Arıklı, 2017 Crans-Montana Konferansı'nın ardından Türkiye'nin federasyon tezinden uzaklaştığını, 2020 yılında Ersin Tatar'ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte Türk tarafının resmi tezinin "egemen eşitlik temelinde iki devletli çözüm" olduğunu hatırlattı. Bu politikanın uluslararası alanda güçlü şekilde anlatılması gerektiğini daha önce de dile getirdiğini ifade eden Arıklı, aksi halde sürecin geçmişte yaşanan gelişmelere benzeyebileceği uyarısında bulundu.
Açıklamasında 31 Ağustos 1998'de dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından ortaya konulan konfederasyon önerisini hatırlatan Arıklı, söz konusu önerinin Türkiye tarafından da desteklendiğini, ancak daha sonraki süreçte Avrupa Birliği'nin Helsinki Zirvesi ve Birleşmiş Milletler'in girişimleriyle müzakerelerin yeniden federasyon temeline döndüğünü kaydetti.
Son dönemde Birleşmiş Milletler nezdinde yeni bir sürecin şekillendiğini öne süren Arıklı, Avrupa Birliği'nin Rum tarafı lehine yoğun diplomatik faaliyet yürüttüğünü iddia etti. Kamuoyuna çeşitli senaryoların yansıdığını belirten Arıklı, Maraş ve Güzelyurt'un tamamı ile Mesarya'nın bir bölümünün Rum tarafına bırakılacağı, bunun karşılığında Kuzey Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne alınacağı ve garanti sisteminin yerine NATO'nun geçeceği yönünde iddiaların gündeme geldiğini ifade etti.
Bu iddialara ilişkin Türk tarafından resmi bir yalanlama yapılmadığını savunan Arıklı, Birleşmiş Milletler'in girişimlerine verilen desteğin kamuoyunda soru işaretlerine neden olduğunu belirterek, "Yine bir dejavu mu yaşayacağız? 1998'e geri mi döneceğiz?" ifadeleriyle endişesini dile getirdi.





