*Eski kız arkadaşını darp etti...

*Araç içerisinden  bavul çaldı...

*Gurup kavgası burnu kırıldı...

*Ayrılmak istediği eşini tehdit etti...

*Kuaförde taciz etti... (Masaj yapıyor) muş..

*Nargile çubuğu ile darp etti...

*Yan baktı diye darp ettiler...

*Balkondan girip 160 bin TL çaldı...

*Oyun konsolu çaldı.. 

*Mağazadan T-shirt çalmış. (Hemde 36 yaşında) 

Ve tabi ki bu tam bir EFSANE 

*Kendisine ilği göstermediği ve arkadaş olmadığı için araba kaportasına boya döküyor ve canımın kırıyor...

ÇÜNKÜ MEMLEKET SORMA GİR HANI.. 


İnsanımsı olan azcık da nefes alan herkes bu ülke de. Daha böyle sessiz sedasız köşelerde kıyılarda neler oluyor neler. Tüm bu olayların bu kadar sıklıkla ve tekrar oluşunun sebebi DENETİMSİZİLİK ve tabi ki CAYDIRCI  cezaların uygulanmıyor oluşu. Mahkeme sevki,  şu kadar kefalet, tutuksuz yargılanma diye diye dışarısı tam bir "ORGANİZE İŞLER"  ve " KENDİ ADALETİNİ KENDİN SAĞLA"  pozisyonuna el birliği ile gelmiş bulunmakta. 

DENETLEMEKTEN kasıt derboyunda, meclis önünde, olmadık yerlerde saklanarak araç önünü kesip evrak eksikliği cezası kesmek ise eğer. Valla bayram boyunca tüm olan trafik kazları alkollü sürücüler tarafından olduğunu da taraflarınıza arz ederiz. Bir ay boyunca kota doldurma uğruna ceza kesilerek   kazlanın önüne geçemezsiniz. Alkollü sürücünün ehliyetine 3 ay el konuluyor bir bakıyorsun, yine trafikte geziyor. 

Karanlık yollarda insanlar kurban gidiyor. Dikkatsiz sürücüler tarafından motorlu sürücüler yaralanıyor veya ölüyor. Yaya geçti konulan yerlerin alakasızlığı yüzden  araçlar birbirine giriyor. Hele şu senfoni orkestrasını eksozuna yerleştirenlerin mahalle aralarında verdiği rahatsızlık , badinaj yaparak seyir etmeleri. Yani herkes yine bildiğini okuyor. 

Neden???

Çünkü CAYDIRCI ve YAPTIRMICI cezalar yok maalesef...

Darp olayları her geçen gün katlanarak artıyor. Kafası kızan vurup patlatıyor. Canı sıkılan saldırıyor. Herkesi ellemeyi, taciz etmeyi kendinde hak görüyor. Kız oğlan demeden küçük çocuklara travma yaşatmaktan kimse çekinmiyor. Yaptığının suç olmadığını kezza üstüne üstlük doğal bir şey gibi de savunuyor. Herkesin evine girilebiliyor ve her şey  yapılabiliyor. Boşanmak isteyen karısını yerden yere vurabiliyor.  Eski sevgilisi   kendine dönmüyor diye,  resimlerini ifşa edebiliyor. Bunlar  her gün istisnasız oluyor. 

Neden???

Çünkü bu suçların cezaları sağlam olmuyor. Ya para cezası veya ihtar vererek salıyorlar. Suç tabiki toplumların her yerinde var olan bir olgudur. Ama bizim ülkemizde öncesi bu kadar yaşanmıyor oluşu şimdilerde toplumun güvenlik ve huzurunu tehlikeye koyacak boyuta ulaşmış olması endişe verici.  Bu suç oranlarının önüne bir şeklide geçilmelidir. Yoksulluk,  eğitimsizlik, işsizlik ve sosyal yaşamın sorunları ile karşı karşıya kalan insanların yaşattığı ve icra ettiği olaylar ile güven problemleri baş gösteriyor. 

Nufüsün çoğalması, sosyoekonomik suç oranlarının artırıyor. Uyuşturucu bağımlılığı ve kullanımı da suç işleme faktörleri arasındadır. Uyuşturucu bağımlıları para bulabilmek için de suç işleyebilir.  Gençler arasındaki şiddet,  güç gösterisi ve statü kazanmak için de suç işlemeye yol veriyor.  Kısacası suç işlemeye mahal veren bir ülke haline geldik. 

Adaletin yargının da hızlı,  adil ve etkili bir şeklide çalışması gerekiyor. Cezaların CAYDIRCILIĞI artırılmalı yükseltilmeli ki bu sayede SUÇ işleneceği taktirde kişilerin, ağır cezlarlarla karşı karşıya kalacağı bilgisi yaygınlaştırılabilir. Ama tacize, istismara, hırsızlığa, tehdite v.b gibi suçlara para cezası ve tutuksuz yargı uygulandığı sürece  gerisi TECAVÜZ VE CİNAYET olur. Olmadığını da söyleyemiyoruz.

Bu olayların giderek çoğalması , halkın günlük yaşam kalitesini düşürüyor ve halk güvenliği için daha fazla çaba harcanması anlamına geliyor. Polis teşkilatının daha eğitimli ve donanımlı olması gerekiyor. Toplumda bir farkındalık oluşturulması birlikte çalışarak bunları en asgariye indirmek sizlerin görevi sayın YÖNETİYOR olanlar. 

Bu kadar suçun önüne geçilmesi ve önlenmesi için farklı alanlarda çalışmalar yapılmalıdır. Eğitim, cezalandırma ve toplumsal olarak dayanışma içinde birlikte  çalışılmalıdır. Ama en önemlisi sosyal hayatın, ekonominin ve işsizlğin düzeltilmesi  ve tabi ki ülkeye girenlerin elenmesi en etkili çalışma olacaktır diye düşünüyoruz.  Yani ÇALIŞMAKLA oluyor bunlar. Tek çalışmalarınız 14 MAYIS VE 25 HAZİRANLAR değildir. Kısacası oturarak ve herkes herkesin üzerine sorumluluk yığmakla asayiş sağlanmıyor. Etkili bir sistem ile çürükler temizlenmelidir.


OTURARAK ÜRETEN TEK CANLI 

TAVUKTUR...

KARAKUŞ