23 Eylül 2019 Pazartesi 10:59
Benter:"20. yüzyıl insanlık için zor bir yüzyıl oldu"

Vakıflar İdaresi Genel Müdürü İbrahim Benter, Ankara'da gerçekleştirilen 'Kıbrıs'ta Son Söz' panelinde konuştu. İbrahim Benter, konuşmasında insanlık için 20. Yüzyılın zor bir yüzyıl olduğuna dikkat çekti.

Benter, Kıbrıs Vakıflar İdaresi olarak Kıbrıs'taki tüm vakıf malları için mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayarak "Tüm insanlığı da bu haklı davamızda bize destek olmaya çağırıyorum."dedi

Benter konuşmasında su ifadeleri kullandı: “20. yüzyıl insanlık için zor bir yüzyıl oldu. İki dünya savaşında hayatını kaybeden milyonlar, insanların birbirine uyguladığı zulümler ve soykırımlar maalesef geçtiğimiz yüzyıla damgasını vurdu. Nazilerin yahudilere toplama kamplarında yaptıkları insanlık dışı soykırım tarihimize utançla yazıldı. Yüzyılın sonuna gelindiğinde, 1990'lı yıllarda, gelişmiş sayılan Avrupa'nın göbeği Bosna'da yaşanan soykırım, bize insani açıdan aslında o kadar da gelişmiş olmadığımızı  bir kez daha korkunç bir biçimde hatırlattı.

Geçmişte dünyada birçok yönetim, birçok coğrafyada insanı açıdan yanlışlar yaptı. Bu insani yanlışlardan biri de bizim adamız Kıbrıs'ta yaşandı. Yetimlere, fakirlere yardım yapmak veya hayvanlara ve doğayı korumak için vakfedilmiş taşınmaz mallar, tüm Kıbrıs'ta sistematik bir uygulama ile şahıslara devredildi. Böylece toplumda  ihtiyaçlılara yardım yapmak için kurulmuş olan Vakıflar'ın şah damarı kesildi, işlevini yitirmesi sağlandı. Bu Kıbrıs Türk toplumuna vurulmuş en büyük darbelerden biri oldu. İzninizle bu konuyu biraz açmak istiyorum.

Osmanlı, yönettiği topraklarda iç barışın ve huzurun sağlanması için halkların dinlerini özgürce yaşamasına müsaade ediyordu. Bunu tarihçiler farklı örneklerle ispatladılar ama ben şahsi bir anımı paylaşmak isterim. Vakıflar Genel Müdürü olarak göreve yeni başladığımda Kıbrıs Ermeni Toplumu'nun liderleri beni ziyaret ettiler ve Lefkoşa Arabahmet bölgesinde bulunan Ermeni Klisesi'nde ayin yapmak istediklerini söylediler. Ellerinde belge olarak Sultan 2. Selim'den bir ferman vardı. Fermanda Klise'nin onlara Sultan Selim tarafından verildiği ve dinlerini bu klisede ve ada çapında özgürce yaşabilecekleri yazıyordu. Katolik yönetiminde kafir kabul edilen ve zulum gören Ermeniler, Osmanlı döneminde özgür bir biçimde ibadetlerini yerine getirebiliyorlardı. Buna bizzat şahitlik etmiş oldum. Tabi biz de Kıbrıs Vakıflar İdaresi olarak ayine müsaade ettik ve artık bu topluluk istediğinde Kliselerinde ayinlerini özgürce yapabilmektedir. Tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi..

Osmanlı döneminde vakıf sistemi de iç huzur ve refah için önemli bir sistemdi. Toplum, mallarını iyi bir amaç için vakfediyor, bu mallardan elde edilen gelirlerle iyi bir amaç gerçekleştiriliyordu. Fakirleri doyurmak, öksüz yetimlere sahip çıkmak, çocuk okutmak... Kıbrıs'ta bugüne kadar çeşitli amaçlarla 2200 vakıf kuruldu. Bu vakıflar sayesinde toplumda dayanışma ve yardımlaşma sağlandı. Ancak adaya İngiliz İdaresi'nin gelmesi ile vakıfların kaderi değişti. Bu dönemden başlayarak bu malların şahıslara devri ile, yüzyıllardır işleyen bu iyilik sistemi büyük zarar gördü.

Bu gasp arşivlerimizde belgeleriyle ispatlıdır ve Evkaf olarak tabi ki Kıbrıs'taki vakıf mallarının şahıslara hukuksuzca devrine karşı yıllardır bir hukuk mücadelesini vermekteyiz. Benim göreve geldiğim 2013 yılından beri de aktif olarak vakıf mallarını tekrar kuruma geri kazandırmak için yoğun bir uğraş veriyoruz. Bu hukuki detayları hukukçularımız ve konunun uzmanları anlatacaktır. Ben sizlere vakıfların da temelini oluşturan insani ve ahlaki yönünden bahsetmek istiyorum.

Kolaylıkla anlaşılacağı gibi, vakfedilmiş bu malları siz vakıfların elinden alırsanız, toplumda var olan sürdürülebilir bir dayanışma mekanizmasını kökünden yok etmiş olursunuz. İnsani bir soru soralım: İster Türk olsun, ister İngiliz, isterse Rum... Kim iyilik için kullanılan vakıf malının gasp edilmesine “Evet” diyebilir? Bunu diyen, bunu uygulayan iyi ve etik bir insan olamaz. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu uygulamaya doğrudur diyebilecek bir kişi olduğunu da ben düşünmüyorum. Diyelim ki siz bir şekilde hukuki bir açık buldunuz ve vakıf malını ele geçirdiniz... Bunu hangi ahlakla açıklayabilirsiniz? Kim buna doğrudur diyebilir?  

Yönetimler ve hükümetler geçmişte hata yapmış olabilir. Hata insana özgüdür ancak hatadan dönmek de bir erdemdir. Buradan Kıbrıs'ta yönetimde bulunmuş herkese seslenmek istiyorum. Gelin, “Biz hata yaptık, vakıf mallarına el koyduk.” deyin. “Vakıf mallarını kişilere verdik, bu kişileri zengin ettik, ama buradan gelecek gelirlere muhtaç fakiri yetimi ihtiyaçlıyı düşünmedik” deyin.

Maraş örneğine gelecek olursak, bu bölgenin geçmişte vakıf malı olduğunu tüm taraflar kabul ediyor. Elimizdeki belgelerle biliyoruz ki buradaki vakıf malları İngiliz Yönetimi döneminde sistematik olarak şahıslara devredilmiştir. Bu kişiler de buralara oteller turizm tesisleri yaparak zenginliklerine zenginlik katmıştır. Şimdi ise “mağdur olduk” diye söylemektedirler. Ben de soruyorum, siz vakıf malını gasp ederken buradan gelecek yardıma muhtaç kişiler mağdur olmadı mı? Tüm İngiliz, Rum ve Türk toplumuna ve özellike Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki saygıdeğer yargıçlara soruyorum: Kişilerin daha zengin olması için mi mücadele etmeyi tercih edersiniz? Yoksa yardım amaçlı vakfedilmiş malları insanlığın hizmetine tekrar sunmak için mi?

Kıbrıs Vakıflar İdaresi, günümüzde kendini sağlık, eğitim, kültürel  ve sosyal yardımlara adamıştır. Tüm dünyayı kemiren bir hastalık olan tüketim çılgınlığı ve bencilliğe karşı, dayanışma, yardımlaşma ve karşılıksız iyilik kavramlarını yüceltmeye çalışan bir kurumdur. Evkaf'ın yegane geliri, vakfedilmiş mallardan gelen gelirlerdir. Bu mallara ve gelirlere uzatılan eller, yaptığımız yardımlara uzatılmıştır; fakirin ve yetimin hakkına uzatılmıştır.

Ben bugün bu konferansta çıkıp vakıf malını geri almak için savunma yapmaktan utanıyorum. Hala çıkıp mahkemelerde vakıf malını geri almak için mücadele etmekten utanıyorum. Kendimizi gelişmiş ve iyi insanlar zannettiğimiz bu yüzyılda, aslında atalarımızın kurduğu iyilik sisteminden çok uzaktayız. Düşünsenize, tüm insanlığa yardım amacıyla sürdürülebilir bir sistem kurmuş olan atalarımızın mallarını geri almak için hala mücadele etmek zorundayız.

Kıbrısta ve dünyanın neresinde olursa olsun vakıflar insanlığın ortak değeridir. Bu değere sahip çıkmak hepimizin görevidir ve insanlığımızın esasıdır. Vakıf malını gasp etmek ise insanlık suçudur.

Sözlerimi bitirirken Kıbrıs Vakıflar İdaresi olarak Kıbrıs'taki tüm vakıf malları için mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Tüm insanlığı da bu haklı davamızda bize destek olmaya çağırıyorum.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi adına sizleri saygıyla selamlıyorum ve sloganımızı hatırlatmak istiyorum: “İnsanların en değerlisi, insanlara faydalı olandır.””

banner22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31