13 Temmuz 2016 Çarşamba 11:07
Çare devşirme sporcular mı?
banner10

Türkiye, Avrupa Atletizm Şampiyonası tarihinde kazandığı kadar madalyayı son turnuvada elde etti. Bunda yurt dışından gelen sporcuların katkısı epey fazlaydı.

Kürsüye en çok devşirme sporcuların çıkması Türk atletizminin geleceği açısından tartışma yarattı. Bu konuda farklı fikirler var.

Mert Aydın: Kısa vadede yapmak lazım

Spor yazarı Mert Aydın "Bunu bütün ülkeler yapıyor ve bence biz de yapabiliriz ama toplam sporcu sayımızda bu sporcuların sayısının sağlıklı bir oranda olması gerekiyor. Sadece atletizm değil, diğer sporlar için de bunu söylüyorum. Fakat atletizme zarar getirdiğini düşünmüyorum. Çok faydalar getirdi mi? Bunu tartışabiliriz ama çok büyük bir zarar getirmesi için Türkiye atletizminin zaten olağanüstü bir seviyede olması ve yabancı sporcuların gelişiyle bu seviyenin düşmüş olması lazım. Biz atletizmde hiçbir zaman çok iyi olmadık ama onlar geldiği için de kötü olmadık. Genç yerli yeteneklerin çıkmasını engellediklerini de düşünmüyorum. Atletizm bir derece işi. İyi bir derece yaparsanız yerli ya da yabancı atlet fark etmez, siz kazanırsınız. Fakat bunu uzun vadeli bir politika olarak uygulamak doğru değil. Bunu belli amaçlarla ve kısa vadede yapmak lazım" diyor.

Yurdadön: Devşirmelerin madalyaları halkı mutlu etmiyor

Mehmet Yurdadön eski Federasyon Başkanı. O ise devşirmelerin madalyalarının halkı mutlu etmediği görüşünde: Devşirmelerle atletizm kalkınmaz. Devşirmeyi öncü olarak getirirseniz, tamam. Öncelikle sistemi değiştirmemiz lazım. Madalya odaklı değil, insan odaklı bir politikaya geçmeliyiz. Yoksa dopingin de önüne geçilemez. Eğitim müfredatından spor teşkilatındaki yapılanmaya kadar baştan aşağı değişim şart. Yoksa 7 milyon devşirmeyle de sonuç değişmez. Devşirmelerin madalyaları halkı mutlu etmiyor.

Ağca: Devşirme sporcuların kimsenin önünü kestiğini düşünmüyorum

Habertürk Gazetesi'nden Murat Ağca devşirme sporcuların kimsenin önünü kestiğini düşünmüyor:Tabii ki bu konunun olumlu ve etkileri var. Atletizm bireysel bir spor ve en iyi zamanı yapan sporcular şampiyonalara katılma hakkı elde ediyorlar ve orada da en iyi dereceyi elde eden kazanıyor. Bu nedenle devşirme sporcuların kimsenin önünü kestiğini düşünmüyorum. Türkiye’de yetişen bir sporcu eğer başka ülkeden gelen sporcudan daha iyi bir derece yaparsa zaten kimse onun yerini alamaz.

Ayaz: Kendi çocuklarımıza yatırım yapacak mıyız?

Eski Milli Atlet Necdet Ayaz ise 'Kendi çocuklarımıza yatırım yapacak mıyız? diye soruyor:Dünyada çok örnekleri var. Ancak biz çok büyük bir genç nüfusa sahibizi ve milyonlarca gencimiz keşfedilmeyi beklerken devşirme tercihini anlamakta zorluk çekiyorum. Geçmişe bakılınca da madalyalar hep devşirme sporcularla alınıyor. Federasyon radikal kararlar almalı. Kendi çocuklarımıza yatırım yapacak mıyız? Bunu cevaplamalıyız. Artık çok büyük bütçeler var'

Eler:  Onun adı faşizm, ırkçılık ve insan haklarına aykırılık olur

Socrates Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Caner Eler ise başka ülkelerden örneklerle durumu açıklıyor: "Devşirme kavramını bir kere bir açmak lazım. Zira farklı yollar izlenme durumu söz konusu. Bir çok spor dalında görülen bir uygulama devşirme. Atletizm cephesinden bakarsak, bazı atletler daha iyi finansal şartlar sunularak diğer ülkelerden transfer ediliyor. O atletler de, ki büyük bölümü Kenya, Etiyopya, ABD, Küba, Jamaika, Fas gibi atletizm kültürü ve geleneği yüksek mertebe ülkelerden seçiliyor. Bazıları ise çeşitli sebeplerle farklı ülkelere gitme durumunda kalıp, daha genç yaşlarda o ülkenin sisteminde yetişiyor. Mo Farah mesela 9-10 yaşında İngiltere’ye ailesiyle göç edip, İngiltere spor sisteminde atlet oluyor. Somali kökenli olması ve genetik avantajı bir gerçek ancak sonuçta İngiltere’de büyüyor. Ya da Meb Keflezighi gibi Eritre’den iç karışıklıklardan kaçıp mülteci olarak ABD’ye sığınıp, o sistemde atlet olarak serpilenler var. Ya da tarihte sömürgeci ülke olarak çeşitli deniz aşırı topraklardan farklı etnik kökenlerden gelen temsilcileri oluyor. İngiltere, Fransa veya Hollanda bu şıkta fazlaca hikayeye sahip"

"Ülke atletizminde çok ciddi bir doping sorunu mevcut" diyen Eler'e göre uzun zamandır üstü örtülen ve çok ciddi bir kanayan yaraya henüz daha yeni pansuman yapılmaya çalışılıyor: Hemen üzerine sistematik bir devşirme planı izlemek ve ülke adına madalya alan sporcuların çoğunun bu atletlerden oluşması da biraz rahatsız ediyor insanları. Bu “Türkiye’den değil, o yüzden bizden değil.” demek anlamına gelmiyor. Onun adı faşizm, ırkçılık ve insan haklarına aykırılık olur. Burada kendi ülkende yetişen sporcunun başarısı daha farklı şeyler hissettirir insanlara kavramı devreye giriyor"

Devşirme veya bir başka açıdan bakıldığında 'transfer' son yıllarda artan bir gelişme. Son Avrupa Şampionası'na Türkiye 15 devşirme atletle katıldı. O turnuvada İtalya 16, İspanya da 13 devşirme atlet kullandı. Türkiye, Rio Olimpiyaları'nda da birçok devşirme sporcuyla madalya kovalayacak.

Atalay: Bütün dünyanın uyguladığı bu yöntemi, icra etmekte hiçbir beis yoktur

Eski Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay da sporcuların devşirilmesinde bir sorun görmüyor fakat aynı zamanda yerli sporculara da destek verilmesini istiyor:

"İster devşirme deyin, ister ithal, isterseniz yerli... Hangi sporcuyla olursa olsun elde edilen başarı çok büyüktür ve alkışlanacak cinstendir... Öz be öz de Türk Bayrağı’nın ve İstiklal Marşı’nın gövde gösterisidir...

Bugün artık bütün dünyanın uyguladığı bu yöntemi, icra etmekte hiçbir beis yoktur... ABD’nin baştan beri politikası Muhammed Ali misalinde olduğu gibi “Madalya getirsin de ne olursa olsun”u, yıllar sonra ırkçı kıta Avrupa’sı da benimsemiş ve uygulamaya koymuştur. Başta Rusya olmak üzere, Demirperde ülkeleri de aynı yoldan emin adımlarla ilerlemektedir... Şımarık Fransızlar’ın futbol veya amatör branşlarda Afrika orijinliğine teslim olması, neredeyse milli takımlarının büyük ölçüde kararması onları rahatsız etmiyorsa, bizi de etmemeli. Zaten global dünyada yaşıyorsanız ve de Avrupa Birliği adayıysanız artık bunları kabullenmek zorundasınız... Aksi halde “ırkçı” damgası yersiniz"

Habertürk Yazarı Atalay, yöneticileri de uyarıyor: "Ancak 80 milyonluk dev bir ülkenin, birbirinden yetenekli kendi gençlerini ihmal etmemesi ve onlardan 25 milyon lisanslı koca bir sporcu ordusu yetiştirmesi lazım... 28’i olimpik olan IOC’nin tanıdığı 80 civarında branşta, atletizmin 26 disiplini dahil, her kategoride olimpiyatlarda, dünya ve Avrupa şampiyonalarında derece yapacak sporcu yetiştirmek, paralimpik sporlarda, engelli sporcuları piyasaya sürmek şartıyla... Onlara da en büyük imkânları sunmak, yönetici, eğitici ve spor elemanları yetiştirmek bu ülkenin boynunun borcu"

Gökçe: Miyobik Milliyetçilik

Milliyet Gazetesi'nden Attila Gökçe de bu konuyu köşesine taşıdı: Bu kavrama dikkat edin... Sporu ve olimpizmi tehdit eden en önemli arızadır. Amsterdam’daki Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda Türkiye 4 altın, 5 gümüş, 3 bronzla Cumhuriyet tarihimizin en büyük başarısını elde etti. Madalya tablosunda onca ülkeyi geride bırakıp dördüncü sırayı aldı. Efendim, bunların hepsi devşirme (bu deyim de yanlış ya) imiş... Hiç biri Türk değilmiş.. Taşıma suyla değirmen döndürülmezmiş... Anadolu’daki çocuklar o yüzden gelişemiyormuş filan. Bir kere şunu bilelim : Olimpizmin ilkelerine göre her sporcu  istediği ülkenin pasaportuyla olimpiyat oyunlarına katılabilir. Olimpiyat oyunları ülkeler arasında yarış değildir. Orada asıl olan sporculardır. Bir de şunu hatırlatalım: Mesut Özil Alman Milli Takımı’nda oynarken gurur duyuyorsun, ama Kenya’dan kendi arzusuyla senin ülkene gelen, senin bayrağını göndere çektiren sporcudan rahatsız oluyorsun. Ayıp değil mi? Bugün dünyanın her ülkesinde dışarıdan gelip şampiyon olan sporcu var. Örneğin, İngilizler’in Muhammed diyemeyip Mo Farah diye çağırdıkları Somali doğumlu İngiliz atlet... Ya da Bosna Hersek savaşından kaçıp İbra diye ün yapan İsveçli futbolcu Zlatan İbrahimoviç... Oldu mu?

Kaynak: Al Jazeera, Socrates, Hürriyet

banner22
Son Güncelleme: 13.07.2016 11:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31