine karşı olmadığımı da belirtmek isterim. Sağlık her zaman sorunlar yumağıdır. Sağlığa ayrılan bütçenin yarattığı altyapı eksiklikleri yanında sağlık yönetiminin kötü olması, maalesef bazı doktorların hastaya yaklaşımı, onu özele çekmesi de önüne geçilemeyen bir surundur. Hepimizin böyle deneyimleri mevcuttur.

Ben doktorların aldığı maaşı dert etmem, ama görevini laikiyle yapan sendika başkanı Özlem Gürkut gibilerinin emeklerinin karşılığını aldıklarını düşünmüyorum. Daha acısı kamu hastanelerinde görev yapan doktorların yarısının sözleşmesi olmasını bütçe tasarrufu anlayışının bir ürünü olarak görüyorum. Bu anlayışta olan bir yönetimin önce güven vermesi gerekir. Ben doktor olsam mevcut koşullarda tam güne geçmez istifa ederim.

Yazının sonuna geldiğimde benim de oyuna geldiğimi fark ettim. Kayan zeminin içinde görüşlerimi ortaya koydum, ama ana konuya dönmeliyim.

Sağlıkta yetkinlik önemli bir unsurdur. Diş hekimliğinden mezun olduğunda daha dişe dokunmadığı için diş doktorlarının yanına staja gönderilen gençlere tanık olduğumuz bir ortamda uzmanlık ile ilgili yapılması öngörülen sınav şartının kaldırılması iddiaları beni ürkütüyor.

Sağlıkta tam gün ayrı bir konu ve tartışılmaya devam edilmeli. Ancak sınavsız uzmanlığa kabul koşullarına gidecek bir düzenleme çok tehlikelidir. Ha, birileri kalkar da endişeye gerek yok derse gerekçelerini ortaya koysun bunu da tartışalım...