-ÖZEL HABER-
Gazeteci Aziz Karaaziz, fiber optik konusunun “son derece geniş kapsamlı” olduğunu ifade ederek, tartışmanın hem hukuki hem ticari hem teknolojik hem de artık siyasi boyut kazandığına dikkat çekti. Muhalefetin protokole karşı duruşunun da bu çok katmanlı tartışmanın bir parçası olduğunu söyledi.
“Bu protokolü oku ve uygun mu değil mi diye sorsalar, uzmanı olmadığım için bir şey söyleyemem” diyen Karaaziz, sokaktaki tartışmayı Annan Planı dönemine benzettiğini dile getirdi. Annan Planı’nın da toplum tarafından geniş biçimde tartışıldığını ancak çok az kişi tarafından gerçekten okunmuş olduğunu hatırlattı.
“İnternet kalitemizin kötü olduğunu kabul etmemiz gerekir”
Karaaziz, “internet hizmetiyle ilgili kişisel deneyimimi sorsalar arızaları çabuk gideriyorlar, memnuniyet belirtir miyim, belirtirim; ama bu kriter olmamalı” ifadelerini kullanarak, asıl değerlendirmenin internet hızına göre yapılması gerektiğini vurguladı.
Karaaziz, “Bugün çağdaş dünyada internet ve elektrikte aksaklık kabul edilebilir değil. Bizim internet kalitesinin kötü olduğunu kabul etmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de 85 milyon kişi Türk Telekom’a emanet”
Tartışmaların merkezindeki Türk Telekom konusuna da değinen Karaaziz, kamuoyunun en kritik sorusunun “Türk Telekom satılırsa ne olacak?” sorusu olduğunu belirtti. Türkiye’de 85 milyon kişinin Türk Telekom’a emanet olduğunu hatırlatan Karaaziz, “Toprak egemenliğimiz Türkiye’ye emanet. Farkı ne? Toprak egemenliğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı, bilişim Türk Telekom’a” diyerek tartışmanın egemenlik boyutuna işaret etti.
Türk Telekom’un ticari faaliyet yürüten bir kurum olduğuna değinen Karaaziz, “Türk Telekom bize bu hizmeti sağlasın istiyoruz ama para kazansın istemiyoruz. O para kazanırken biz para kaybedecekmişiz… nasıl?” diyerek kamuoyunda oluşan çelişkiye dikkat çekti.
“Bizim bu çapta büyük bir ihaleye girebilecek bir şirketimiz var mı?”
Karaaziz, yerel alternatiflerin mümkün olup olmadığı konusuna da değinerek, “Telefon Dairemizin bu konuda kurulu bir düzeni var mı? İhaleye çıkıldı mı? Velev ki çıkıldı; bu çapta bir ihaleye girişebilecek bir firmamız var mı bizim? Ben bilmiyorum” dedi. Türk Telekom’un bilgi birikimi varken, yerel bir şirketin ihaleye girip girmemesinin sonucu değiştirmeyeceğini ifade etti.
Tartışmanın en çok perakende hizmet noktasında sıkıntı yarattığını söyleyen Karaaziz, internet servis sağlayıcılarının “Bayi mi olacağız?” sorusuna da değinerek, “Olalım, bayi olmak para kazandırmıyor mu?” sözleriyle eleştirilerini dile getirdi.
Karaaziz: Hristodulidis seçim hesaplarıyla ortamı geriyor
Gazeteci Aziz Karaaziz, liderler görüşmesini de değerlendirerek, Rum tarafında siyasi atmosferin yüksek gerilim üzerine kurulduğunu kaydetti, Hristodulidis’in gerginliği bir “suçlama oyunu” aracına dönüştürdüğünü ifade etti.
Karaaziz, Güney Kıbrıs’ın şu an AB Dönem Başkanlığı görevini sürdürdüğünü ve Mayıs’ta yapılacak seçimlerin, 2028 başkanlık seçimleri öncesi belirleyici olduğunu belirtti. Hristodulidis’in özellikle kendisini destekleyen siyasi partilerin güç kazanmasını istediğini söyleyen Karaaziz, bu noktada en dikkat çekici partinin faşist eğilimli olarak nitelediği ELAM olduğuna işaret etti.
AKEL, DISI ve ELAM’ın ilk üç sırada olduğunu belirten Karaaziz, AKEL ve DİSİ ile birlikte ELAM’ın yükselişinin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı.
“Seçim sonrası normalleşme olmayacak”
Karaaziz, Hristodulidis’in tüm enerjisini Mayıs seçimlerine yönelttiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Seçim sonrası her şey normale dönecek düşüncesi doğru değil. Eğer kazanırsa üslubu daha da sertleşecek çünkü hedefi 2028 başkanlık seçimleri olacak. Kaybederse ise, 2028 için de umut tükeneceği için tamamen farklı bir Hristodulidis göreceğiz.”
“Müzakereler başlamaz; muhatap BM’dir”
Karaaziz, Kıbrıs Türk tarafının bu aşamada müzakerelerin başlaması gibi bir süreci öngörmediğini belirterek, 4 maddelik metodolojinin net şekilde Birleşmiş Milletler’e sunulduğunu söyledi. Türk tarafının muhatabının Birleşmiş Milletler olduğunu vurgulayan Karaaziz, “Hristodulidis değil” ifadesini kullandı.
Karaaziz: Erken seçim kontrolü hükümetin eline geçti, muhalefet yeni söylemler üretmeli
Gazeteci Aziz Karaaziz, ülkede erken seçim tartışmalarına ilişkin değerlendirmesinde siyasi atmosferin tamamen hükümetin kontrolüne geçtiğini söyleyerek, muhalefetin yeni bir söylem geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Karaaziz, muhalefetin uzun süredir erken seçim talebini öne çıkardığını ancak bunun artık toplumda karşılık bulmadığını ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Erken seçim kondisyonu muhalefetin düştü. Artık insanlar muhalefetin ağzından sadece ‘hadi sandığa gidelim’ değil, başka şeyler de duymak istiyor. Muhalefet bunu kendi içinde ciddi şekilde değerlendirmeli.”
“Fiber optik konusunda muhalefet iyi çalıştı, başka alanlarda da aynı performans gerekli”
Karaaziz, son dönemde yoğun tartışmalara neden olan fiber optik protokolü konusunda muhalif milletvekillerinin kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü belirterek, bu performansın diğer kritik konulara da taşınması gerektiğini söyledi, “Mart ayında ekonomi ve mali protokol imzalanacak; bu en yoğun çalışılacak protokol olacak” ifadelerini kullandı.
Mart ayında imzalanması beklenen ekonomi ve mali protokolün, hükümet ve muhalefet açısından en kritik başlık olacağını ifade eden Karaaziz, protokolün birçok birikmiş düzenlemeyi de beraberinde getireceğini belirtti, şunları kaydetti:
“Bu protokol en haşır neşir olduğumuz protokol olacak çünkü artık sırası gelen çok iş var. Muhalefetin bu süreçte, fiber optik tartışmalarında gösterdiği performansı yeniden sergilemesi toplum açısından faydalı olacaktır.”
Karaaziz, muhalefetin erken seçim söylemine aşırı yüklenmesinin etkisiz kaldığını belirterek, “Seçimi çok fazla kullandılar, tutmadı, olmadı” ifadelerini kullandı.
Karaaziz: Seçimin büyüsü her zaman UBP’ye yarıyor
Gazeteci Aziz Karaaziz, ülkedeki siyasi tabloyu değerlendirirken Ulusal Birlik Partisi’nde (UBP) iç dengelerin tam anlamıyla oturmadığını ancak seçim atmosferinin her zaman UBP’nin lehine işlediğini söyledi.
Karaaziz, muhalefetin özellikle son dönemde sık sık seçim çağrısı yapmasının UBP içinde beklenmedik bir sonuç doğurduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“UBP’de taşlar yerine oturmadı ama seçimin büyüsü her zaman UBP’ye yarıyor. Muhalefet o kadar çok dillendirdi ki seçimi, UBP kendi içinde duruldu.”
“CTP iyi analiz yapmalı…”
Karaaziz, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) bu tabloyu ne kadar doğru okuduğundan emin olmadığını belirterek, CTP’nin söylem ve stratejisini yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurguladı:
“CTP bunu fark etti mi etmedi mi bilmiyorum ama CTP o kadar çok seçim kılıcı salladı ki UBP duruldu. CTP iyi analiz yapmalı.”




