04 Aralık 2017 Pazartesi 14:03
518 Okunma
Neden öpüşürüz?
banner108

Her insan aşkını ve sevgisini dudakları aracılığıyla göstermez. Gerçek şu ki American Anthropologist dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, günümüzdeki romantizm algısına kıyasla dünya kültürlerinin yalnızca %46’sının dudaktan dudağa öpüştüğünü gösteriyor. Bu çalışma, bahsi geçen davranışın evrensel olduğunu iddia eden önceki araştırmalarla çelişiyor. Herkesin bu yolla bağlanmadığı açık olsa da herhangi bir genelleme yapmadan önce öpüşmeyi nasıl tanımladığımızı düşünmek gerekiyor.

Evrimsel biyolojinin babası Charles Darwin, 1872 tarihli kitabı İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi‘nde öpüşmeyi tanımlamıştı. Dudaktan öpüşme ile çeşitli ‘öpüşme benzeri davranışlar’ arasında önemli ayrımlar yapmıştı. Burun sürtmek gibi davranışların benzer bir amaca hizmet ettiğini ve modern romantik dudaktan dudağa öpüşmenin öncüsü olabileceğini belirtmişti.

Dünyanın her yerinden benzer davranışları inceledikten sonra, bunların ‘sevilen bir kişi ile yakın temastan zevk duyma’ ya dair içgüdüsel bir arzuyu yansıtmaları gerektiğini farz etti. İnsanların ‘öpüşme’ arzularının doğuştan geldiği ve öpüşmenin tanımına benzer davranışlar da dahil edildiğinde gerçekten evrensel olarak görülebileceği sonucuna vardı.  

Kimi antropologlar ise aynı fkirde değil; öpüşmenin yalnızca basit bir kültürel olgu olduğunu, kendi toplumlarmızda öğrendiğimiz ya da medyada görüp kopyaladığımız bir davranış olduğunu savunuyorlar. Ve tabi ki reprodüktif bakış açısıyla bakıldığında Avrupa tarzı öpüşme, yakınlık için zorunlu bir aktivite değil.

Ancak, bilim literatürü ve araştırmalar detaylıca incelendiğinde, öpüşmenin ‘doğanın’, ‘yetiştirmeye’ iltifat ettiği harika bir insan davranışı olduğuna inanmamak çok zor. Bir başka birey ile bu şekilde bağlantı kurmaya dair doğuştan gelen bir dürtümüzün olduğu görülüyor; fakat yöntem, kültürümüzden ve toplumsal normlardan etkileniyor. Darwin’in 150 yıl önce gözlemlediği gibi, öpüşme benzeri davranışlar, evrimsel mirasımızın bir parçası gibi görünüyor; fakat bunları herhangi bir yerde ya da anda ifade ediş şeklimiz içinde bulunduğumuz toplumdan ciddi ölçüde etkileniyor.

Antropolog Helen Fisher’ın belirttiği gibi, öpüşmenin yapılmadığı toplumlarda bile insanlar cinsel birleşmeden önce birbirlerini ‘okşuyor, yalıyor, sürtünüyor, emiyor, ısırıyor ya da yüzlerine üflüyor.’

Peki, dudaktan dudağa öpüşme neden ve ne zaman başladı? Bunu bilmek imkansız. Ancak dudakları birleştirmenin dünya üzerinde çeşitli toplumsal sebeplerden dolayı yaygınlaştığı ve yok olduğu muhtemel.

İLK YAZINSAL KANITI 3 BİN 500 YIL ÖNCE

Öpüşmenin ilk yazınsal kanıtı, 3500 yıl öncesine kadar gidiyor – Hindistan’daki Vedic Sanskrit metinlerine. ‘Öpücüğü’ karşılayan herhangi bir kelime görünmüyor; fakat aşıkların ‘ağızlarını birbirlerine değdirdiklerinden’ ve bir adamın köle bir kadının ‘dudaklarının nemini içtiğinden’ söz ediliyor. Bu noktadan itibaren öpüşmenin hikayesini takip edebiliyoruz – Antik Yunan’dan Homer ve Heredot’tan Roma İmparatorluğunun şehvetli ve tutkulu öpüşme yöntemlerine dek.

Geçmişte çok yaygın olmasa da, bildiğimiz anlamda romantik öpüşmenin, evrensel bir duyguyu ifade etmenin tek aracı olduğu kesin. Ve düşünüldüğünde dudaktan dudağa öpüşmek, antik dönemde yaşayan insanlara muhtemelen tuhaf ve nahoş gelirdi; özellikle de diş fırçasının icadından önce.

Avrupa stili öpüşme, askeri fetihler, yeni karalara ulaşan gemiler ve Shakespeare, Dickens gibi yazarların işleri aracılığı ile küreselleşti. Günümüzde birçoğumuz için toplumsal bir beklenti haline geldi; çünkü sanat ve edebiyat ile kutlanan ve zamanla artan bir miras oldu öpüşmek.

Dilimiz, ten rengimiz ya da toplumsal normlarımız değişse de öpüşmek bir tür evrensel dil haline geldi. Farklı farklı şekillere ve formlara sahip; ancak paylaştığımız en insanlaştırıcı eylem olmaya devam ediyor. Ve bu büyük dünyada, öpüşmeyi bir başka birey ile bağlanma aracı olarak tanımlamaya kalkıştığımızda, Darwin’e katılmamak mümkün değil.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.