11 Ekim 2022 Salı 19:54
251 Okunma
Meclis sona erdi



Sunmuş olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (Onay) Yasa Tasarısı’nın dün oybirliğiyle kabul edildiğini anımsatan Akpınar, bu yasa tasarısının önemine ve getirdiği yükümlülüklere değindi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün, geçen hafta, Ebola virüsünün yeni bir varyantından dolayı vakalarda ölüm oranının yüzde 50’ye çıktığını ancak bu varyanta karşı herhangi bir aşı ve tedavinin mevcut olmadığını bildirdiğini aktaran Akpınar, bu kapsamda, özellikle Uganda olmak üzere, Afrika’dan gelen yolcular için çeşitli ülkelerin havalimanlarında ateş ölçümü gibi tedbirler alındığını kaydetti.  Akpınar, Sağlık Bakanlığı’nın böyle bir tedbir alma planı olup olmadığını sordu.

Havaların soğuması ve kapalı alanda daha fazla zaman geçirilmesiyle birlikte, Covid’de yeni bir dalga yaşanabileceğine de işaret eden Akpınar, Sağlık Bakanlığı’na aşıların durumunu, aşı karşıtlığına karşı bir eylem planı veya hatırlatma dozu programı olup olmadığını sordu.

Akpınar, sağlık çalışanlarının önemi hakkında da konuşarak, üniversitelerin sağlık alanında bölümlerinin açılması ve artırılması gerektiğini söyledi ve KKTC’nin sağlık alanında öncü bir yer olabileceğine inanç belirtti.

Milletvekili Özdenefe’nin “çalışmak için ülkeye öğrenci olarak gelen kişiler” hakkında konuşmasına da değinen Akpınar, bu gibi sıkıntıların önüne geçebilmek için aracı durumunda olan ajansların, akredite olması gerektiğini söyledi.

- Gürçağ

Akpınar’a yanıt veren Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ, ebola virüsüne ilişkin ülkede bir tehlike olmadığını söyledi. Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi’nin pilot bölgelerde sivrisineklere karşı başarılı bir çalışma yürüttüğünü aktaran Gürçağ, “Herkesin içi ferah olsun” dedi.

Son varyantlara etkili aşının henüz ülkeye gelmediğini kaydeden Gürçağ, Güney’de bu aşıların mevcut olduğunu ve 1 Eylül itibarıyla talepte bulunduklarını, bu aşıların gelmesini beklediklerini belirtti.

Grip aşılarının mevcut olduğunu da söyleyen Gürçağ, aşılar için ilgili programların Bakanlık internet sitesinden takip edilebileceğini söyledi.

- İncirli

CTP Milletvekili Sıla Usar İncirli de, yerel kalkınma ve yerel yönetimlerin kendi ayakları üzerinde durmasına ilişkin bir konuşma yaparak, tüm dünyanın bu konuya çok önem verdiğini ancak ülkede bunun öneminin yeterince idrak edilmediğini belirtti.

Ülkenin geleceği için yerel kalkınmanın ne kadar önemli olduğunu aktaran İncirli, ülkedeki yerel yönetimlerin durumunu “içler acısı” olarak değerlendirdi.

Yapılmaya çalışılan yerel yönetim reformunu da eleştiren İncirli, reformun sadece belediye sayıların azaltılması ve mevcut yasada yapılacak bazı değişiklikler olarak algılandığını söyledi ve bu şekilde bir değişikliğin ülkeyi hiçbir yere taşımayacağını savundu.

“Belediyeler kendi ayakları üzerinde nasıl durabilir” diye soran İncirli, çağdaş ülkelerin bunu, yerel aktörleri karar alma mekanizmaların içine alarak ve onlara güç ve yetki aktararak başardığını kaydetti.

Ülkede yerel yönetimlere güç aktarma konusunda isteksizlik yaşandığını öne süren İncirli, bu şekilde başarılı olunamayacağını söyledi.

“Ülkeler yerelden merkeze doğru kalkınabilir” diyen İncirli, yerel stratejik kalkınma planlarına duyulan ihtiyaca işaret etti ve “Merkezden kalkınma olmaz, mümkün değildir” dedi.

İncirli, hedefin sürdürebilir kalkınma olması gerektiğinin altını çizerek, bu kalkınmanın “geleceği bugünle birleştiren bir kalkınma” olması gerektiğini belirtti ve geleceğe yatırım yapılmasının önemine değindi.

İncirli, merkezde ve merkezde uzak yaşayan insanlar arasında ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda bazı eşitsizlikler yaşandığını, hatta bunun Lefkoşa’da bile yaşandığını ileri sürerek, bölgeler arasında ve bölgeler içerisinde bir dengenin oluşturulması gerektiğini kaydetti.

İnsanların, mutlu, refah içerisinde, sağlıklı bir şekilde yaşamasının sağlanması için, yerel yönetimlerin mutlaka güçlendirilmesi gerektiğini belirten İncirli, genel kamusal yarar gözetilerek, öncelikle altyapı olmak üzere, çevre, ekonomi ve diğer tüm alanlarda dengeli bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etti.

İncirli, belediyelerin mevcut ekonomik sıkıntılarına da değinerek, İçişleri Bakanı’ndan belediyelerin mevcut borç ve faiz yükü hakkında bilgi talep etti.

- Öztürkler

Milletvekili İncirli’nin konuşmasının ardından söz alan İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler de, belediyelerin sadece sayıları üzerinden yapılan bir tartışmanın doğru olmadığı ve çağın gerisinde kalan bir yasa bulunduğu konusunda hemfikir olduklarını kaydetti.

Öztürkler, komitede tartışılan 5195 sayılı yasanın, oybirliğiyle topluma kazandırılmasıyla, topluma ve yerel yönetimlere karşı görevlerini yerine getireceklerine inandığını ifade etti.

Belediyelerin özerklik konusunda sahip olduğu vizyonu çalışmalarda ortaya koyduğunu aktaran Öztürkler, İncirli’nin ifade ettiği plan ve strateji gerekliliğine değinerek, bunun ülkedeki yerel yönetimlerde büyük bir eksiklik olduğunu söyledi.

Belediyelerin, hem alacağı katkı payları noktasında yaşanan eksiklikler hem de bazı belediye başkanların popülist davranışları nedeniyle yapılan harcamalar nedeniyle bir takım maddi sorunların yaşandığını söyleyen Öztürkler, mevcut borç ve faiz yükleri konusunda detaylı bilgiyi, yapılacak çalışmanın ardından İncirli’ye aktarabileceğini söyledi.

Belediyelerin 2023 bütçe hazırlıklarının kendilerine ulaştırılıp ulaştırılmadığı sorusunu da yanıt veren Öztürkler, bu bütçelerin ilk olarak Maliye’ye ulaştığını belirterek, takvim çerçevesinde şu anda bu hazırlıkların Maliye'ye ulaştığını ve orada çalışmaların yürütüldüğünü ifade etti.

- Hamzaoğulları

CTP İskele Milletvekili Biray Hamzaoğulları da, İskele’deki sıkıntıları ele aldığı bir konuşma gerçekleştirdi.

Hamzaoğulları, ilk olarak iptal olan Kıb-Tek ihalesine değinerek, burada daha önceki konuşmalarında ihalenin iptal olduğunu söylediklerini anımsatarak, “Biz bunu görebiliyorken, hükümet acaba neden göremiyor?” dedi.

Yeni Erenköy Sağlık Merkezi’ne benzer bir tesisin benzerinin Dipkarpaz’a yapılması planının 3 yıl önce ortaya çıktığını ancak hiçbir gelişme yaşanmadığını öne süren Hamzaoğulları, bunun yanında Yeni Erenköy Sağlık Merkezi laboratuvarından aletlerin geçmiş dönemlerde alınıp götürüldüğünü ve şu anda laboratuvar hizmetlerinin verilmediğini savundu.

Hamzaoğulları, yapılması planlanan Karpaz hastanesi projesi ve yarım kalan kaymakamlık binası ihalesi hakkında da bilgi talep etti.

İskele’de 130 bin kişinin olduğuna yönelik iddiaları da dile getiren Hamzaoğulları, bu kadar nüfuslu bir alanda ne gibi planlar, çalışmalar olduğunu sordu ve bunları halkın bilgisine getirmeyi kendine görev bildiğini söyledi.

İskele- Karpaz bölgesindeki okullara geçici statüde öğretmenlerinin alındığını ve bu durumun eğitimin kalitesini etkilediğini savunan Hamzaoğulları, hakkı olan kişiler yerine, “torpilli” olan kişilerin hakkı olmadan göreve alındığını ileri sürdü.

- Şahiner

CTP Lefke Milletvekili Salahi Şahiner ise, bugün sonuçlanması gereken Kıb-Tek ihalesinin yine durdurulduğunu söyleyerek, birçok kez uyardıklarını anımsattı ve  “İptalin nedeninin ne olduğu ortada. Bunu bütün halk biliyor” dedi.

Şahiner, Kıb-Tek’ten daha kötü durumda olan üreticilerin olduğunu söyleyerek, ülkede üreticinin yaşadığı sıkıntıların nedeninin hükümetin gerekli hassasiyeti göstermemesi olduğunu öne sürdü.

“Üreticileri ‘ne hali varsa görsünler’ kategorisine aldınız” diyen Şahiner, “Bakan olsaydım, üreticimin bu durumda olmasından utanırdım” şeklinde konuştu.

“Bugün domates 30 TL’yken, belki de bu kış 100 TL olacakken, bunun sorumlusu sadece sizlersiniz” diyen Şahiner, Tarım Bakanı’nın fiyat denetimi yapacağına yönelik haberlere de değinerek, Bakan’ın market yerine tarlaya gidip, “üreticiyi hedef göstermek” yerine üreticinin girdi maliyetlerini incelemesi gerektiğini, maliyetlerin astronomik fiyatlara ulaştığını kaydetti.

Türkiye’de üretime ve üreticiye verilen önem artarken, ülkede üreticinin her gün üretimden koparıldığını öne süren Şahiner, bugün ülkede yerli üretim yaş sebze meyve fiyatlarının market satış fiyatlarının yaklaşık 10 milyar TL olduğuna işaret etti ve bu kadar büyük bir rakamın ithalatla karşılanamayacağını belirtti.

Şahiner, müjde olarak duyurulan libazmaya 15O TL gibi teşviklerin üretim için yeterli olmadığını ve bu şekilde devam edildiği sürece üreticinin ayakta kalamayacağını savundu.

Üreticinin sıkıntıları önlemek için bazı önerilerde bulunan Şahiner, ülkede yerli sulama ekipmanı üreten firmalara destek verilmesi, yenilenebilir enerji kurulumlarına öncelik verilmesi ve yem oluşturan içeriklerin olabildiğince ülkede üretilmesi gerekliğini ifade etti.

- Oğuz

Tarım Bakanı Dursun Oğuz ise, Milletvekili Şahiner’in konuşmasını eleştirerek, üretimin zor olduğunu ve girdi maliyetlerinin yükseldiğini kendilerinin de farkında olduklarını ve bu sıkıntıların önüne geçmek için, bütçe imkanları dahilinde ellerinde gelen tüm desteği verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini kaydetti.

Oğuz, Bakanlar Kurulu’nda alınan bir kararla, yaklaşık 15 milyona yakın, dalında kalan ürünle ilgili narenciye ürününe 90 kuruşluk destek vereceklerini aktararak, 150 TL’lik gübre desteğinin de toplam maliyetinin 48 milyon TL olduğunu söyledi.

Arpa fiyatlarının artmasıyla arpaya verilen desteğin de artırıldığını ifade eden Oğuz, yem içeriklerinin ülkede yetiştirilmesinin önemi hakkında hemfikir olduklarını söyledi ve arpada geçen seneye yeterli verimin alınmamasından dolayı bu sene yurtdışından getirilmek zorunda kalındığını ifade etti.

“Türkiye’de ve burada üretilen ürünün fiyatı belliyse ancak markette normal olmayan bir fark varsa, ben Bakan olarak gerekli denetimleri yapmak zorundayım” diyen Oğuz, markette yapılacak denetimlerin tüketicinin lehine ve üreticiyi korumak adına yapıldığını dile getirdi ve “tüketiciyi hedef gösterdiğinin” yanlış bir değerlendirme olduğunu kaydetti.

Narenciye ekim alanlarında da son 3-4 yılda artış olduğunun da altını çizen Oğuz, enerji girdilerinin azaltılması hakkında üreticinin korunmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini de belirterek, şu anki elektrik maliyetleriyle üreticinin durumunun zor olduğunun bilincinde olduklarını ve destek verilmesi gerektiğini ifade etti.

- Uluçay

CTP Gazimağusa Milletvekili Teberrüken Uluçay da, konuşmasında, 2023 yılına dönük bir vizyon geliştirilmesi ve hazırlık yapılmasının önemine değindi.

Uluçay, içinde bulunulan kısır döngünün aşılması için, ekonomide 2023 yılına dönük mutlaka bir vizyon oluşturulması gerektiğinin altını çizerek, çarşının rahatlatılması için girdi maliyetlerinin şimdiden ele alınması ve bazı çalışmaların geç olmadan ortaya konulması gerektiğini belirtti.

Söz konusu vizyonların belirlenmesi ve çalışmaların yapılmaması halinde, gelecek yılın da 2022 yılının sıkıntılarını taşıyacağını söyleyen Uluçay, diğer ülkelerin yapmış oldukları hazırlıklar hakkında bilgi verdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin, Ukrayna-Rusya Savaşı’nı göz önüne alarak, doğal gaz stokunda hazır olduklarını duyurarak, üreticiye “üretmeye devam et” mesajını verdiğini, bunun yanında esnafın rahatlaması için esnaf kredi hazırlığında olduklarını açıkladıklarını aktaran Uluçay, Avrupa Birliği’nin de gazda Rusya’ya bağımlılığını azaltarak ve hane halkına destekler vererek hazırlıklar yaptığını söyledi.

Ülkenin de benzer çalışmaları yürütmesini gerektiğini kaydeden Uluçay, ülkeye gelen turist sayısını artırmak için bir vizyon izlenilmesi gerektiğini dile getirdi ve kara kapılarında kolaylaştırma duyurusunun haziranda yapılmasına rağmen hiçbir gelişme yaşanmadığını öne sürdü.

Güney Kıbrıs’ın da hellimle ilgili 2 yıllık bir program yayınladığına dikkat çeken Uluçay, “Bizim, 2023 yılına dönük, turizmde, tarımda, ithalatta vizyonumuz ne olacak?” diye sordu.

Uluçay, özellikle adanın her iki tarafında ithal ürünlerin fiyatlarında aynı seviyeye doğru bir yönelme söz konusu olduğunu belirterek, ileride bu fiyatların aynı seviyeye gelmesiyle birlikte, Kıbrıs Türk halkının alım gücünün daha da düşebileceği konusunda uyardı ve alım gücünün nasıl korunacağı konusunda da bir çalışma yapılması gerektiğini kaydetti.

Yılın son 2 ayında, ekonomik aktörlerle ve merkezi yönetimin bir araya gelmesi ve diğer ülkelerin almakta olduğu tedbirleri gözlemleyerek, ülkede hayata geçirilmesi için adım atılması önerisinde bulunan Uluçay, 2023 yılı için vizyonun “canlanma yılı” olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi.

- Gelecek oturum 17 Ekim’de

Güncel konuşmaların tamamlanmasının ardından, sorular kısmına geçildi.

Meclis Genel Kurulu, bir sonraki oturumunu 17 Ekim Pazartesi günü yapacak. Oturum saat 10.00’da başlayacak.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.