Haftalık Kathimerini’ye göre, AB’den kaynaklar, Kıbrıs sorununun ve Türkiye-AB ilişkilerinin şu anda önem listesinin üst sırasında olmasa da AB’nin müzakere masasına geri dönülmesi şartlarının yaratılması çabasında sahada aktif olduğunu kaydetti.

-“AB şu anda büyük adımlar atmaya hazır değil”

Bununla birlikte AB’nin şu anda büyük adımlar atmaya hazır olmadığına, adımların BM himayesindeki prosedür kapsamında yürütülmesinde ısrar ettiğine dikkat çeken kaynaklara göre, şu anda Brüksel için Kıbrıs sorununa dair en önemli şey gerilimin tırmanmaması. AB, müzakere prosedürünün de olmadığı şu andaki durumda Kıbrıs’taki durumu rayından çıkaracak çok parametre olduğu görüşünde.

Brüksel’in sadece Türkiye’nin olası istikrarsızlaştırma hareketleri üzerinde durmayıp, kısa süre önce BM ile ilişkilerinin kötüleşmesi konusunda uyardığı Rum yönetimine KKTC’nin tanınması çabalarının “çıkar yol olmadığı ve sonuç getirmeyeceği” mesajını verdiği savunuldu.

-“Türkiye ile zıtlaşmaya girmekte isteksiz”

Habere göre Ankara’nın, mülteciler meselesinin yönetilmesi ve Ukrayna savaşındaki rolü dolayısıyla AB’nin ortağı olmaya devam etmesi sebebiyle, Brüksel bu aşamada Türkiye ile zıtlaşmaya girmekte isteksiz görünüyor.

AB’nin şu andaki kaygısı, Türkiye’nin Kıbrıs’taki nüfuzunu, ara bölge sınırlarına dair küçük ihtilaflar değil ama Maraş’ta veya sözde “Kıbrıs MEB’inde” yeni faaliyetler gibi önemli önemli adımlar atmak için kullanabilecek olması.

AB’nin yetkili kaynakları şu ana kadar gereken ölçüde tepki gösterildiğine, Kıbrıs Türk ve Türk yetkililerle temaslarda Kıbrıs sorununa uzun vadede şans verilmesi, gerilimin tırmandırılmasından kaçınılması mesajının verildiğine dikkat çekiyor.

Başkanlık seçimleri... Son haftaya girildi Başkanlık seçimleri... Son haftaya girildi

Brüksel şu anda Rum tarafının, bütün paydaşlar açısından belirsiz olan bir dönemde çıkabilecek bir gerilimi yatıştıracak tek unsur gördüğü BM ile ilişkilerindeki kötüleşmeden endişe duyuyor. Kendisinin de fark ettiği üzere Brüksel’in oynayabileceği rol, toprağa dair işbirliğini ileri götürmek ve paralelinde, Kıbrıs’ın Kuzeyi’ndeki ayrı devletin AB’nin içinde geleceği olmadığı mesajının yerleştirmektir.

-“iki toplumlu komitelerin mülteciler ve enerji konularını da kapsayacak şekilde aktifleştirilsin”

AB’nin, Rusya-Ukrayna savaşının sonucu olarak ayrılıkçı bölgelerin tanınması konusunda çok daha hassas olduğuna işaret eden aynı kaynaklar, bu çerçevede iki toplumlu komitelerin, mülteciler ve enerji konularını da kapsayacak şekilde aktifleştirilmesi gereğine işaret ediyor.

-“Kıbrıs sorununun kendine has doğası gereği…”

Gazetenin perde önünde ve perde gerisinde Komisyon’a yönelttiği; AB’nin Kıbrıs Türk toplumunun insan haklarını, siyasi haklarını ve çözüm prosedürünün tekrarlanması perspektifini korumak için KKTC’de nasıl bir rol oynayabileceği sorusuna yetkililer ve dış ilişkilerle temsilcileri Kıbrıs sorununun kendine has doğasına işaret ederek topu bir birine attığı da vurgulanan haberde özetle şunlar kaydedildi:

-“Enerji meselesi artık hidrokarbonlardan ve MEB’deki aramalardan daha geniş bir mesele”

“En azından Komisyon açısından var olan enstrümanlar Yeşil Hat tüzüğü ve Kıbrıslı Türk üreticilerin Menşe İsmi Korumalı ürün dosyası tahtında hellim tescil mekanizmasına katılımlarına dair aktif çaba harcanması gibi işbirliği konularıyla ilgilidir. AB’nin üzerinde durduğu şey, Yeşil Hat’ta güneş enerjisi parkı kurulması konusunda yapılmakta olan çalışmalardaki gibi gelecek perspektiflerin fonunu (perdesini) oluşturmaktır. Bu çerçevede, her fırsatta Lefkoşa’ya; enerji meselesinin artık hidrokarbonlardan ve Kıbrıs MEB’indeki aramalardan daha geniş bir mesele olduğu mesajını veriyor.”

-“Yürütülmekte olan prosedürler Kıbrıslı Türklerin de katılımını öngörmeli”

Rum yönetiminin doğal gaz ithali ve altyapılar kurma, yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretme ve kullanma aracılığıyla enerji politikasını yeniden düzenlemekte olduğunu hatırlatan gazete, AB kaynaklarının, Rum yönetiminin yürütmekte olduğu prosedürlerin gerek Kıbrıs sorununun çözümü gerekse çözüm prosedürünün askıda olması halinde Kıbrıslı Türklerin de katılımını öngörmesi gerektiğine vurgu yaptıklarını yazdı.