TÜRKİYE

Bahçeli: Kardeş kavgasını önlemeye kararlıyız

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin 57. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen programda önemli açıklamalarda bulundu.

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin 57. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen programda önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları:

Türk milleti sevdalısı değerli ülküdaşlarım, saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler, asaletin, cesaretin ve dirayetin sembolü sevgili bozkurtlar, asenalar, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57 yıllık şanı ve şerefiyle, 57 yıllık ilkesi ve ahlakıyla, 57 yıllık inancı ve yetenekleriyle, 57 yıllık hayali ve hedefleriyle tek yürek olmuş, kenetlenmiş bir hâlin aydınlığında bekliyor, hepinizi kemal-i hürmet ve sevgiyle selamlıyorum. Ekranların başında bizleri izleyen aziz milletimizin her güzel insanına, gönül ve kültür coğrafyalarımızda hayat mücadelesi veren her kardeşimize en halisane duygularımla birlikte saygı ve sevgilerimi sunuyor, esenlikler diliyorum, şanla ve şerefle icra edilen 57. Yıl programımızın düzenlenmesinde emeği geçen her arkadaşıma, her kardeşime teşekkür ediyor, hepinize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.

Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57. Kuruluş Yıldönümü münasebetiyle göndermiş olduğu, Türk bayrağı motifinde hazırlanmış ve 57 yıla ithafen 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeğinden dolayı zatıâlilerine teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Allah’tan niyaz ediyorum ki davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın, milliyetçi ülkücü hareketi mahcup ettirmesin, mağlubiyetlerin kumdağına düşürmesin.

Aziz ülküdaşlarım, dile kolay, yarım asrı yedi yıl aşan bir siyasi varlığın şanı ve şerefiyle, hakkın, halkın ve hakikatin bitirici mücadelesini veriyoruz.

"BAĞIMSIZ VİCDANIMIZLA 57 YIL GEÇİRDİK"

Aziz ülküdaşlarım, dile kolay, yarım asrı yedi yıl aşan bir siyasi varlığın şanı ve şerefiyle, hakkın, halkın ve hakikatin bitirici mücadelesini veriyoruz. Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle, insansever, milletsever ve vatansever anlayışımızla, Türk tarih ve kültürüne olan muazzam bağlılığımızla, millî ve manevî değerler hükümlerine hasbî ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık bir mazinin geride bırakmanın onurunu yaşıyoruz. 8–9 Şubat 1969’un Adana’sında bir kez kalkan üç hilalimiz hamdolsun bir daha inmedi, indirmeye çalışanlara da fırsat verilmedi.

"KURŞUN YEDİK ZULME YENİLMEDİK"


On yılların tozunu yuttuk ama hain oyunları yutmadık, on yılların zorluklarıyla sınandık ama millî birlik ve kardeşliğimizin testisini kırmadık. Toprak altındaki köklerin ağaçları bol meyveli kılmasına rağmen ağaçtan bir şey istememesi gibi, biz de kara sevdalı olduğumuz milletimize hizmet etmekten dolayı karşılık beklemedik. Biz sevgimizle hep hasbî olduk, bu ülkeyi karşılıksız sevdik, milletimizin her güzelliğini, her emanetini, her değerini ve her insanını Allah için sahiplendik, bağrımıza bastık. Büyük halk ozanımız Yunus’un “İsteyeceksen iş içinden iste” dediği gibi biz de öyle yaptık, çünkü Allah’ın bize bizden daha yakın olduğuna iman ettik. Bazen “görülmedik olsun be Yaradan, yardım bize” dedik, bazen “duyulmadık olsun, her şeyin bir vakti vardır” dedik, bazen yalnız kaldık ama aldırmadık, “düşerse hanemize kurt yalnızlığı düşsün” dedik, zor ve çetin yıllarda ayazı yedik, bugün de lokmamızı dörde bölüp yedik, cami avlularında şehit tabutlarını omuzlarken içimizi içimize yedik.

Köşe başlarında sıkılan kurşunları yedik ama zulme yenilmedik, millete yenilmedik, zillete yenilmedik.

Her türlü fedakârlığı göze alıyor musunuz, önce bunun cevabı gereklidir, şahsî ve dünyevî çıkarlarınızı aziz millet varlığı için elinizin tersiyle itiyor musunuz, mütabiken bunun netleşmesi lazımdır. Şartlar başkaca bir seçeneğe kapandığında vatan, millet ve devlet uğruna candan, yardan ve serden geçmenin sınır hattında mısınız, elbette bunun belli olması ve belirginlik kazanması da mühim bir ihtiyaçtır. Milliyetçilik, milletin binlerce yıllık mirasını yüreklerde taşımaktır, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır ve ihtiyaç olduğunda ölüm karşısında imtihan olmaktır. Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tüfekli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları ve kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır.

"DAVASINI NAMUS BİLEN İNANMIŞ YÜREKLER BURADADIR"

Giden gitmiş, satan satmış, dönen dönmüş, çürük cevher ayıklanmıştır, kabuk gitse de işte öz buradadır. Davasını namus bilen inanmış yürekler buradadır, serden geçenler buradadır, Çankaya yokuşunda bağlanan, Asya’nın bozkurtları Marşını kalpten söyleyenler buradadır. Bizim ne olduğumuzu soranların unutkanlığın ya da inkârın pençesine düştükleri maalesef açıktır. Biz ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türkistan ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz. Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmelere soruyoruz: Peki siz kimsiniz? Liberal deseniz değilsiniz, muhafazakâr deseniz değilsiniz, demokrat deseniz yine değilsiniz, olsa olsa siz tam bir siyasi dümencisiniz. 57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsa da ilk fırtınada oraya buraya kaçışanlar tercihini yapmıştır. Eleğin altında kalanlara geçmiş olsun, üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle, sonuna kadar mücadele devam edecek, bu davanın varlığına leke sürülmeyecektir.


Merhum Hüseyin Nihal Atsız bize şöyle seslenmiştir: “Türk tarihi iki yanı kahramanlık, şan ve ahlak heykelleriyle süslü uzun ve ulu bir yoldur; bu yolun her adımında Türk’ün göğsünü kabartacak, başını dikleştirecek ve üstünlüğünü belirtecek bir kahraman, Türklük için nöbet beklemektedir.” Bugün nöbet bizdedir; bugünkü nöbetçiler, felaketler karşısında celadet anıtı gibi yükselen milliyetçi-ülkücü harekettir, Cumhur İttifakı’dır. Bilinmesini özellikle temenni ediyorum ki Türkiye sadece bir coğrafi bölgenin ve toprak parçasının adı değildir, bir Türkiye Cumhuriyeti varsa bir de Türk Milleti vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi Türk Milleti’dir. Türk Milleti doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez ve muazzam bir ailenin beşerî timsalidir. Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin gelecek ümidi, geleceğin mimarı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır. Bu tarihî ittifak, ahlak ve ruhuyla Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı adım adım, aşama aşama inşa ederken barışın, huzurun, refahın, özgürlüğün, insan haklarının, demokrasinin, birlik ve dayanışmanın hâkim ve hâfî olması esas gayemizdir. Terörsüz Türkiye’nin tesis ve tezahürü ise bu gayenin taçlanmasıdır.

Aziz dava arkadaşlarım, saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler, merhum düşünürümüz Cihangir Alp’e göre bütün ilerlemenin kaynağı, millî bağımsızlığın çıkış yeri ve dayanak noktası millî vicdandır. Bu nedenle millî vicdanı uyandırmaya ve kuvvetlendirmeye ihtiyaç vardır. Bugün yaptığımız veya yapmayı amaçladığımız da budur; millet, aynı kültürde ortak olan fertlerin genel görüşü olduğuna göre iftihar ettiğimiz milletimizin vicdanı birdir, dini birdir, vatanı birdir, anısı birdir.

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }