Gündem Kıbrıs Genel Yayın Yönetmeni Çiğdem Aydın'ın köşe yazısı...

Normalde hiç yazmak istemediğim bir konudur Üniversiteler veya toplumun ağzına "sahte diplomalar" olarak gelen konu fakat gündemi oldukça meşgül eden kamu vicdanını da yaralayan bir husus olduğunan duyarsız kalmak elbette mümkün değildir. 
Başlıktan da anlaşılacağı gibi yaşananları aktarırken linç kültürü ile değil objektif değerlendirmelerle aktarmaya çalışacağım. Gündemin en üst sıralarında yer alıyor bu "sahte" diye nitelendirilen diplomalar. Öncellikle şunu belrteyim diplomalar "sahte" değildir.Mevzu bahis diplomalar "Usulsüzce" kişi veya kişilere ilgili üniversite tarafından verilmiş ve Eğitim Bakanlığı tarafınfan da onaylanmıştır.Bu durumda diplomalar "sahte" değil "usulsüzce" ,"hak edilmeden" , "yanlış yöntemle" kişi veya kişilere haksız kazanç sağlanması ve haksız mevki makam sahibi olunması maksadıyla verilmiş ve edinilmiş oluyor. 
Bu kapsamda yasalarımız zaten düzenlenlenmiştir. Yargı da gereğini yapacaktır poliste gereğini yapıyor zaten. Kamu vicdanını yaralayan şey ise güvenilir kurumlarda bazı isimlerin bu usulsüzlüğün içerisinde yer almış olduğu iddiasıdır. Devlet kademelerinde görev yapan hangi düzeyde hangi baremde olursa olsun kamu düzenini sağlamakla yükümlü kişilerin usulsüz işlere tamah etmesi ise düşündürücüdür. Acımasızlık konusuna gelince, şunu unutuyoruz "herkes kim olursa olsun suçu kanıtlanana kadar masumdur".


***TEMİZ BİLGİ DEDİKODUYU EN AZA İNDİRGER 
İşte bu noktada Polisimizin kamuoyunu şeffaf bir şekilde bilgilendirmesi ise elzemdir. Yani dedikodu haberciliği, magazinselleştirme gibi hususların önüne geçilebilmesi açısından bu operasyonun krize dönüşmeden doğru şekilde yönetilmesi adına Resmi kanallardan açıklamalar gelmesi bilgilerin temiz ve doğru kanallardan aktarılmasının oldukça önemli olduğu kanaatindeyim. 
Aksi halde bazı kesimler polisimizin yaptığı böylesi cesurca bir operasyonu kiri bilgilerle spekülasyon malzemesi olarak kullanacaktır. Bizim yeterince "HALK KAHRAMANIMIZ" var zaten kimseleri devleştirmeye gerek yoktur. Çünkü hiç bir kurum, kuruluş veya kişi ve dahi kişiler "DEVLETTEN BÜYÜK YADA GÜÇLÜ" değildir. 


Kimseler yaşanan bu durum üzerinden kendi alanında veya çapında kazanç sağlamaya kalkışmamalıdır. Ortada tutuklamalar, gözaltılar ve soruşturmalar vardır bu tümünü yapılan haber, yorum veya söylemlerle mahkum etme hakkını kimseye vermez. Bana göre sakin olunması ve sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine izin vermeliyiz. Yaşadığımız bu durum şov yapılacak bir durum değildir. Aksine Sakandal bir durumdur. 


***ÜSTEL OLUNCA AKIL TUTULMASI MI? 
Diğer yandan Başbakan Başsavcılığa gitmiş görüşme yapmak için. Zamanlamasını manidar bulanlar var hatta saldırı boyutunda eleştiriler. Yahu Başbakan sizin dediğiniz niyetle bir girişim yapacak olsa, elini kolunu salayarak tüm basının takip ettiği davaların görüldüğü saate resmi aracıyla gelip Mahkemelerin ön kapısından mı içeriye girer? 
Akıl var mantık var. Bunu neden yapsın? İşte acımasızlık ve linç kültürü yine sahnede. Başbakan Ünal Üstel'i ben de eleştirmişimdir bir çok kez fakat burada durun derim. Ülkenin Başbakanı elbette ki, bazılarının dediği gibi yargıya müdahale edecek olsa bu şekilde mi gelir. Makamına çağırır, evine çağırır, çalışma ofisine çağırır olmadı telefonla konuşur, o da olmadı ivedi acil gizli kodu ile bir yazışma yapar ve bu durumlardan ne sizlerin ne de benim haberim olmaz. Yani acımasızca ve zeminsiz eleştiriler cahillik sınırlarını aşmamalıdır.  


***TATARI TAKDİR ETTİM... 
Gelelim Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a, o da mahkemede ifade vermeye gelmiş. Kendisini görüntüleyen basın mensuplarına da seslenip yoluna devam etmiş. Ona da sosyal medyada belli bir kesim tarafından linç kültürü harekete geçirildi. Hukukun Üstünlüğünü savunan geniş bir kitle varken KKTC ne garip bir ironi değil mi? Cumhurbaşkanı dahi olsa yargı huzura çağırmış saygı duymuş ve mahkeme huzuruna gelip şahaadetini vermiş. Bence takdir edilmeli linç değil. Ben şahsen Cumhurbaşkanının bu duruşunu takdir ettim. 
Bir iki konuya yüzeysel de olsa değinmek istedim sadece temiz toplum, temiz siyaset, temiz kamu düzeni derken tüm bunları sağlanırken kirlenmeyelim ülkemizi de kirletmeyelim. Sevgiler.....