Gündem Kıbrıs Özel Haber

Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Dr. Hasan Küçük, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gündüz vakti Lefkoşa’nın ortasında meydana gelen “Galeri Kurşunlanma” olayı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Küçük, yaşanan olayın vahametine dikkat çekti. Küçük, “Tek tesellimiz bir can kaybının olmamasıdır. Toplumun verdiği psikolojik tepki çok önemlidir. Bu normal karşılanacak bir olay değildir. Bu olayları şiddetle kınıyorum. Yapılması gereken öncelikli olarak girişlerde kontroldür. Ancak ülkeye girişlerin ardından da bu tür durumlarda beklenmedik olaylara karşı da polisimize sorumluk düşüyor. Bu olaylarda görüyoruz ki polisimizin manevra alanı genişlemelidir. Bu ve buna benzer olayların sonuçlarıyla alakalı çok ciddi cazalar vardır ve bu insanlar bunu bilerek yapıyor. Birileri yurt dışından gelerek emanet bir talimatla bu işleri yapıyor. Daha önce kendi iş insanlarımızı kaybettiğimiz olaylar yaşadık. Bu olayların artmaması için gümrüklerde kontrolün artmasıyla birlikte kendi iç dinamiklerini de koruyabilecek düzenlemeler yapılması gerekir. Bu durumlara karşı acil bir kriz masası kurulması gerekiyor. ben adaletimize ve polisimize güveniyorum. Devlet her bireyin güvenliğinden sorumludur. Mevcut güvenlik tedbirlerinin dışında yeni uygulamalar da yapılması gerekir. Buradan Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığımıza, Polis Genel Müdürlüğü’ne çok acil bir kriz masası oluşturulması konusunda çağrıda bulunmak istiyorum. Bu ve buna benzer olayların trajedik sonuçlarından sonra alınan tedbirler giden canları ne yazık ki geri getirmez. Bir kez daha geçmiş olsun demek istiyorum” diye konuştu.

Erken seçim tartışmaları: Ekim ayı sonu, Kasım ayı başı genel seçim için uygun bir tarih olabilir

Cumhuriyet Meclisi’ndeki “Erken Seçim” tartışmaları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Küçük, “2027 yılı yeni bir meclisle karşılanacaktır. Seçim takvimlerine bakmamız gerekir. Ancak halkın beklediği yasal düzenlemeler de mevcuttur. 2026’ya baktığımızda bir belediye seçimi vardır. Diğer taraftan Yüksek Mahkeme Başkanının bir anayasa değişikliği talebi vardır. Her seçim öncesindeki seçim yasakları, seçim süreci ve seçim bütçesini değerlendirdiğimizde olması gerekenlerdir. Seçim takvimini de göz önüne aldığımızda bana göre Ekim ayı sonu, Kasım ayı başı genel seçim için uygun bir tarih olabilir. Bunu erken bir seçim olarak yorumlamam. Şuanda bu konu parti içerisinde zikredilmedi” dedi.

Ceza Yasasında öngörülen değişiklik: Medya etik değerlerine göre işini profesyonel yapan kişileri de korumak zorundayız

Ceza yasasında öngörülen değişikliğin meclisin ve halkın gündemine gelmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Küçük, “Her zaman basın özgürlüğünü savunan bir kişi oldum. Ancak medya okuryazarlığındaki etik değerlere göre bu değerlendirilmelidir. Bu ülkede çok sesliliğe medyamız katkı koyuyorsa ve medya etik kurallarına uygun bir yayıncılık politikası güdülüyorsa buna saygı duyulmalıdır. Bu temelde bu düzenlemeyi ele almalıyız. Şuan buna erken tepki vermek yanlıştır. Biz Hukuk, Siyasi İşler ve Dış İlişkiler Komitesinde ne yapmamız gerektiğinin farkındayız. Bir kişinin ifade özgürlüğü, bir başka kişinin yaşamını etkilememelidir. Ülkemizde kontrolü kaybeden ve kendine gazeteci diyen kişileri sizlerin yerine koymak istemiyorum. Bu yasaya bakarken, gazete ve medya etik değerlerine göre işini profesyonel yapan kişileri de korumak zorundayız. Toplumsal çürümüşlüğün önüne geçmemiz gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Çoklu uzatma kablosu yangın çıkardı!
Çoklu uzatma kablosu yangın çıkardı!
İçeriği Görüntüle

İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili yasal düzenleme: Bir çalışanın görev sorumluluğunu yerine getirmediği bir durumda siz işvereni ve direktörü sorumlu tutamazsınız

İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili yasal düzenleme hakkında da bilgi veren Küçük, “Yasada, kişi eğer kendi sorumluluklarını yerine getiriyorsa, bir başka kişinin fiilinin sonucunda oluşacak durumdan sorumlu değildir diyor. Eğer yasada bir sorun varsa bunu düzenlemek de biz siyasilerin sorumluluğudur. İş yasasında sadece işveren değil, çalışan da kendi sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Buradaki açmaz, bir çalışanın görev sorumluluğunu yerine getirmediği bir durumda siz işvereni ve direktörü sorumlu tutamazsınız. Bu anayasaya da aykırıdır. Yıllardır burada oluşan boşluğu tespit ettik ve çalışmalar yapıyoruz. Bunu çözmeli ve çağdaş ülkelerde olduğu gibi bir düzenleme yapıyoruz” dedi.

Geçici İşçilerle İlgili Yasa Tasarısı: Bu yasayla birlikte bu kişilerin özlük haklarını ve iş güvenliğini sağlayacağız

Geçici İşçilerle ilgili yasa tasarısı hakkında bilgi veren Küçük, “Bu yasayla birlikte bu kişilerin özlük haklarını ve iş güvenliğini sağlayacağız. Bu bir kadrolama yasası değildir. Bu statüde çalışan ve boşluktan olan bu kişileri n hayatından “Acaba” kelimesini çıkartacağız. Bu muammayı siyaset yarattı, yine siyasetin çözmesi gerekir. Kamunun en kritik görevlerinde bu kişiler onlarca yıldır görev alıyor ve kamunun yükünü çekiyorlar. Aynı işi yapan iki kişinin özlük hakları aynı değildir. Bu yasanın geçmesiyle birlikte hem kişilerin performansı artacak hem de devletin işlevselliği artacaktır. Burada amacımız çalışanıyla, sendikasıyla, sivil toplum örgütüyle, siyasetçisiyle bu yasayı sahiplenmemizdir” dedi.

“DAÜ’ye yeni bir vizyon kazandırılması gerekir”

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ) yaşananlarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Küçük, “Bir ülkenin sosyal ve toplumsal varoluş mücadelesi anlamında eğer bilgi ve bilim üretiliyorsa ona herkesin sahip çıkması gerekir. Maliye Bakanlığı olarak da komite olarak da son 3 yıldır DAÜ’nün sürdürülebilir yapısını sağlamak için çok büyük fedakarlıklar yaptık, çok büyük mücadeleler verdik. İnanıyorum ki geçmişi sorgulamak yerine ‘geleceği nasıl inşa edebiliriz’ konusunu konuşabiliriz. Yönetsel anlamdaki zafiyetler üzerinden yorum yaparsak kaybeden sadece DAÜ değil, Yüksek Öğretimdir. Yüksek Öğrenim çok derin yaralar aldı. Yüksek öğrenimde daha farklı vizyonlar koymak yerine DAÜ’yü tartışıyoruz. Biz yüksek öğretimde kaliteyi artırmalıyız. Herkes elini taşın altına koymalıdır. Bu bir geçi sürecidir ve 2029 yılına kadar ortaya koyulacak vizyon ile DAÜ’yü içerisinde bulunduğu durumdan çıkarabileceğimizi düşünüyorum. Sadece öğrenci kaydı ve devlet üzerinden gelirlerle sürdürülebilir bir yapı ortaya koyamazsınız. DAÜ’ye yeni bir vizyon kazandırılması gerekir. Bu tartışmalar kimseye bir şey kazandırmaz ve yüksek öğrenim çok kırılgan bir yapıdadır” diye konuştu.