KIBRIS

Savaşın Gölgesinde Fırsatçılık: Hristodulidis’in yardım çığlıkları

BAHAR SANCAR YAZDI…

Orta Doğu’da savaş büyürken Güney Kıbrıs yönetimi savaşı fırsatçılığa çevirdi…

Rum tarafı, bölgede yükselen gerilimi yalnızca bir güvenlik krizi olarak görmediği gibi, bu krizi jeopolitik bir fırsata çevirmeye çalışan bir siyaset izliyor…

Bir yanda Orta Doğu’daki savaşın etkileri…

Diğer yanda İngiliz üslerinin açık hedef haline gelmesi…

Sokaklarda Rum vatandaşlarının yükselen protestoları…

Ama Rum yönetiminin aklındaki hesap bambaşka…

Onlar bu krizi Kıbrıs meselesinde yeni bir stratejik pozisyon elde etmek için kullanmaya çalışıyor…

Kıbrıs’ı askeri üs adasına çevirdiler…

İngiliz üsleri yıllardır bölgede operasyonların merkezi olarak kullanılıyor…

ABD ve İsrail ile yürütülen askeri koordinasyon ise artık saklanmıyor…

Sonuç ne oldu?

Ada, Orta Doğu’daki savaşın lojistik merkezlerinden biri haline geldi…

Bu durum yalnızca askeri bir mesele değildir…

Bu, Kıbrıs’ı doğrudan hedef haline getiren bir tercihtir…

Güney Kıbrıs bugün Batılı askeri operasyonların lojistik merkezi, İsrail ile stratejik iş birliklerinin parçası, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı blokların üssü haline gelmiş durumdadır…

Bundan sonra ise bu tehlikeli oyunların bedelleri ortaya çıkacak…

Krizin ortasında Rum siyasetinin attığı fırsatçı adımlar da son derece dikkat çekici…

Bir taraftan Fransa’dan destek çağrıları yapılıyor…

Diğer taraftan NATO üyeliği yeniden gündeme getiriliyor…

Yunanistan’dan savaş gemileri ve F-16’lar isteniyor…

Yani Rum yönetimi, ortaya çıkan güvenlik krizini duygu sömürüsü haline getirerek NATO’ya girme hayalleri kuruyor…

Güney Kıbrıs’ta bazı radikal çevreler mevcut krizi kullanarak KKTC’ye yönelik provokatif söylemler geliştirmeye başladı…

“Türkiye bölgesel gelişmelerle meşgulken, Kıbrıs meselesinde yeni bir baskı oluşturulabilir.”

Bu yaklaşım sadece ileri derecede bir ütopya değil, aynı zamanda tarihten ders almamaktır…

Doğu Akdeniz’de dengeler tek taraflı hayallerle değişmez…

Bugün Türkiye’nin garantörlük statüsü yalnızca hukuki bir mesele değildir…

Aynı zamanda stratejik bir gerçektir…

Yunanistan’ın askeri hamlelerine karşı Türkiye’nin verdiği karşılık da bu gerçeğin göstergesidir…

Türkiye’nin mesajı çok nettir: Kıbrıs’ta güvenlik dengesinin bozulmasına Türkiye izin vermeyecek!

Bu mesajın muhatabı yalnızca Atina ve Rum Liderliği değil, Doğu Akdeniz’de ellerini ovuşturarak bekleyen diğer şark kurnazları da vardır…

Rum yönetimi hâlâ eski hayallerin peşinde koşuyor…

Savaşın gölgesinde fırsat arayan bu siyaset, sadece bölgedeki gerilimi büyütür…

İran, bugün değilse bir gün Güney Kıbrıs’ı hedef alacak ve bu kadar kirli ittifakın bir bedeli olacaktır…

Ve tarih bize şunu defalarca göstermiştir:

Doğu Akdeniz’de kurulan her tehlikeli oyun eninde sonunda kuranın elinde patlar…

{ "vars": { "account": "G-2P5695J8JB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }