-Özel Haber-
Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın sorularını yanıtlayan Alas, narenciye sektörünün ciddi bir kriz içinde olduğunu belirterek, üreticilerin pazarda yerini kaybettiğini söyledi.
Son yıllarda tüm yükün Cypruvex’in üzerine bırakıldığını ifade eden Alas, bunun üreticinin suçu olmadığını vurguladı. Cypruvex’in dalda kalan ürünü alıp değerlendirecek bir alan gibi görülmeye başlandığını kaydeden Alas, bu yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını dile getirdi.
Sektörün sağlıklı işlemesi için altyapının yeterli olması gerektiğini belirten Alas, geçmişte yapılan ürün değişiminin de büyük bir hata olduğunu söyledi. Narenciye üreticisinin bugün büyük bir belirsizlik içinde olduğunu ifade eden Alas, ortada net bir fiyat ve alıcı olmadığını belirtti.
“Ürün kaçtan, kime satılacak, halimiz ne olacak noktasına geldiler” diyen Alas, üreticinin ciddi şekilde tedirgin olduğunu kaydetti.
“Destek arttı ama sorunlar çözülmedi”
Narenciye üreticilerine verilen desteğin yılda birden ikiye çıkarıldığını ancak bunun sahada bir karşılığı olmadığını savunan Alas, artan girdi maliyetlerinin üreticiyi daha da zorladığını söyledi.
Türkiye’den gelen suyun da tam anlamıyla üreticilerin yararına kullanılmadığını belirten Alas, bu sorunların çözüm adresinin hükümet olduğunu vurguladı.
“Dalında kalırsa alırız anlayışı çözüm değil”
Hükümetin “dalında kalırsa alırız” yaklaşımını eleştiren Alas, dalında kalan ürünün satılmadığı sürece ülkeye katma değer sağlamadığını ifade etti. Bu anlayışın sektörün geleceğini kurtarmadığını söyleyen Alas, narenciyede batma noktasına gelindiğini dile getirdi.
“Sadece narenciye değil, tüm tarım geri gidiyor”
Sorunların yalnızca narenciye ile sınırlı olmadığını belirten Alas, harnup ve zeytin gibi diğer tarım sektörlerinin de geriye gittiğini söyledi. İhracatta iki önemli kalemin süt ürünleri ve narenciye olduğunu hatırlatan Alas, buna rağmen ithalat yapıldığını ve üreticinin cebine para girmediğini ifade etti.
“Zaman kaybetmeden çözüm üretilmeli”
Satılamayan ürünün sektöre zarar verdiğini vurgulayan Alas, gelinen noktanın ortada olduğunu belirterek, bir an önce ne yapılabileceğinin konuşulması ve çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi. Alas, bu sürecin daha fazla gün geçiştirilmeden ele alınması çağrısında bulundu.
Şap Hastalığı… “Denetim şart”
Ülkede görülen şap hastalığıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Halkın Partisi Genel Sekreteri Turgut Alas, hastalığın nereden geldiğinin araştırılması gerektiğini kaydetti. Aşılamanın son derece önemli olduğuna da değinen Alas, esas önemli olanın ise denetim olduğuna dikkat çekti.
Alas, konuyla ilgili şunları kaydetti:
“Ben hastalığın geliş yerinin Güney Kıbrıs’tan kaçak getirilen hayvanlar olabileceğini düşünüyorum. Geçtiğimiz gün Güvercinlik bölgesinde de bir örneğine rastladık. Buraları kontrol etmek gerekir. Bu hastalıktan dolayı ekonomik anlamda da büyük bir zarar göreceğiz. Telef olan hayvanlar üreticiler için büyük kayıp olacak. Yetkililer hayvancının yanında olmalı.”
“Yağan yağmurları ve biriken suları yönetebilmemiz lazım”
Ülkede etkili olan yağmurlar sonucu oluşan sellere de değinen Alas, kuraklık yaşanan ülkemizde yağan yağmurları ve biriken suları yönetebilmemiz gerektiğini vurguladı.
Alas, “biriken suları yönetmek, dereleri, barajları temizlemekle olmuyor. Baraj yetersiz baraj yapacaksınız, göl yetersizse göl yapacaksınız. Beşparmaklarda yağan yağmur dümdüz şehre iniyor. Suyu tutacak ağacımız yok, biriktirecek yerimiz yok. O zaman ağaçlandırma yapacaksınız. Çok net belilidir, yanlış yapmışımız. Bu konuda bir ekip oluşturup adaptasyon sürecine girip süreci en iyi şekide yönetmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Alas: 2025 Toplumsal tepkilerin arttığı bir yıl oldu
Halkın Partisi Genel Sekreteri Turgut Alas, 2025 yılını toplumsal ve siyasal açıdan da değerlendirerek, ülkede kötü yönetime karşı tepkilerin arttığını ve yozlaşmanın görünür hale geldiğini söyledi.
2025’in toplumsal anlamda önemli değişimlerin yaşandığı bir yıl olduğunu ifade eden Alas, kötü yönetim anlayışına karşı reaksiyonların güçlendiğini belirtti. Ülkede yozlaşma ve çürümenin adeta tavan yaptığını savunan Alas, bu sürecin artık gözle görülür hale geldiğini kaydetti. Tüm olumsuzluklara rağmen 2025 yılında umudun tamamen kaybolmadığını da gördüğünü ifade eden Alas, toplumun değişim beklentisini koruduğunu dile getirdi.
“Hükümet toplumun beklentilerinin uzağında kaldı”
Alas, 2025 yılının hükümet açısından toplumun beklentilerinin oldukça uzağında geçtiğini belirterek, mevcut hükümetle geçirilen bu sürecin ülkeye herhangi bir kazanım sağlamadığını söyledi. 2025’i bu hükümetle geçirmenin ülkeye bir şey kazandırmadığını savunan Alas, açıklamasında, “Umarım 2025’te bu hükümetten kurtuluruz” ifadelerini kullandı.
“Biz 2022’den beridir erken seçim bekliyoruz”
Erken seçimle ilgili de konuşan Alas, “Hükümet kurulduğu günden beridir erken seçim olmasını istiyoruz. 2026’da ilk birkaç ayda erken seçim beklemiyorum. Ben 2026’da Eylül-Ekim gibi erken seçim olabilir diye bakıyorum. Koltuklara yapmışmış durumdalar. Ama süreç bizi nereye götürür bilemiyorum. Çok net bir şey var, hükümet ülke adına, toplum adına bir şey yapmıyor” diye konuştu.
“Hristodulidis’in açıklamaları seçim hesaplı”
Rum lider Nikos Hristodulidis’in açıklamalarını da değerlendiren Alas, Hristodulidis’in açıklamalarının yaklaşan seçimler öncesinde kendisini garantiye alma amacı taşıdığını belirtti. Alas, Hristodulidis’in özellikle sağ ve aşırı sağ kesimlerin oylarına ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Alas, Hristodulidis’le bire bir sert polemiklere girmenin onu daha da ön plana çıkaracağına dikkat çekerek, bu yaklaşımın ters etki yaratabileceğini ifade etti. Doğru stratejinin diplomatik zeminde hareket etmek olduğunu belirten Alas, doğrudan dalaşmak yerine uluslararası platformlarda ve diplomatik kanallar aracılığıyla sesin yükseltilmesinin daha etkili olacağı görüşünü belirtti.
Alas, konuyla ilgili sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Güney Kıbrıs, Kıbrıs sorunu politikasında sağı solu bir noktaya geliyorlar, bir devlet politikası oluşturabiliyorlar. Biz bu noktada zayıfız. Kıbrıs sorunu konusunda ayrışmamalıyız. Bizim yıllardır yaşadığımız eksiklik budur.