Bozay, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin (İHK) 61. Oturumu'nun açılışında video mesajla hitap etti.
Konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinen Bozay, Kıbrıs Türk halkının, 1960 ortaklık devletinin Rumlar tarafından ele geçirilmesiyle 1963'te doğuştan gelen haklarından zorla mahrum bırakıldığını hatırlattı.
Kıbrıs Türklerine karşı insanlık dışı ambargolar ve haksız tecrit ile daha da ağırlaşan bu sistematik adaletsizliğin daha fazla gecikmeden sona ermesi gerektiğini vurgulayan Bozay, "Uluslararası toplumu, Kıbrıs Türk halkının doğuştan gelen haklarını, yani egemen eşitliklerini ve eşit uluslararası statülerini yeniden teyit etmeye çağırıyoruz." dedi.
-Gazze
Uluslararası sistemde derin bir dönüşümün yaşandığı, çok taraflılığın giderek daha fazla baskı altında olduğunu ve kolektif eylemin giderek daha zorlaştığı bir süreçte bir araya geldiklerini söyleyen Bozay, böyle bir süreçte İHK'nin önemini koruma ve güçlendirmenin vazgeçilmez olduğunu kaydetti.
Bozay, "Gazze, 7 Ekim 2023'ten bu yana eşi benzeri görülmemiş bir insani felakete tanık oldu. Sivillerin çektiği acıların boyutu, sivil altyapının yaygın yıkımı ve insani yardımın sürekli olarak engellenmesi, uluslararası insan haklarının ciddi ihlallerini oluşturuyor. Bu Konsey, gözlerimizin önünde gerçekleşen bir soykırım karşısında sessiz kalmamalı." dedi.
Uluslararası toplumun Gazze'deki iyileşme ve yeniden yapılanma çabalarını aktif olarak destekleme sorumluluğu olduğunu da söyleyen Bozay, adil ve kalıcı bir barışın ancak 1967 sınırlarına dayalı, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu bağımsız, egemen ve birleşik bir Filistin Devleti'nin kurulmasıyla sağlanabileceğini kaydetti.
Bozay, bölgedeki barış ve güvenliğin, İsrail'in uluslararası hukuka tam uyumundan ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.
Suriye'de sürdürülebilir istikrar ve refahı tesis etmek için bir fırsat penceresinin bulunduğuna dikkati çeken Bozay, "Sahadaki mevcut gelişmelerle birlikte birleşik Suriye'nin umutları ivme kazandı. Son olaylar ayrıca Suriye halkının Suriye hükümetine olan desteğinin arttığını da gösterdi. Suriye hükümetinin toplumun farklı kesimlerini kucaklamak ve insan haklarına saygı göstermek amacıyla hesap verebilirlik mekanizmaları geliştirmek için benimsediği kapsamlı yaklaşım olumlu yankı buldu. Bu, Suriye öncülüğündeki çabaların güçlendirilmesi ve herkes tarafından desteklenmesi gerekiyor." diye konuştu.
Bozay, ilgili tüm paydaşların birleşik Suriye vizyonunu zedelememek için itidal göstermesi ve sosyal uyum önlemlerini desteklemesi gerektiğinin altını çizerek, Türkiye'nin Suriye'de istikrar, güvenlik ve ekonomik kalkınma için her zaman destekleyici bir ortak olacağını belirtti.
-Ukrayna ve Rusya konusu
Bozay, Ukrayna ile Rusya arasındaki trajik savaşı sona erdirmenin tek geçerli yolunun diplomasi ve müzakereler olduğunu söyledi.
Güney Kafkasya'da kalıcı bir barışa ulaşmak için tarihi bir fırsatın olduğunu kaydeden Bozay, "Azerbaycan ve Ermenistan arasında atılan adımlar, bölgede kalıcı barışın kurulması umutlarını güçlendirdi. Ermenistan ile normalleşme sürecimizi sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.
Bozay, Sudan'da çatışmayı sona erdirmeyi, insanların acılarını hafifletmeyi ve Sudan'ın birliğini, istikrarını ve güvenliğini korumayı amaçlayan tüm bölgesel ve uluslararası girişimleri desteklediklerini kaydetti.
Afganistan'ın, sürdürülebilir ve yapıcı uluslararası katılım gerektiren derin insani ve benzersiz insan hakları sorunlarıyla karşı karşıya kalmaya devam ettiğini söyleyen Bozay, Arakan krizine kalıcı bir çözümün bulunması ve Arakan halkının gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde anavatanlarına dönmesinin sağlanması çağrısında bulundu.
Bozay, "Uygur Türkleri konusunda Çin ile diyaloğumuzu sürdürüyoruz." dedi.
- "Türkiye, sağduyu ve insan haklarına saygı ile sorumluluklarını yerine getiriyor"
Müslüman karşıtı nefret, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve aşırı sağcı nefret söylemlerinin artmaya devam ettiğini söyleyen Bozay, İHK'nin 16/18 sayılı kararının, eylem için dengeli ve etkili bir temel olmaya devam ettiğini söyledi.
Bozay, Türkiye'nin öncülüğü ve girişimiyle kurulan BM Stratejik Öngörü ve Öngörülü Yönetişim Dostlar Grubu'nun (GOFFA) hazırlık ve direnci güçlendirmek için pratik ve ileriye dönük bir platform sağladığını belirtti.
Göç ve mülteciler konusunda uluslararası dayanışmanın, sorumluluk ve adil yük paylaşımının isteğe bağlı olmadığını ve elzem olduğunu söyleyen Bozay, "Önde gelen mülteci barındıran ülkelerden biri olarak Türkiye, sağduyu ve insan haklarına saygıyla sorumluluklarını yerine getiriyor. Türkiye, barış ve adalet için kararlı bir şekilde sesini yükseltmeye ve uluslararası hukukun evrenselliğini, insan haklarını ve tüm insanlar için insan onurunu savunmaya yönelik yenilenmiş bir bağlılık için savunuculuk yapmaya devam edecek." değerlendirmesinde bulundu.




